1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Mektubun Doğurduğu Soru Ve Sorunlar...
Mektubun Doğurduğu Soru Ve Sorunlar...

Mektubun Doğurduğu Soru Ve Sorunlar...

21. yüzyılın bilim ve tekniğindeki başdöndürücü gelişmler, insan ve toplum yaşamında daha fazla etkileyici ve belirleyici olmaktadır. Bireysel, toplumsal, demokratik yaşamalar... niteliksel ve niceliksel değişmeler gösterebilmektedir. Çağımızın bu hızlı

A+A-

 

 

21. yüzyılın bilim ve tekniğindeki başdöndürücü gelişmler, insan ve toplum yaşamında daha fazla etkileyici ve belirleyici olmaktadır. Bireysel, toplumsal, demokratik yaşamalar... niteliksel ve niceliksel değişmeler gösterebilmektedir.

Çağımızın bu hızlı değişmelerine toplumlar, “değişime açık eğitim sistemiyle”, “çok dilli, çokkültürlülükle”, “yaratıcılık, girişimcilikle”, “bilişim teknolojilerini etkili kullanabilmeyle”, “fırsat eşitliğiyle”, “demokratik yaşama aktif katılan yurttaş” gibi ilkelerle gençlerini eğiterek hazırlanmaktadır. Geleneksel yapı ve değerlerin kıskaçındaki toplumlar, bilimsel düşünüşe ve çağdaş anlayışlara sahip gençlerin öncülüğünde geleceğe doğru güçlü adımlar atılabilmektedirler.

Kıbrıs Türk toplumu da tarihi boyunca eğitime, bilime, teknolojiye önem vermiştir. Gençlerini Türkiye’nin yanı sıra Amerika’ya, Avrupa’ya... eğitime göndermede en küçük bir tereddüt göstermemiştir. Her türlü fedakarlığı yapmış, her türlü sıkıntıya göğüs germiştir.

Kimler Amerika’da, Avrupa’da eğitim almadı ki...

Dr. Fazıl Küçük İsviçre’de Lozan Üniversitesi’nde tıp öğrenimi gördü.

Süleymen Şevfket, Ahmet Muzafer Gürkan, Salih Dayıoğlu ve daha birçok kişi İngiltere’de hukuk eğitimi aldı.

Nail Atalay, Fulbright bursuyla  Amerika’da Kamu Yönetimi’nde master yaptı.

Jale Derviş Fransız Okulu’nda piyano dersi aldı, daha sonra İngiltere’ye giderek müzik eğitimini tamamladı.

İsmet Vahit Güney, 1967 yılında burs alarak bir yıl İrlanda’da Belfast Queen Üniversitesi’ne öğrenim gördü.

Ve daha niceleri...

Bu insanların Amerika’da Avrupa’da eğitim görmeleri sıkıntı mı yarattı?

Çocuklarımızı Batı’ya neden gönderiyoruz?

Bilimi öğrenmek, çağdaş eğitim alabilmek, çeşitli toplum, kültür ve demokrasileri tanımaları içindir.

Çağdaş bir kafa yapısıyla hem eğitim gördükleri alana, hem de toplumsal gelişmeye katkı koymaları içindir.

Şimdi! İçinde yaşadığımız bilgi çağında; geçmişte olduğu gibi bugünde Kıbrıs Türkü evlatlarını bilim öğrenmek için Amerika’ya, Avrupa’ya göndermek arzusundadır. Bunda da herhangi bir sakınca görmemektedir.

Ne acıdır ki Eğitim Bakanı olduğu dönemde Çavuşoğlu Türkiye’ye yazdığı mektupta gençlerimizin Avrupa’da, Amerika’da eğitim almalarını “sıkıntı” olarak göstermektedir.

Neden sıkıntı duyuyorlar?

“Gözlemlerimize göre KKTC’ye dönen bu gençlerimiz, hem toplumsal sorunlara hem de Anavatanla olan ilişkilerimizi yorumlamada ciddi farklılıklar göstermektedirler. Ayrıca bu durumda olan gençlerimizin gelecekte bizlere sıkıntılar meydana getirecek bir bakış açısına sahip olacaklarını şimdiden içinde yer aldıkları farklı eylemlerinden görmekteyiz.”

Mektuptaki bu cümleler yanıt bekleyen yeni sorular doğurmaktadır.

Gençler, toplumsal sorunları ve Anavatanla olan ilişkileri yorumlamada neye göre farklılık göstermektedir? Böyle bir ölçüt var mı? Tek tip bir yorum var mı? Varsa nedir? Bu yorumları kim hangi yetkiye göre belirledi ve gençlerden bunlar isteniyor?

“Gelecekte bizlere sıkıntılar meydana getirecekler” deniyor. “Bizler” dedikleri kimlerdir; “ötekiler” kimlerdir? “Sıkıntılar” derken ne anlatmak isteniyor? Anlamı nedir?

Gençler gelecekte hangi bakış açısına sahip olacaklar?

Gençlerin içinde yer aldıkları ve “farklı” diye nitelendirilen eylemler nelerdir? Böyle bir eylem varsa niye açıklanmıyor, gereği ne ise neden yapılmıyor?

Anlatım sanki bir örgüt içi yazışma gibi... Belirlenmiş bir ideoloji, ülkü, düşünce birlikteliği varmış gibi...

Mektubun doğurduğu soruların yanıtlanması gerekmektedir.

Mektubda Avrupa ve Amerika’ya giden gençlerin bu toplumların  kültüründen, örf ve  adetlerinden etkilendikleri, KKTC’ye , Anavatanda okuyanlara göre düşünceleri, bakışları ve değerlendirmeleri farklı birer insan olarak döndükleri belirtilmektedir.

Bu nasıl bir anlayış? Tek bir düşünceye, tek bir bakış açısına sahip insan yetiştirme politikası mı var? Özgür düşünce, farklı bakış açıları nerede... Neden herkesin tek tip bakış açısına sahip olması isteniyor?

Mektubda ayrıca TED Koleji’nin açılışının İngiliz okuluna gidişi azaltacağı öne sürülüyor. Oysa eğitimin niteliği ne yasakla, ne de ithal markalarla artırılabilir. Okullarımızın alt yapı sorunlarının iyileştirilmesi, program ve kitapların çağdaş eğitim anlayışlarına göre düzenlenmesi, hizmet başında eğitimlerle... olabilmektedir. Bir yöneticinin böyle bir anlayışa sahip olması gerekmektedir. TED’in açılmasıyla ne İngiliz Okulu’na olan talep azaldı, ne de eğitime kalite geldi.

Mektubun son paragrafında ise lise eğitiminin tamamını KKTC’de tamamlayıp A Level, SALT 1 gibi sınavlara giren öğrencilerin Türkiye üniversitelerine kayıt yaptırma hakkının verilmesi isteniyor. Böylelikle “ötekileştirilen” öğrenciler kapsam dışı bırakılmak isteniyor.

Özetle mektubdaki satırların arkasında yatan düşünce şöyle: İngiliz Okulu’nda öğrenim görüp Amerika ve Avrupa’daki üniversitelerde eğitimi alan öğrenciler, toplumsal sorunlar ile Anavatan-Yavruvatan ilişkilerinde “sıkıntı” yaratmaktadırlar, farklı düşüncelere ve bakış açılarına sahip olmaktadırlar. “Lise öğreniminin tamamını KKTC’de tamamlayanlar” diye bir sınırlama, ayrım getirilirse, gençlerin Güney’e, Amerika ve Avrupa’ya gitmeleri önlenecektir. Böylelikle KKTC liselerinden mezun olup A Level sınavlarıyla Türkiye üniversitelerinde öğrenim gören sıkıntı yaratmayan, tek tip düşünen, farklı bakış açısına sahip olmayan gençler yetiştirilecektir.

Külliyeyi çağdaş eğitim anlayışı diye sunanlardan “İlim Çin’de de olsa gidip alın.” demesi beklenirken, “İlim Amerika’da, Avrupa’daysa yasaklayın, gitmesinler.” anlayışı doğuyor. Bu anlayış eğitimde yeni sorunlar doğuracaktı. Yaşadığımız çağla uyuşmuyor.

Eğitim Bakanlığı üniversite kayıtları gelmeden, yarattığı bu sorunu çözmesi gerekmetedir.

Kıbrıs Türkü evlatlarını Amerika’ya da, Avrupa’ya da, Türkiye’ye de bilimi öğrenmek için göndermiştir ve göndermeye de devam edecektir. Farklı bakış açıları, farklı düşünceler demokrasinin gereği olup düşün hayatımızın zenginliğidir. Farklılıklardan doğacak yeni fikirler, görüşler toplumsal gelişmeye katkıdır. Bu katkılar; dün olduğu gibi bugün de, yarında toplumsal gerçekliğe dönüşerek tarih içindeki saygın yerini alacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 987 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler