1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MARAŞ
MARAŞ

MARAŞ

Bu kadar yakından görmeyeli sanırım uzun yıllar olmuştu. Ama her görüş sanki bir ilk keşif gibi. Hala o aynı şaşkınlık ve o aynı dehşet duygusu etkisi altında alıyor beni. Geçtiğimiz hafta sonu yakın arkadaşlarımızın düğünü için Mağusa’daydık. Tam

A+A-

 

Bu kadar yakından görmeyeli sanırım uzun yıllar olmuştu.

Ama her görüş sanki bir ilk keşif gibi. Hala o aynı şaşkınlık ve o aynı dehşet duygusu etkisi altında alıyor beni.

Geçtiğimiz hafta sonu yakın arkadaşlarımızın düğünü için Mağusa’daydık. Tam kapalı Maraş’ın yanında. Göz alabildiğine uçsuz bucaksız uzanan muazzam sahilin koynunda.

Mağusa’nın sahillerini ve denizini her zaman sevmişimdir. Birçok yere göre avantajlı olduğunu düşünüyorum.

Maraş sahiline bakan Palm Beach Otel de yenilenmesinin ardından son derece keyifli bir tesis yaratmış. Adanın en güzel sahillerinden birinin üzerinde oturuyor.

Özellikle son dönemlerde çeşitli etkinlik ve kutlamalarda da Mağusa’nın en çok tercih edilen yerlerinden biri olmuş yeniden.

Mağusa uzun zamandır kendi içine kapalı bir yapıda. Şehirde geçirdiğimiz 2 gün boyunca şehrin içinden hızla geçmek yerine, şehri yaşamak fırsatını da bulduk.

İlk göze çarpan aslında uzun zamandır öyle olmasına rağmen, belki biraz daha yakından ve dışarıdan bakınca daha çok kendini hissettiren bir durağanlığı var şehrin.

Yaz dönemi öğrenci hareketinin de azalmasının bunda mutlaka etkisi vardır ancak şu da bir gerçek ki, kent artık üniversiteden geçmiş yıllardaki kadar büyük bir hareket yaratamıyor.

Yapılan yeni girişim ve yatırımlar da beklenilen sinerjiyi vermiyor.

En dikkat çekici olan şeylerden biri, çok değil aslında bundan 5-6 yıl öncesine kadar hızla gelişen şehrin, şimdilerde gözle görülür bir durağanlığa girmesi. İşletmeler daralan ekonominin etkisiyle çehre yenilemesine bile belli ki uzun süredir gitmiyor.

Mutlaka genel ekonominin de etkisi vardır, Mağusa’nın bugünkü halinde. Ama özellikle inşaat hareketliliği ve ekonomik gelişim açısından hareketin Mağusa dışına kaydığı gerçekliğini de not etmek gerekiyor.

Yapılan son nüfus sayımı Mağusa ile ilgili bir başka gerçekliği de ortaya koydu. Rakamlara göre en çok nüfus artışı Girne ve Lefkoşa’da kaydediliyor. Bu rakam Girne’de 16.3, Lefkoşa’da 15.4.

Yani her iki şehir de birbirine çok yakın büyümüş. Zaten her şeye rağmen şehirlerin yüzünde yaşanan gelişme, bu nüfus büyümesiyle de paralellik gösteriyor.

Yeni işletmeler, yeni inşaatlar, ekonomik durgunluğun bütün olumsuzluğuna rağmen şehirleri henüz kendi içine kapatmamış, aksine gelişime açık tutuyor.

Ancak nüfus büyümesi Mağusa için 7.8 oranında veriliyor. Yani bu şehirlerin yarısı kadar.

Üstelik . Girne ve Lefkoşa’ya göre %1.3 oranında da gerilemiş. Şehir eski günlerini arar durumda.

Ve bunu artık şehrin yüzünden de görebiliyorsunuz.

Üniversite yıllarım Mağusa’da geçti. Ülkenin en sevdiğim duygusal olarak da derin bir bağım olan şehridir, Mağusa. O yüzden belki de bugüne kadar en hareketsiz günlerini yaşadığını söylemek beni ayrıca üzüyor.

DPÖ’nün son nüfus sayımında Güzelyurt’un büyümesi 0.4 olarak gösterilmiş. Mağusa’dan da neredeyse bir Güzelyurt yaratmaya doğru gidiyoruz.

Şüphesiz ki şehirlerin gelişimi ülke genelindeki ekonomiyle doğru orantılı gelişir. Bunu geliştirmek de en başta hükümetlerin görevidir.

Üstelik kendisi de bir Mağusalı olan Ekonomi Bakanı’nın limanda yaşanan partizan kavgaların ötesinde, şehrin gelişimi için daha çok çalışması da beklenebilir.

Ama hem Mağusa’nın hem de bu adanın Kuzey’inin daralan ekonomisini canlandırmak, çözüm umutlarını yeşertmek ve toplum üzerindeki ölü toprağını atmak adına yapılabilecekler hala var.

Yarım asırdır çürümeye terk edilmiş bir kentin yeniden hayata kazandırılması, sadece Mağusa için değil, adanın tamamının, sonraki kuşakların umudu için son derece hayati bir adımdır.

Çözüm umutları bu kadar karanlık bir noktadayken, Maraş’ın açılması için uluslararası hukuk temelinde bir açılımda bulunmak, siyasi açıdan da bir joker kaybı değil, yeni bir sayfa kazancı yaratacaktır.

En azından bu konu kesinlikle üzerinde düşünmeye değer bir konudur.

Ve muhalefet partileri de “Maraş kapsamlı çözümün parçasıdır” ezberinin dışına çıkıp, bu konuda vizyon sahibi bir politika üretebilmelidirler.

Kısa süre önce Milliyet’te çıkan ve Maraş’ın yeniden inşası için 100 milyar Euroluk bir kaynağa ihtiyaç duyulacağını söyleyen haber bana bunları düşündürdü.

Mağusa İnisiyatifinden Serdar Atai, bu rakamın abartılı bir rakam olduğu görüşünde. En son 2008’de bir grup Alman uzman tarafından yapılan çalışmalarda, öngörülen rakamın 3 milyar Euro olduğuna işaret ediyor.

Maraş’ın ayağa kalkması için kaç para gerektiğinin ötesinde, bu yönde atılacak adımın zaten kendi ekonomisini kendiliğinden de yaratacağını unutmamak lazım.

Kapalı kaldığı her gün maliyetin artması ve kapalı köhne bir kutu içindeki bu değerden her iki toplumun da yararlanamaması demektir.

Bir nevi varlık içinde yokluk durumu gibi…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 667 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler