1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Milyonlarca seveni vardı. Geride 'bölünmüş' bir yurt bıraktı...
Milyonlarca seveni vardı. Geride bölünmüş bir yurt bıraktı...

Milyonlarca seveni vardı. Geride 'bölünmüş' bir yurt bıraktı...

Rauf Raif Denktaş’la birlikte, bir tarih göçerken, insanlar “ölümü” anımsadı. “Hiç ölmeyecekmiş” gibi gelirdi... Ya da “ölümsüz” görünürdü adeta... Ve yaşamın değişmez kuralıyla yüzleşti seveni sevmeyeni, kendi

A+A-

 

 

 

Rauf Raif Denktaş’la birlikte, bir tarih göçerken, insanlar “ölümü” anımsadı.

“Hiç ölmeyecekmiş” gibi gelirdi...

Ya da “ölümsüz” görünürdü adeta...

Ve yaşamın değişmez kuralıyla yüzleşti seveni sevmeyeni, kendine tapanı, kızanı...

 

* * *

Çocukluğumdan bugüne Denktaş’a dair öfkeli kalabalıklarda büyüdüm.

Okuduklarım, algıladıklarım ve anladıklarımdan “acılı bir yurdun” ve çıkmazlara sürüklenen bir “sorun”un en önde gelen sorumlularından biriydi benim için.

Öylesine zorlu bir düğüm atmıştı ki “çözümsüzlüğe”, kolay kolay çıkılmazdı içinden...

Kimi zaman “nefret”e vardı bakışım, kimi zaman “acaba”lara takıldım.

“Acaba Denktaş haklı mı” diye hiç düşünmedim dersem, yalan olur.

 

* * *

Kendi “dava”sına hep bağlı kaldı.

Ama o davada “öteki”ler vardı sürekli, bir de “kin” yüklemek...

Bu ada üzerinde toplumlar arasında “barış inşaası”na inanmadı hiç, barışı yeşertmedi.

Kıbrıs adasında “bölünme”nin en önemli mimarıydı...

Bir de “gelen Türk giden Türk” siyasetinin...

Bir ülkenin kimliği, dokusu, rengi kaybolurken ortadan, Rauf Denktaş tüm bunlara “Türklük mücadelesi” dedi.

Ve ömrünü buna adadı,  “taksim”i kalıcılaştırmak için uğraştı, büyük oranda da başardı.

Elbette tek sorumlusu değildi.

Gördük ki, “Denktaşsız” da çözüm gelmedi!..

Oysa “Denktaş gidecek, çözüm olacak”a inanmıştık.

Belli ki, kendi görüşünde, halkların mutluluğunu, güvenliğini, refahını ”ayrılık”ta gördü.

 

* * *

Çok farklı yolların yolcusu olsak da, kimi gerçekleri göremeyecek kadar da “kör” olamazdık herhalde...

Binleri, onbinleri değil, milyonları kendine bağladı.

Siyasetinde istikrarlıydı.

“Çoğunluk oyları” ile sandıktan çıkan bir “seçilmiş” değil, “lider”di...

Çok zeki, çalışkan, üretken ve inançlıydı.

Bilgeydi... Sebatkardı...

Belki de dünyada az örneğine rastlanır bir “halkla ilişkiler” dehasıydı kanımca...

Ve babacandı, espriliydi, sempatikti, halkla iç içeydi...

 

* * *

Çok acılar çektirdi...

Ama kolay kolay kimselerin göğüsleyemeyeceği acıları da yaşadı, ayakta kaldı.

Ve geride, acılı ve bölünmüş bir yurt bıraktı.

Bir de ‘kurucusu’ olduğu ama kuranların dahi ‘tanınması’ için mücadele etme cesareti bulamadığı, iddiam o ki “temsili” bir devlet...

 

* * *

Bu yazı, Rauf Raif Denktaş’ın tarihi kişiliğine saygının bir sonucu olarak “düşüncelerimi kılığa sokmadan” samimiyetle yazıldı.

Eğer, bir başka dünya varsa, şu anda orada, “ayrı devlet” kavgasına başlamıştır eminim!..

Umarım yurdumuzun geleceği çok daha güzel, aydınlık olur ve bir daha yaşanmaz, dünün acıları...

Ve anısı yaşar...

Kıbrıs coğrafyasının, tüm dünyada en fazla seveni olan insanıydı.

Eşine, sevgili Serdar Denktaş’a, Ender’e, Değer’e, torunlarına, tüm ailesine, sevenlerine, dostlarına içtenlikle sabırlar dilerim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 4500 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler