1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MEVSİM DEĞİŞECEK
MEVSİM DEĞİŞECEK

MEVSİM DEĞİŞECEK

Bu ikiye bölünmüş şehrin bir yarısından ötekine gidip gelişlerim hayatımın ritmini oluşturdu son yıllar. Hep sınır kontrolleriyle geçen günler… Varmış ama yokmuş halleri… Aidiyetsizlik duygusu ya da bir hayale aidiyet…Berbat mı berbat ül

A+A-

 

Bu ikiye bölünmüş şehrin bir yarısından ötekine gidip gelişlerim hayatımın ritmini oluşturdu son yıllar. Hep sınır kontrolleriyle geçen günler… Varmış ama yokmuş halleri… Aidiyetsizlik duygusu ya da bir hayale aidiyet…Berbat mı berbat ülkenin hali... İki yanda da filler tepişiyor. Biz zavallı ezik çimenler, toz duman içinde önümüzü göremiyoruz. Uzun zamandır bu kadar kaybolmuş hissetmemiştim kendimi. Militarist işgalin ötesinde bir işgal bu… Bir ruh talanı….

Canım çok acıyor bazen… Hem toplumsal hem de kişisel hikayeme katlanamıyorum. En çok da suçluluk duygusu yoruyor beni. Geçmiş denen yabancı ülkede dolanıp duruyorum çünkü… Birden yaralarım uyanıyor. Anımsadığım bir ayrıntının çığlığı büyüyor içimde. Başkalarının yaptıkları o kadar da dokunmuyor. Mağduriyet daha katlanılır bir şey çünkü… Zalim anlarım yok sayılır benim ama sayısız sakarlıklarım olmuştur geçmişte… Onları düşündükçe kahroluyorum işte… Bazı zamanların başka türlü de yaşanmış olması mümkün olabilirdi gibi geliyor hep... Kendime kahrediyorum o zaman.

Nedenlerini biliyorum  sakarlıklarımın. Psişik bağlantılarını kuruyorum. Zamanın, konumun, durumun çaresizliğinin hakkını veriyorum ama canımı yakıyorlar çok fena. Bütün yüzleşmeler can acıtıcı... Bunu yapmayınca da yalan bir hayat yaşamak zorunda kalıyorsun ama... Makro düzeyde ülkenin yaşadığı yalanın içinde kendi hayatcıklarımızı sürdürmekteyiz biz de...

Politikacıların kusursuzluğu pazarlama modelleri her gün karşımızda. Bireysel hayatlar için de örnek oluşturuyor bu... Bazı insanlar, hatalarını, kırılganlıklarını asla göstermiyorlar. Bunu örtecek anlatılar sunuyorlar bize. Sayısız mikro-iktidar savaşı, hayatın her alanında gizli-açık bir yarış söz konusu... Kimileri nasıl da güçlü ve kararlı duruyorlar. Hayatın sırrını çözmüş gibi davranıyorlar. Dokunsan ağlayacaklar oysa...

Toplum ormanında dışardan gelecek saldırılara karşı hep tetikte duran hayvanlar gibi olmamız bekleniyor. Yapraklar arasında bir hışırtı var mesela. Kulak kabartıyorsun... Karşıda iki göz sinsice sana bakmakta...

Kendin olmak diye bir klişe vardır ya... Kendimiz dediğimiz “kendinde bir şey” değildir aslında. Kendimiz kadar başkaları da kurar bizi... Onların gözlerindeki “kendimizi” izleriz ve gelip içimize yerleşir bu… Bazen birinin benim hakkımda ne düşündüğünü okurum bakışlarından. Neden öyle düşündüğünü de bilirim. Kurduğu hikayenin detaylarının belleğine sahibimdir çünkü... Yalan, yanlış, eksik, illuzyon taşıyan, rastlantısal bilgiler kurmuştur onun kafasındaki anlatıyı. Bazen hipnotize olmuş gibi o kurgunun içine girerim ve destekleyici yeni bir ayrıntı daha eklerim hikayeye... Sanki kötücül bir enerjiyle paralize olmuşumdur.

Bir gün, iki yazar arkadaşım bana Kıbrıs’ı anlatmışlardı; üç günlük bir turistik ziyaret hikayesinden kalkarak... Bir çöle iniş, ıssızlık duygusu, bir sahilde kötü bakışlı insanlar arasında geçen can sıkıntılı günler, kıstırılmışlık, yabancılaşma… Donup kalmıştım “Kıbrıs aslında bir rüyadır” demek istemiştim onlara. Doğanın yumuşaklığına, tarihi fısıldayan derinliğine, şaşırtıcı değişkenliğinin coşkusuna bırakırsın kendini ve muhteşemdir bu... Herkes en çok da kendi iç yolculuğunu yapar biliyorum. Bir ülkeyle de bir insanla da çok farklı deneyimlerimiz olabilir. Herkesin kafasında bir başka biz vardır. Başka mevsim, başka ışık, başka kimya, başka fizik girmiştir işin içine…

Her an bir yitiş söz konusu ve yeni bir doğum. Her an bir veda ve bir kavuşma... Başaçıkmamız gereken tehlikeler,hayat ormanının yaprakları ardında gizlenen sinsi bakışlar var. Bazen dört nala koşup kaçmak istersin, bazen bir tuzağa takılır ayağın ve düşersin. Düştüğün zaman seni kaldıracak, gözyaşlarını silecek birileri var mı? Yoktur bazen. Kendin kalkıp devam edersin yoluna...

Hep böyle olmayacaktır kuşkusuz. Hayat hergün yeniden yaratacaktır kendini ve şu an tahayyül edilmeyen yenilikler yaşanabilecekir.

Geçmişe bakmak ne kadar kederlendirse de değişimin aynasını tutar insana... Şu an dalgalarla boğuşuyor gemi. Sıkıca tutunmalı... Fırtına dinecek çünkü. Mevsim değişecek.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 892 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler