Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

MESELA

A+A-

 

Genç kadın sabah kalktı, işe doğru yola koyuldu.
O da ne?
Trafik polisi sabah sabah kontrol mü yapıyor?
-Günaydın hanımefendi...
- Günaydın memur bey. Buyurun, bir hata mı yaptım? Kural mı çiğnedim? Hızlı mı gidiyordum? Kemerim de bağlı... Evraklarım da tamam.
- Yok yok, hiçbir kusurunuz yok. Evraklara falan da bakmak istemiyorum. Buyurun...
- Bu da ne? Bir karanfil...
- Evet, bir karanfil. Güne başlarken size bir çiçek veriyoruz. Bu çiçeğe baktıkça, hayatta bakmanız gereken bütün güzellikler gözünüzün önüne gelsin, arabanızı o ruh haliyle sürün istiyoruz.
- Ciddi misiniz? Yoksa bu bir kamera şakası mı?
- Tabii ki şaka değil... Artık biz sadece ceza yazmıyoruz, sürücülerimizin psikolojisine negatif değil, pozitif katkılar koyarak trafiğimizin çok daha sakin, güvenli olacağını düşünüyoruz.
- Çok teşekkür ederim polis bey. Karanfile baktıkça, kendi çiçeklerimi, yani çocuklarımı, yani sevdiklerimi düşünecek, otomobili ona göre kullanacağım.
Devletini sevmişti kadın o an...
Mesela...

***

Öğlen arasında evden getirdiği erzakla karnını doyurmaya çalışan 35 senelik esnaf, kapıda beliren gölgeye doğru başını çevirdiğinde "Eyvah, yine geldiler" diye iç geçirdi.
Kalkıp elini uzattı, "Hoş geldiniz" dedi, gelen iki kişiye oturacak yer gösterdi. Ne kadar suyuna giderse, o kadar karına olurdu. Kahve sordu, istemediler. Çekmeceden evrakları alacaktı ama eli varmıyordu, zira son 3 aydır bir türlü denk getirip ihtiyat sandığı parasını yatıramamıştı.
- Arkadaşlar, dedi mahcup bir ses tonuyla, yatırımlarımda biraz geriliğim var. Maalesef piyasada para yok. Herkes veresiye alıp gidiyor, ileri tarihli çekler veriyor. Tefecilere düşmemek için direniyorum. Alacağım var, ama nakit sıkıntım var. Bu yüzde...
Yaşlı adamın sözünü kibarca kesti konuklardan biri...
- Hiç merak etme sen Mahmut dayı, biz bugün sana bunları sormaya, evrak kontrol etmeye, ceza yazmaya gelmedik.
Mahmut bey 'dalga mı geçiyorlar' diye şöyle bir bakış fırlattı vergi memurlarına... Pek de öyle görünmüyorlardı doğrusu...
- Niçin geldiniz peki? Yani hoş geldiniz be çocuklar da, ziyaretinizin sebebi nedir?
Diğer memur söz aldı:
- Bugün seni dinlemeye, varsa sorunlarını dinlemeye, önerilerini duymaya ve not etmeye geldik Mahmut amca... Ne yer ne içersin? İşlerin nasıl? Piyasada durum nedir? İşyerinden ve işinden memnun musun? Daha iyi çalışabilmek için neler gereklidir? Bunları anlat bize lütfen...
- Be çocuklar, öğlen saati benimle kafa bulmazsınız değil mi?
Sonra ikna oldu, başladı içini dökmeye esnaf Mahmut... Bu anlattıkları 'yukarı'ya, müdürlere, siyasilere aktarılacak, dertlerine çare aranacaktı.
Devletini sevmişti kıdemli esnaf o an...
Mesela...

***

'Mesela' ile biten bir yığın hikaye, çok da kolay yazılır bu ülkede...
Yolundan çöpüne, okulundan ormanına, hastanesinden spor sahasına, her alanda 'tersten' yaşanan bir algılar ve davranışlar silsilesi çevreliyor etrafımızı...
Belki diğer tersinden baksak, hayat daha kolay olacak.
Bir anlığına da olsa 'devletini sevmek' iyi bir duygu olsa gerek!
'Vatan-millet' manasında değil bu cümle tabii ama bunu da tersinden anlayanlar olacaktır muhakkak!..
Bu değil ama mevzu...
Mevzu, insanı insan yerine koymakta...
Onu cezalandırılacak günah keçisi, her fırsatta yolunacak kaz, pusuya düşürülecek kuzu gibi görmemekte...
Kızmak, uyarmak, ceza kesmekte değil hep...
Bazen sevmek, övmek, ödüllendirmekte...
Ve 'o an'ı tattırmakta, bir defa da olsa...
Mesela...

Bu yazı toplam 1055 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar