1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MELİZ REDİF, YENİDÜZEN'E KONUŞTU
MELİZ REDİF, YENİDÜZENE KONUŞTU

MELİZ REDİF, YENİDÜZEN'E KONUŞTU

Meliz Redif henüz 23 yaşında… Atletizm dalında hem Kuzey Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de rekorları var. 15 yaşında başladığı atletizmde Kıbrıs’ta 1 dakikanın altında koşan ilk atlet olurken, performansını ilerleterek, 53 saniyenin altı

A+A-

 

 

MİLLİ ATLET MELİZ REDİF: EN BÜYÜK EKSİK SPOR POLİTİKASI

 

Meliz Redif henüz 23 yaşında… Atletizm dalında hem Kuzey Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de rekorları var. 15 yaşında başladığı atletizmde Kıbrıs’ta 1 dakikanın altında koşan ilk atlet olurken, performansını ilerleterek, 53 saniyenin altında koşan ilk Türk atlet oldu. Olimpiyatlarda yarışan ilk Kıbrıslı Türk olarak da adını tarihe yazdırdı.

 Meliz’le olimpiyat hedefini ve Kuzey Kıbrıs’ta profesyonel sporcu olmayı konuştuk.

·        EN BÜYÜK EKSİK SPOR POLİTİKASI… “…Bir spor politikamızın olmaması en büyük eksik. Sporda iyi olan bütün ülkeler istikrarlı bir spor politikasıyla bu başarıları elde ediyor…”

·        KİMSE ARAMADI… “…“Olimpiyat öncesinde Cumhurbaşkanlığında bir yemek verildi. Ancak O’nun dışında yarış öncesi ya da sonrası arayan ya da başarı dileyen biri olmadı. Adaya geldikten sonra da biri aramadı…”

·        İMKANLAR BİZDE OLSAYDI…“…Ben birçok yabancı ülkede de kamplara katıldım. Spor son derece disiplin sabır ve fedakarlık isteyen bir uğraş. Çoğu zaman 1-2 ayı aşkın sürelerde kampa katıldım. Bazen gezip geldin diyorlar bana, kızıyorum. Bu kamplarda sadece antrenman yapıp yemek yiyor ve uyuyorsunuz. Bazen kaldığımız zaman o kadar uzun oluyor ki, mevsimler değişiyor. Kışlıkları gönderip yazlıkları istediğim bile oluyor. Bu her şeyden önce uzakta olmanın da getirdiği bir zorluk taşıyor. Ailemden uzak kalıyorum. Levent Hoca çocuklarından uzak kalıyor. Bu son derece önemli bir özveri. Ama Kıbrıs’ta kalsaydım kesinlikle bu kadar gelişme gösteremezdim. Yurt dışında diğer sporcuları da izleme gözlemle şansımız oluyor. Onlar çok büyük imkanlara sahip, o imkanlar bizde olsaydı bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdik…”

 

 

OLİMPİYAT YARIŞI

Öncelikle olimpiyat yarışlarını soruyorum Meliz’e.

“Dünya Şampiyonası’na Avrupa Şampiyonası’na katıldım ama Olimpiyatlar çok farklı. Bunu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Her şeyden önce orada olmaktan dolayı mutluyduk. Zaten Türkiyede tarihinde ilk kez 4x4’e katılıyor. Belki çok büyük bir başarı elde edemedik ama sırf orada olmak bile bu yüzden bizim için önemliydi. Sahaya ilk girdikten 2-3 dakika sonra başka bir dünyada hissettim kendimi. İngiliz seyircisinin coşkusu çok hoştu.”

Meliz takımdan bir sporcunun sakatlığı olmasına ve her şeye rağmen ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayarak, “aslında daha büyük bir başarı beklemek haksızlıktı” diyor ve Türkiye takımı olarak 16. sırada yarışabilmenin de son derece önemli olduğuna işaret ediyor.

Döndüğün zaman özel bir karşılama ya da tebrik aldın mı diye soruyorum, Meliz’e.

Cevabı net. “Özel bir karşılama ya da tebrik almadım, devlet yetkililerinden. Beni havaalanında sadece ailem ve yakınlarım karşıladı. Bir de BRT kameraları vardı.”

Belki bir madalya alınamadı, ama ilk kez bir Kıbrıslı Türk olarak Olimpiyatlara katılmanın önemsenip önemsenmediğini sorguluyorum, ısrarla. Meliz özel bir beklentisi olmadığını söylüyor ama “belki olur, karşılamaya gelirler diye de düşündüm” şeklinde bir cümle dökülüyor dudaklarından.

Halk arasındaki heyecanı adaya döndüğünde bütün ayrıntılarıyla annesinden dinlemiş Meliz. “Hem şaşırdım, bu kadar gündem olacağını tahmin etmiyordum, hem de çok gurur duydum” diyor. “Birçok insan televizyonun başında yarışı beklemiş, bazıları eve yetişemeyenler, oturup restorantlarda izlemişler, bunları duymak son derece gurur verici ve bunu yaşamanın da çok kolay olmadığının farkındayım” diye devam ediyor.

 

EN BÜYÜK EKSİK SPOR POLİTİKASI

Kıbrıslı Rum sporcunun yelken dalında Olimpiyat ikinciliği madalyasıyla Güney Kıbrıs’a tarihindeki ilk madalyayı kazandırmasıyla ilgili ne düşündüğünü de soruyorum, Meliz’e.

“Önemli bir şey tabii. Ve Güney Kıbrıs’ın bunun dışında farklı dallarda da başarıları var. Her şeyden önemlisi Güney’de bir spor politikası var.”

Kıbrıslı Rum sporcunun adaya dönüşünde havaalanında devlet töreniyle karşılanmasının da devlet politikalarına ve devletin sporcusuna ne kadar sahip çıktığına bir işaret olduğunu ifade eden Meliz, “Bir spor politikamızın olmaması en büyük eksik. Sporda iyi olan bütün ülkeler istikrarlı bir spor politikasıyla bu başarıları elde ediyor.”

Meliz’in verdiği yanıtlar arasında beni en çok şaşırtanlardan biri de Olimpiyat öncesinde ya da adaya döndükten sonra da kendisini hiçbir devlet yetkilisinin aramaması.

“Olimpiyat öncesinde Cumhurbaşkanlığında bir yemek verildi. Ancak O’nun dışında yarış öncesi ya da sonrası arayan ya da başarı dileyen biri olmadı. Adaya geldikten sonra da biri aramadı” diye anlatıyor Meliz.

Ben şaşırıyorum. Ama O, “”Ben olumsuz şeyler düşünmek istemiyorum.  Düşündükçe kendi canımı sıkıyorum sadece. Açıkçası ben bunlara çok fazla takılmamaya çalışıyorum” diyor.

Devletin mali olarak kendisini desteklemekle birlikte bir politika olmadığından genellikle prosedürleri aşmak için çok uğraştıklarını anlatıyor.

“Devlet yardım ediyor, etmiyor demiyorum. Ama yeterli değil. En fazla da talep ettiğimiz yardım bir türlü zamanında çıkmıyor. Genellikle biz harcamalarımızı karşılıyor ve daha sonra bunun bize ödenmesini bekliyoruz. Oysa bizim hiç bunlarla uğraşmamız, bunları düşünmemiz sadece yarışlara odaklanmamız gerekiyor. Biz cebimize para atmak derdinde değiliz, istediklerimizin zamanında olması bizim için yeterli.”

 

 

DESTEK ÖNEMLİ

Meliz 15 yaşından beri atletizmle ilgilendiğini anlatıyor. Özellikle sporcu bir ailede yetişmemin de etkisiyle ailemin her zaman büyük bir desteğini aldım” diyen Meliz, Olimpiyatlar için hedefini de 4 yıl öncesinden koyduğunu söylüyor.” Bundan sonra da tabii ki daha büyük hedeflerim var. Sezon açıldıktan sonra tekrar değerlendirip önümüzdeki hedefleri daha net belirleyeceğiz” diye anlatıyor yakın gelecek planlarını da...

15 yaşından beri kendisiyle çalışan ve cesaretlendirerek önemli bir motivasyon veren antrenörü Levent Ilgın’ın ve aile desteğinin önemine işaret ediyor, Meliz Redif.Bir de iletişim sponsoru Tel-Sim’in kendisine son derece büyük bir motivasyon verdiğini ve önemli bir katkı sağladığının altını çiziyor.

Ve şöyle devam ediyor;

“Ben birçok yabancı ülkede de kamplara katıldım. Spor son derece disiplin sabır ve fedakarlık isteyen bir uğraş. Çoğu zaman 1-2 ayı aşkın sürelerde kampa katıldım. Bazen gezip geldin diyorlar bana, kızıyorum. Bu kamplarda sadece antrenman yapıp yemek yiyor ve uyuyorsunuz. Bazen kaldığımız zaman o kadar uzun oluyor ki, mevsimler değişiyor. Kışlıkları gönderip yazlıkları istediğim bile oluyor. Bu her şeyden önce uzakta olmanın da getirdiği bir zorluk taşıyor. Ailemden uzak kalıyorum. Levent Hoca çocuklarından uzak kalıyor. Bu son derece önemli bir özveri. Ama Kıbrıs’ta kalsaydım kesinlikle bu kadar gelişme gösteremezdim. Yurt dışında diğer sporcuları da izleme gözlemle şansımız oluyor. Onlar çok büyük imkanlara sahip, o imkanlar bizde olsaydı bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdik.”

“Bu ülkede spor yapmak için herkesten çok çalışmanız gerekiyor” diyen Meliz, özellikle atletizmi destekleyen bir ortam olmadığını anlatıyor. Belki futbol yapmayı daha teşvik edici bir ortam var ama atletizmde bu söz konusu değil, birçok alanda sadece kendi özverinizle bir başarı elde edebiliyorsunuz ancak.

Meliz normal şartlarda son derece sabırsız bir kişiliğe sahip olmasına rağmen atletizmin gerektirdiği sabrı öğrendiğini anlatıyor. “Atletimzde 5 yıl 1 yaş demek. Çok çalışmanız ve çok sabırlı olmanız gerekiyor. Ben günde 2 kez çalışıyorum. Kış döneminde bu 6 saat, yaz döneminde yarış dönemlerinin yaklaşmasının da etkisiyle vücudu dinlendirmek için 4 saat çalışıyorum. Bu kadar çok çalışıp özveri göstermek zor. Özel hayatınız yok. Atletizm aynı zamanda karakter isteyen de bir spor. Bu disiplini karakterinizin kaldırabilmesi lazım.”

 

BAYRAK TARTIŞMALARI

Bayrak tartışması ile ilgili olarak ise şöyle konuşuyor, Meliz;

“Aslında bu tartışmaları ben birebir takip etme şansı bulmadım ama biliyorum. Tabii ki ben de kendi ülkemin bayrağı altında yarışabilmeyi çok isterdim. Ama bu şu an için imkansızsa, bunun için de yapabilecek bir şey yok.”

 Bu tartışmaları gereksiz bulduğunu da anlatan Meliz, sporda ambargonun önemli olduğu kadar, vizyon geliştirmenin de önemine işaret ediyor.

“Olimpiyat barajını geçmek çok zor. Türkiye için bile zor. Ama Türkiye’nin sporda altyapı yatırımları ve geliştirilen politikası her geçen yıl daha iyi başarılar getiriyor. Biz ise sporcu yetiştiremiyoruz. Benden sonra gelenlerde de tabii ki doğal olarak bir inanç eksikliği var. Tabii ki ambargoyu kabullenmek doğru değil ama atletizm beklemeyi kabul eden bir spor değil. Bekleyelim ambargo kalkınca politika geliştiririz o zaman bir şeyler yaparız diyemezsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 958 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler