1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Miserere Mei Deus – Ümit İnatçı
Miserere Mei Deus – Ümit İnatçı

Miserere Mei Deus – Ümit İnatçı

Bu haftaki kitabımız Miserere mei deus-Venedikli Mağusa’nın son 300 günü. Ümit İnatçı’nın araştırmaları sonucunda kaleme aldığı destansı bir eser.

A+A-

Dilek Öncül Kodan

 

Merhaba!

Bu haftaki kitabımız Miserere mei deus-Venedikli Mağusa’nın son 300 günü. Ümit İnatçı’nın araştırmaları sonucunda kaleme aldığı destansı bir eser.

Kıbrıs’ta 1570’te başlayıp 1571’de sona eren üç yüz günlük bir insanlık dramı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ada’yı fethetmesi sırasında Mağusa’nın düşüşüne odaklanır yazar. “Resmi tarih metinleri tatmin edici olmaktan çok uzaktı” diyen İnatçı, birçok okumalar yapar, İtalyanca metinleri de taradıktan sonra epik bir anlatım kurgular. Tarihi gerçeklerden sapmamaya çalışarak, dönemi gerçek kahramanların gözünden yaşamaya çalışır, duygu aktarımını öne çıkarır İnatçı.

“Elbette ki beni ilgilendiren tarihsel donelerden fazla, yaşanan trajedinin kendisiydi” diyen Mağusalı yazar, destansı 300 günlük kuşatmanın meydanlar, yıkık kilise duvarları ve kalıntılarla izlerine rastlamanın insana bir başka hissettirdiğini belirtir.

Muhteşem Süleyman’ın oğlu II. Selim’in danışmanlarından birinin, mali sıkıntılarının aşılması için, zengin olan Venediklilerin yönetimindeki Kıbrıs adasını almasını önermesiyle başlar her şey.  1570’in Şubat ayının ilk yarısında bir Osmanlı elçisi aracılığıyla Venedik Krallığı’na Yüce Divan’ın son uyarısı bildirilir: “Ya Kıbrıs’ı bize verin ya da savaşa hazırlanın !”… Venedikliler teslim olmak yerine savaşı seçer.  1570 yılında Temmuz ayının ilk günü Kıbrıs adasının fethine koyulan Osmanlılar, iki ay içinde Limasol’dan başlayarak Baf, Larnaka ve Lefkoşa gibi savunması güçlü kentleri düşürüp Mağusa kentinin kapısına dayanırlar.  

Her savaşta görülen manzaralar yaşanır Kıbrıs’ın fethi sırasında da. Siviller de dâhil çok sayıda insan ölür; kadınlar tecavüzlerden kurtulmak için kendilerini evlerin damlarından atar; çocuk yaşta sayılacak oğlan ve genç kızlar seks kölesi olarak satılmak üzere yurt dışına gönderilir.

Dönemin başkumandanı-Venedikli senatör-Kıbrıs valisi Marcantonio Bragadin, aylar süren savaş sonucu çok sayıda askerini kaybeder. Yiyecek sıkıntısı baş gösterir. Komutanlarının görüşü çerçevesinde bazı ön koşullar öne sürerek teslim olmayı seçer. Ancak onu vahim bir son beklemektedir.

Bragadin, son nefesini verirken -tıpkı çarmıha gerilen Hz. İsa’nın son nefesini verirken söylediği gibi- “Miserere mei deus” diyerek can verir. Ümit İnatçı, bu sözcüklerin, Latincede “gör beni tanrı” anlamına geldiğini belirtir. Ancak Bragadin’in tanrısı onu terk eder, Lala Mustafa Paşa’nınki ise onu muzaffer kılar.

“Merhametin el etek çektiği toprakların kaderi neyse, odur kaderi bu adanın. Kulak vermek lazım Mağusa surlarında yankılanan Bragadin’in çığlığına; ürperip bir daha savaşmamak için bu topraklarda” der yazar. Oysa bitmez savaşlar… Bitmez ölümler, acılar, işkenceler. Çıkarlar için, ganimet için kulak tıkanır çığlıklara…

 

Bu haber toplam 924 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 455 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 455 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler