1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Medya ve Bianet
Medya ve Bianet

Medya ve Bianet

“Bianet Türkiye’ye barış gazeteciliğini ve insan hakları odaklı gazeteciliği yaygınlaştırma amacıyla kurulan, kar amacı gütmeyen bir proje aslında. Türkiye medyasında insan haklarını, barış gazeteciliğini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz.”

A+A-

Simge Çerkezoğlu

‘Başka bir iletişim mümkün’ şiarıyla yola çıkan Bianet; bağımsız bir iletişim ağı, bir web sitesi…  Ama Türkiye için bundan çok daha fazlası. Medyaya yansıyan haberlerden yola çıkarak, erkek şiddetine ve ifade özgürlüğüne ilişkin istatistik tutulmasına, bunların toplumla paylaşılmasına olanak sağlıyor… Bu durum bize de gerçek veriyi bilmeden, sorunlarla mücadelenin imkânsızlığını hatırlatıyor. Avrupa Komisyonu’nun desteği ile AB Bilgi Merkezi’nin düzenlediği Kadın, Şiddet ve Medya konulu konferansta Bianet Kadın ve LGBT Haberleri Editörü Çiçek Tahaoğlu ile tanışıyorum. Gerçekleştirdiğimiz özel röportajla medyadaki şiddeti, toplum üzerindeki etkilerini, bundan kurtulmanın yollarını konuşuyoruz.   

“TÜRKİYE MEDYASINDA BARIŞ GAZETECİLİĞİNİ YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

https://bianet.org/ sitesi özellikle Türkiye’ye dair haberlere, ana akım medya dışından ulaşmak, farklı bakış açıları ile yaşananları değerlendirmek için önemli bir kaynak niteliğinde… Öncelikle Bianet’i biraz daha yakından tanıyoruz.   

“Bianet Türkiye’ye barış gazeteciliğini ve insan hakları odaklı gazeteciliği yaygınlaştırma amacıyla kurulan, kar amacı gütmeyen bir proje aslında. Türkiye medyasında insan haklarını, barış gazeteciliğini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Dolayısıyla insan hakları konusunda uzman editörlerimiz var. Benimle birlikte çalışan çocuk haberleri editörümüz, ifade özgürlüğü haberleri editörümüz var, insan hakları haberleri editörümüz var, tüm bunlar dışında tüm muhabir ve editörlerin uzmanlaştığı insan hakları alanları da var. Herkes kendi alanındaki haberlerin fikri takibini yapmakla sorumlu. Uzmanlaşma olunca haber kaynaklarıyla daha yakın bir ilişki oluyor, konuya daha hakim oluyorsunuz. Gazetecilikte bu çok önemli… Konuya hakim olmak dil ve söylem konusunda daha duyarlı bir gazeteciliği beraberinde getiriyor.”

“MEDYADA ÇIKAN HABERLER TOPLUMDA KANAAT OLUŞTURUYOR”

Yıllardır bir türlü aşılamayan medyadaki şiddet konusunu Tahaoğlu bizim için değerlendiriyor… Defalarca araştırılmasına, konuşulmasına, tartışılmasına rağmen neden bir türlü çözülemediği noktasındaki kaygılarımı paylaşırken, çözüm önerileri sunuyor.    

“Şiddet her ülke için geçerli, aşmakta zorlandığımız bir sorun. Medya da sonuçta toplumun bir yansıması olduğu için ilerleyemiyoruz. Toplum neyse medya da, medya çalışanları da toplumun bir parçası olarak, onun devamını getiriyor. Medya çalışanları da toplumun bir bireyi olarak ön yargılarıyla,  özellikle kadına şiddete dair geleneksel ön kabulleriyle, haberler yazıyorlar. Bu nedenle de bu sorun devam ediyor, önüne geçilemiyor. Medya dilinin değişmesi elbette çok önemli çünkü medyanın toplumda kanaat oluşumunun öncüsü olma görevi de söz konusu. Medyada çıkan haberler toplumda kanaat oluşturuyor, toplumun belli olaylara bakışını meşrulaştırıyor. Dolayısıyla medyada, özellikle kadınlarla ilgili, şiddeti meşrulaştıran haberler yazıldığında, toplumda da bu konuları meşrulaştıran bir bakış açısına sahip oluyor. Medyanın dilinin değişmesi, birçok toplumsal sorunun çözülmesi anlamına da geliyor. Bu açıdan baktığımızda medyanın dönüştürücü gücünün çok önemli olduğunu fark etmek gerekiyor. İşte bu dönüştürücü gücün, hayatlarımızı olumlu yönde dönüştürmek için kullanması gerektiğini düşünüyorum. Bunu gerçekleştirmek için çalışıyorum.”

“KURUMLAR KENDİ YAYIN POLİTİKALARINI OLUŞTURMALILAR”

Medyanın şiddeti meşrulaştırılması probleminde Kıbrıs Türk basınını değerlendiren Tahaoğlu, Türkiye ile benzer paralellikte bir dil tutturduğumuzu düşünüyor… Bunu söyleme nedenlerini açıklarken, şiddetin meşrulaştırılmasını engellemek için her kurumun kendi yayın politikasını belirlemesi gerekliliğine de vurgu yapıyor.       

“Medyanın dili her ülkede aşağı yukarı aynı, bu konu da ülkeden ülkeye fazla değişkenlik göstermiyor. Kıbrıs’ta yayınlanan Türkçe gazetelerin web sayfalarını buraya gelmeden önce özellikle oturup detaylı olarak inceledim. Türkiye ile çok da farklılık göremedim. Benzer bir sorun tespit ettim. Bir gazetenin web sitesinde iletişim fakültelerine örnek haber olarak okutulacak nitelikte haberler de yer alıyor, tam tersine sakın böyle yazmayın denilecek kadar uygunsuz haberler de yazılıyor.  Bu iki durum, aynı mecrada kendine yer buluyor. Bu durum Türkiye’de de aynen böyle. Bunun nedeni medya kuruluşları şiddet, özellikle kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda bir yayın politikası oluşturamıyor. Bir kurum kendi yayın politikasını oluşturmadığı zaman, bir haberin içeriği muhabirin niteliği, kişisel duyarlılığı ile sınırlı kalıyor. Böylece hem çok iyi yazılan bir haberi, hem de hiç yapılmaması gereken hataları aynı kurumda, hatta yan yana dahi görebiliyoruz. Kıbrıs’ın kuzeyinde de temel sorun bence bu. Bunun yanında memnuniyet duyduğum bir durum da var. Biz, Bianet haber sitesi bir şiddet çetelesi tutuyoruz. Medyaya yansıyan haberlerden çıkardığımız şiddet olaylarıyla istatistiki oluşturuyor, yaşanan şiddeti kayıt altına alıyoruz. Sizin gazeteleriniz de özellikle kadına şiddet konusunda aynı şeyi yapıyor. Bunu yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

“ERKEK EGEMEN DÜZEN DEĞİŞMEDİĞİ İÇİN BİR TÜRLÜ İLERLEYEMİYORUZ”

Yıllardır konuşuyoruz, tartışıyoruz ancak medyanın özellikle de kadına yönelik şiddeti yansıtmaktaki yanlışlarını bir türlü düzeltemiyoruz. Soruna çözüm getiremiyoruz. Medyanın tüm toplumu etkilemekteki gücünü yadsıyoruz. 

“Ara ara ben künyelere bakıyorum, medya çalışanları arasındaki kadın oranları çok az artış gösteriyor. İçerikler de bunun devamı olarak elbette düzelmiyor. Aslında bu sorun sadece bizim çalıştığımız alana dair bir sorun değil. Kadının iş gücündeki yeri genel olarak az. Ben tabii daha çok medyayı inceliyorum, bunun nedeni tüm toplumu etkiliyor olması, toplumsal düşünceyi değiştirebilecek güce sahip olması… Kadının temsili konusuna genel olarak baktığımızda kadın haklarının da sorunlu olduğunu görüyoruz. Kadınların kazanılmış haklarının dahi geri gittiği bir dünya düzeninde yaşıyoruz. Bu sadece bizim Orta Doğu coğrafyamız için geçerli bir durum da değil, Amerika da dahi böyle bir eğilim söz konusu. Geldiğimiz bu durum da sonuçta bütün bunların sonucu. Kadının eşitlik mücadelesini kazanmaması, bizim tüm bu konularda ileri gitmemizi güçleştiriyor. Erkek egemen düzen değişmediği için bir türlü ilerleyemiyoruz. Bunun yanında kadınlar çok eril bir rekabet ortamında çalışıyor. Dolayısıyla kadınlar da artık eril düşünmeye başlıyor. Her kadın senin, benim gibi bakış açısına sahip olamıyor. Cinsiyet olarak kadın doğmak, kadın olmak toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını bize kazandırmıyor. Bunu kazanmak için de üzerinde düşünmek, okumak gerekiyor.  Tüm bunlar yanında özellikle medyada kadını sadece şiddet gören, mağdur olarak göstermek de yanlış. Başarılı, girişimci kadınlara da medyada daha çok yer vermek gerektiğini düşünüyorum. Rol modelleri öne çıkarmak gerekiyor.”

“BİR ERKEK DAHA SORUYU SORMADAN ANLATMAYA BAŞLIYOR”

Kadın olmak, toplumsal eşitlik bilincine sahip olmak bile kadının medyada sesini daha fazla duyurmakta yetersiz kalıyor. Ben kendi yaptığım röportajlarda bile bunu görüyor, erkek egemen dünyada daha çok erkeklerin konuştuğunu, öne çıktığını hissediyorum. Bunun da bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.

“Aslında her meslek alanında kadınlar, uzmanlar var. Fakat erkekler hep daha görünür konumda, bir muhabir için daha ulaşılır durumda. Biraz da kendi kafamızda da bunu kırmamız gerekiyor. Biz Bianet’de haber kaynağı olarak kadına ve erkeğe eşit olarak yer vermeye çalışıyoruz. Özellikle ciddi alanlar, ciddi adamlar dediğimiz bir konu var; Ekonomi, spor, siyaset gibi alanlarda kadın uzmanlar da var elbette ama sıklıkla yaşadığım bir sorunu da sizinle paylaşmak istiyorum. Mesela konu ile ilgili kadın bir uzman buluyorum. Ondan görüş almak üzere de telefon açıyorum ama genelde bu konuda biraz düşünmem gerekiyor cevabı ile karşı karşıya kalıyorum. Oysa gazeteciliğin öyle bir vakti yok. Biz zamanla yarışıyoruz. Oysa bir erkeğe bu şekilde bir soru ile yaklaştığımda onu susturmakta zorlanıyorum. Soruyu sormadan anlatmaya başlıyor. Kadın ve erkek arasında böyle ciddi bir fark var. Dolayısıyla haber kaynağı olarak kadına ulaşmaktaki sıkıntınızı anlıyorum. Aslında kadın da haklı; bir fikir beyan edecek, üzerine düşünmek istiyor. Erkek ise düşünmeden konuşabiliyor. O kadar özgüvenli. Bu da toplumsal alışkanlıkların getirdiği bir şey tabii… Fakat bu iletişim çağı bir konu üzerinde çok düşünmeyi, beklemeyi kaldırmıyor tabii.”

      

 

 

 

 

 

   

 

Bu haber toplam 646 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 354 Sayısı

Adres Kıbrıs 354 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler