1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Mektup-22
Mektup-22

Mektup-22

Sıkıştırılmışlığın ta kendisiydi yüreğinde hissedilen. Bir yanın kara diğer yanın beyaz. Önce uykuların kaçmaya başladı...sabah saat 4 sularında. Bir el sanki dürtüyor seni, uykudan uyan ve düşün dercesine. Karanlığa açılan bir çift göz, tavanın b

A+A-

 

 

Sıkıştırılmışlığın ta kendisiydi yüreğinde hissedilen.

Bir yanın kara diğer yanın beyaz.

Önce uykuların kaçmaya başladı...sabah saat 4 sularında.

Bir el sanki dürtüyor seni, uykudan uyan ve düşün dercesine.

Karanlığa açılan bir çift göz, tavanın basıklığında bir yürek, boncuk boncuk terler,boğulmanın eşiğinde.

Sonra başlar savaş atları gibi koşmaya düşüncelerin.

Bir önceki günün muhasebesi bitmemiş meğer.

Başını yastığa koyduğunda silmemişsin yaşanan tüm olumsuzluklar.

Ve o anda ve her anda olduğu gibi gıpta etmişsin; başını yastığa koyup da rahatça uyuyanlara.

Halbuki insan kendisinin düşmanıdır derler.

Düşünceleriyle kendini yorar, hırpalar, bir kenara atar sırasında.

Bu yetmeyince etrafındakilerden çıkarmaya başlar hıncını çıkarabildiğince.

Ve ardından yine döner, hıncına maruz bıraktıklarını görür üzülür, kahreder, lanet okur davranışlarına, yeniden bir “kendi düşmanı olma” yolunda.

Bir an mutluluğu yakalarsın, elinden bırakmak istemezsin, ardından gelecek mutsuzluğun yolunu istemeden gözleyerek.

Onu doyasıya yaşamak istersin, hani bir an eline geçirdin ya...

Yüreğin o kadar mutlulukla dolar ki, gözlerin; zamandır parlamadığı kadar parlar, unuttuğu gülüşleri takınır yine.

Kafandan silmek istersin bir an bile olsa, yine koyuluklara dalmadan, mutluluk, huzur buymuş diyerekten.

Ama bir yanın hep bekler oldu mutsuzluğu, huzursuzluğu.

Böyle gelmiş böyle gider demiyorsun, kaderciliğe geçit vermeksizin ama değiştirmek için suyun akışını, her defasında deneyerek başarısızlıkla sonuçlansa da genelde, “genel” dışındaki başarıları görmek istemişsindir, yaşamında bir can simidi gibi.

Ve tutunmaktan öte, kendinle tek parça yapmak istemişsindir her mutluluk, huzur başarılarını.

Seni paçandan yakalayıp dibe çekmeye çalışan karamsarlıklara bazan kendini bırakır oldun, bazan bir diğer ayağınla vurup, kurtulmayı başarmışsın.

Aslında o anlık gücüne, isteğine bağlı.

Aslında gücüne değil... sadece isteğine bağlı olduğunu sen de ben de çok iyi biliyoruz.

Ve biliyoruz ki senin; derinlerde yüzmeyi de, mutsuzluğu da seven bir yanın var, anlaşılması güç bir durumda.

Belki insan en çok derinlerdeyken dışındakilerin farkına varır.

Hani dışarıdan, gökyüzünden bakmak gibi sen en alttan bakmayı yeğliyorsun.

Belki de herkesin gördüğünden farklı görünüyor insana derinlerden yüzeye bakmak...

Bunu hiç düşünmemiştim...

Herkesin baktığı yerden değil, mutsuzluğu kabullenerek derinlerden, farklı bir yerden bakmak herşeye...

Seni de farklı kılan bu olsa gerek.

Alışılmışın dışında görmek etrafını, mutsuzluğu da mutluluğu da.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 856 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler