1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Masari’den Aytotoro’ya son yolculuk…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Masari’den Aytotoro’ya son yolculuk…

A+A-

Bir okurumuzun 29 Ocak 2013’te bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Masari’de (Şahinler) göstermiş olduğu alanda kalıntıları bulunan altı “kayıp” Kıbrıslırum’dan birisi olan Sotiri Kolovu, yarın (2 Nisan 2017, Pazar) Aytotoro’da düzenlenecek cenaze töreniyle toprağa veriliyor.

Aslen Harçalı olan (şimdiki adıyla Karaağaç) ve 1974’te henüz 18 yaşında askerliğini yaparken savaşta öldürülen Sotiri Kolovu, Kayıplar Komitesi tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda DNA testleriyle kimliği belirlenerek ailesine iade süreci başladı.

Sotiri Kolovu, Pazar günü saat 11.00'de Aytotoro-Larnaka'da defnedilecek... Okurumuzun gösterdiği bu alanda altı "kayıp"tan geride kalanlar bulunmuştu... Okurumuza bu insani yardımından ötürü, Kayıplar Komitesi'ne de gösterdiğimiz alanda kazı yapmış olduğu için çok teşekkür ederim... Sotiri Kolovu artık düzgün bir mezara kavuşacak - ailesinin acısını paylaşıyoruz...

 

NELER YAZMIŞTIK?

Okurumuzla birlikte Kayıplar Komitesi’ne 29 Ocak 2013’te gömü yerini gösterdiğimiz Masari’deki bu alanla ilgili olarak o günlerde bu sayfalarda özetle şöyle yazmıştık:

“Geçen hafta bir okurum arıyor beni...

“Uzun zamandır aramayı düşünürdüm” diyor...

1974 sonrası ailesi Masari (Şahinler) köyüne yerleştirildiği zaman henüz yedi yaşında bir çocukmuş...

Dedesiyle birlikte dolaşırken, savaşta öldürülmüş bazı Kıbrıslırumlar’ın cesetlerini görmüşler.

Dedesi gömmüş onları...

Bu olay, o zamanlar yedi yaşında bir çocuk olan okurumu çok etkilemiş...

“Orayı size gösterebilirim” diyor.

Hemen Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’i arıyorum ve Salı günü yani 29 Ocak 2013 tarihinde okurumla birlikte bölgeye gitmeyi kararlaştırıyoruz.

Okurum, aracı süren Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal’ı yönlendiriyor – bir noktada, Serhatköy (Filya) yakınlarında Lefkoşa-Omorfo yolundan ayrılarak toprak bir yola giriyoruz. Burada bir mandra ve arı kovanları var... Toprak yolu takip ederek ilerliyoruz, sonra okurumun işaret ettiği noktada duruyoruz. Bu noktaya Kayıplar Komitesi araştırma görevlileri Erdoğan Bey ile Hikmet Bey de geliyor...

Bulunduğumuz yer, Masari’nin (Şahinler) dışında bir nokta – okurum dikkatle çevreyi inceliyor...

“Aslında hatırlamak istemezdim bunları, yedi yaşında bir çocuktum o zamanlar... İnsan ister istemez etkilenir” diyor.

Yedi yaşında çocuklar savaşın korkunç yüzüyle hiç karşılaşmamalı ama biz Kıbrıs’ta kaç kuşaktır savaşın çeşitli halleriyle yaşıyoruz: 1963’te ben beş yaşındaydım ve savaş beni dehşete düşürmüştü… 1974’te henüz yedi yaşında bir çocuk olan okurum, cesetlerle karşılaşmıştı ve bu onu çok etkilemişti... 

Okurum toprak yolda ilerliyor ve bir noktada duruyor: Buraya üç “kayıp” Kıbrıslırum’un gömülmüş olduğunu anlatıyor, aslında bu noktada dört “kayıp” varmış fakat birisini köpekler parçalamaya başladığı için dedesi onu toprak yolun kenarına açılmış trençin içine gömmüş, diğer üç kişiyi de durduğumuz noktaya...

Yolun tam üstünde Kıbrıslırumlar’a ait bir mevzi olduğunu anlatıyor, mevzi hala orada duruyor... Okurumun “nişanı” bu mevziymiş... Toprak yol, ileriye doğru uzanıyor, az ötede tuhaf bir çukurlaşma ve tümsekleşme yaparak devam ediyor.

Okuruma, “Bu noktadan emin misin?” diyorum, “Bak, ilerideki o tepelenen nokta olmasın? Çünkü burası yolun tam içi...”

“Yok, burasıydı” diyor...

Bütün yol boyunca derin çukurlar kazılmışmış çünkü bu trençlerden su boruları geçirilecekmiş fakat savaş su borularının döşenmesini sonsuza kadar ertelemiş...

“Bu ohto boyunca kazmalısınız” diyor okurum... “Buradaki çukurlara başkalarını da gömmüş olabilirler...”

Ohtoların altı inanılmaz güzellikte, rengarenk lalelerle kaplı... Ateşi pembe, koyu mor, altın sarısı laleler açmış her yanda...

Ohtonun üstüne tırmanıp 1974’ten kalma mevziyi inceliyoruz... Okurum az ileride, bize sesleniyor: Geri dönüyoruz...

“Buraya da beş yaşlarında bir çocuğu gömdüydü dedem” diye anlatıyor...

“Bir kız çocuğuydu ama vücudunun yarısı yoktu... Sarı saçları vardı... Vücudunun sadece üst yarısı vardı burada... Üstüne bir bomba düştüydü herhalde ve parçalandıydı... Hatta yakınlarında yanmış bir bebek bulunduğunu da hatırlarım ve kırık tabak parçaları...”

Bu bölgede “kayıp” edilen yedi yaşında bir oğlan çocuğu, çocuğun annesi ve babası ve bir de Masarili var – onlar olabilir mi acaba?

Bu aile Vasilyalı bir Kıbrıslırum aileydi, Masari’de (Şahinler) bir Kıbrıslıtürk tarafından alındıktan sonra “kayıp” edilmişlerdi. Okurumun gördüğü çocuk, o çocuk olabilir mi? Bir bombanın parçaladığı beş yaşlarındaki çocuğun saçları uzun idiyse – o zamanlar “Beatles” modası vardı – onu bir kız çocuğuyla karıştırmış olabilir mi acaba? Yoksa buradaki çocuk, başka bir “kayıp” çocuk mudur?

Dedesinin bu çocuğu gömdüğünü sandığı noktayı gösteriyor, orada da çiçekler açmış, laleler fışkırmış topraktan...

Bütün bu gördükleri onu günlerce çok etkilemiş, “Geceleri rüyalarıma girerdi” diyor... Şimdi tekrar buraya geldik ve o kötü hatıralar tekrar canlanıyor, “Bunları hatırlamak istemezdim ama insanlık için bunu yapmalıyım” diyor.

Savaşın görgü tanığı yedi yaşındaki çocuk, burasını hiç unutmamış... Yıllar sonra bize bu olası gömü yerlerini gösteriyor, “Bir çappa olsaydı, şimdiye bulurduk” diyor hayıflanarak.

“Merak etme, Kayıplar Komitesi burayı kendi yöntemleriyle kazacak” diyoruz.

Okurum çevreyle ilgili hatırladıklarını anlatıyor:

“Burada yol boyu direkler vardı, tel çekilmişti” diyor ve gerçekten de az sonra sonra direkleri buluyorlar...

Okurum toprak yolda ilerliyor ve yolun tümseklendiği noktada bazı kemikler bulmaya başlıyor. Bunları antropolog Okan Oktay’a gösteriyor, kemiklerden bir tanesi hayvan kemiği... Ama az sonra okurum bir kemik daha buluyor: Bu bir insan kemiği, Okan Oktay bunun bir insan parmak kemiği olduğunu söylüyor... Bir kemik parçası daha buluyor, bu kırık parçacık da insan kemiği... Demek ki bu nokta da araştırılmalı, belki de okurumun sözünü ettiği üç kişi, yolun aşağısına değil, buraya gömülmüş. Ya da belki de bu noktada başka bir gömü olabilir.

Kallis okurumuza teşekkür ediyor, “Yaptığınız şey, insanlığa hizmet etmektir” diyor... Okurum da “Bari bu aileler biraz huzura kavuşsun” diyor... Ona yürekten teşekkür ediyoruz hepimiz ve Masari’den (Şahinler) ayrılıyoruz...”

masari.jpg

PAZARTESİ DEVAM EDECEK...

--------------------------------------------------------------

***  İngiltere’den “kayıp” arama çalışmalarına 124 bin Euro katkı…

Kidd: “Proje, çözüm sürecinin önemli bir parçası…”

Lefkoşa, 31 Mart 2017 (T.A.K.): İngiltere, kayıp şahısların gömü yerinden çıkarma, kimlik tespiti ve kalıntıların iadesi çalışmaları için 124 bin euro bağışta bulundu.

Birleşik Krallığın Kıbrıs Yüksek Komiseri Matthew Kidd, 1963-1964 ve 1974’te meydana gelen trajik olayların sonucunda kayıp olarak listelenen şahısların, Gömü Yerinden Çıkarma, Kimlik Tespiti ve Kalıntılarının İadesi Projesi’nin bir parçasını oluşturan Lefkoşa’da ara bölgedeki Antropoloji Laboratuarı ziyaretinde, çalışmalara 124 bin Euro’luk katkıda bulundu.

Birleşik Krallık tarafından son on yıl içerisinde projeye yapılan katkı 297 bin Euro’ya ulaştı.

 

KİDD

Matthew Kidd Antropoloji Laboratuarı ziyaretinde, Projenin, doğrudan insanları ilgilendirdiği ve anıları çağrıştırdığı için çözüm sürecinin önemli bir parçasını oluşturduğunu ifade etti.

İngiltere’nin Projenin uzun süreli destekçisi olduğunu kaydeden Kidd, bugün yapılan katkının Birleşik Krallığın konuya verdiği önemin göstergesi olduğunu kaydetti.

 

ARNİ

Projeyi yürüten Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi Paul-Henri Arni de konuşmasında, yapılan katkının Komite çalışmalarının devamı açısından çok önemli olduğunu, kayıp yakınlarının uzun zamandır yaşadığı acı ve belirsizlik haline bir son getirme şansı tanıdığını kaydetti.

Kayıplara yönelik çalışmalarla ilgili olarak, İngiltere Savunama Bakanlığı’ndan gömü yerlerinin bulunması için arşivlerinden bilgi edinilebileceği yönünde bir ay önce mektup aldıklarını kaydeden Arni, 2017 yılı içerisinde İngiltere’ye ekip göndereceklerini kaydetti.

 

KÜÇÜK

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük ise konuşmasında, kayıp arama çalışmalarına, arşivleriyle yardımcı olma yönünde Birleşik Krallığın yanında, 1963, 1964 ve 1974 olaylarında adada bulunan tüm tarafların da işbirliği yapmayı kabul ettiğini kaydetti.

Küçük, “Adada olan taraflar bizimle arşivlerde işbirliği yapacaklarını da söylediler” dedi.

Proje kapsamında bugüne kadar kayıp listesinde yer alan 750 kişiye ait kalıntıların kimlik tespiti yapılarak yakınlarına teslim edildiği de kaydedildi.

(TAK Ajansı Haber Bülteni’nden – 31.3.2017)

Bu yazı toplam 1053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar