1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Meclis’ten çıkalım! Eeeee!..
Meclis’ten çıkalım! Eeeee!..

Meclis’ten çıkalım! Eeeee!..

Yine sesler yükseldi: “Meclis’ten çekilelim!” Ne zaman ki “hükümet”e tepki oluşuyor, ülkede altüstlük yaşanıyor, ilk akla gelen bu. Bence en tehlikelisi… *** Bakınız, bir siyasi parti, “Ben bu Meclis&#

A+A-

 

 

Yine sesler yükseldi: “Meclis’ten çekilelim!”

Ne zaman ki “hükümet”e tepki oluşuyor, ülkede altüstlük yaşanıyor, ilk akla gelen bu.

Bence en tehlikelisi…

 

***

 

Bakınız, bir siyasi parti, “Ben bu Meclis’in çözüm üreteceğine inanmıyorum, bu nedenle seçimlere de girmiyorum” derse, saygı duyarım.

Mücadelesini tümüyle Meclis dışına, sokağa yığar, farklı platformlar kullanılır, anlaşılırdır.

Ama önce “seçimlere” girmek, ardından da “öfkelince” Meclis’i terk etmek... Ya da bunu en “müthiş” eylem modeli olarak ortaya koymak...

Özür dilerim ama hem seçmenin oyuna saygısızlıktır, hem de kolaycılık.

Bu adımı kim atarsa CTP, TDP, UBP, DP fark etmez, fikrim de değişmez.

 

***

 

Şöyle açmak istiyorum.

En son seçimleri düşününüz…

TDP’ye oy verenler arasında, “Partimiz Meclis’te çoğunluğa ulaşacak, tek başına hükümet olacak” falan düşünen oldu mu?

DP için de geçerli aynı soru, hatta CTP!

Bence olmamıştır!..

Ama yine de seçmen gitti, “duruşuna, programına, çizgisine” güvendiği için bu partilere oy verdi.

Bir anlamda, “Meclis’te sesim ol” dedi…

“İlla ki hükümete gelmen önemli değil, beni Meclis’te temsil et” dedi.

Şimdi siz, bırakıp kaçacaksınız...

Yanıt hazır: “Ama hükümetteki UBP bizi dikkate almıyor!”

Meclis’teyken sizi dikkate almayan hükümet, kaçınca mı dikkate alacak yani?

Üstelik, “Meclis’ten çekilmek” erken seçime neden olmuyor.

Nereye kadar gidecek bu böyle...

Yarın, bir başka parti “kızacak” o da kaçacak Meclis’ten, bir sonra öteki!..

Peki seçmen niye oy verecek...

Ya “güçlü”ye yanaşacak seçmen, ya da gitmeyecek sandığa, eğer “Meclis’te muhalefet” yoksa...

 

***

Ha şunu anlarım...

Tüm toplum kesimleri “iş bırakır, sokağa iner…”

İşçisi öğretmeni memuru esnafı…

Meclis’teki vekili de…

Ve denir ki, “Erken seçime kadar sokaktayız…”

“Aç da kalsak, maaşsız da, kaçmıyoruz” der.

O zaman tamam.

Yoksa, “Kızdım, Meclis’ten kaçıyorum…”

Neye yarar ki, insanların içindeki “öfkeyi” istismar dışında!

 


 

Sunay Akın’la muhteşem 2 saat

 

 

Çok keyifli iki saat geçirdik, bilgilendik, biraz daha yıktık beynimizdeki kimi duvarları…

Evet, Sunay Akın’ı izledik, Lefkoşa’da Golden Tulip Otel’de… Kuzey Kıbrıs Turkcell ailesine özel bir gösteriydi aslında…

Eksik olmasınlar, medyayı da davet etmişler; üç gazeteci - köşe yazarı kaçırmadık bu fırsatı...

 

***

 

Nasıl bir hafıza Sunay Akın’ınki şaşmamak elde değil.

Bu köşenin sürekli okurları, yıllardır yaptığım alıntılardan da bilirler, Sunay Akın aşkımı...

Öylesine güzel buluşturuyor ki, tarihteki gerçekleri, günümüzle…

Bilgiyi paylaşmanın… Okumanın… Bakmakla kalmayarak “görmenin”...

Ve “bilgi toplumu” olmanın ileri bir demokrasi, çağdaş bir yaşam adına önemini iliklerinize kadar hissediyorsunuz...

Yaşadığımız nice rezilliğin de, aslında “cehaletin” ürünü olduğunu anlıyorsunuz...

 

***

 

Gösteri sonrasındaki ayaküstü sohbetimizde, Kıbrıs’ın tarihiyle de buluşmasını, yazmasın istedik, çünkü Türkiye, neredeyse hiç bilmiyor, coğrafyamızı, kültürümüzü, geçmişimizi, “bizi”...

Biz çok biliyoruz sanki?

“Türkiye”den transfer müfredatlarla kendi geçmişini, tarihini, değerlerini tanımadan ve anlamadan “büyütüyorlar” hepimizi sonuçta…

 

***

 

Sunay Akın’ın hiç ezberimden çıkmayan şiiridir, denizden alacaklı olduğumuz…

Hani özgürlük kelimesini ağzından hiç düşürmeyen devrimci, yatamadan önce bir bardak su yerine denize bırakır ya takma dişlerini…

Dişlerimiz değil ama “düşlerimiz” takılmıştır, duvarlara…

Yani, çok hem de çok ihtiyacımız var, daha fazla aydınlanmaya...

 

***

 

Sunay Akın, vedalaşırken, “hadi bakalım kızılderililer” dedi…

Tam da öyle olduk!..

Ne acı ki…

 


 

‘Biz’ yazacaktık

 

Hani yeni “Ekonomik Program” burada hazırlanacaktı, “biz” yazacaktık, bu coğrafyada, “ortak akıl”la…

“Herkes fikrini söylesin, biz dinlemiş olalım, sonra bildiğimizi yapalım” deyince, oluyor mu yani?

Üç beş göstermelik toplantı, sonra, ver elini Ankara!..

Bu mu yani?!

Ve sizin “biz”iniz kim sahi?

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1250 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler