1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Manyak mahalle
Manyak mahalle

Manyak mahalle

Yeni evlenmiş ve yeni bir mahalleye taşınmışlardı. Yanlarındaki evde yalnız yaşayan 40’lı yaşlardaki adam biraz endişeli olmalarına yol açıyordu, çünkü çok tekin görünmüyordu. Diğer komşular da hiç ilgi göstermemişlerdi aslında… Buna biraz b

A+A-

 

 

Yeni evlenmiş ve yeni bir mahalleye taşınmışlardı.

Yanlarındaki evde yalnız yaşayan 40’lı yaşlardaki adam biraz endişeli olmalarına yol açıyordu, çünkü çok tekin görünmüyordu.

Diğer komşular da hiç ilgi göstermemişlerdi aslında… Buna biraz bozuktular, selam veren, “hoş geldin” diyen olmamıştı hiç.

Mahalleye yeni taşınan birilerine eski sakinler ‘hoş geldin’ demeye gitmeleri gerekirken yeni evliler bunu bozdular ve o tekin görünmeyen adamı daha iyi tanımak için ‘merhaba’ya gittiler.

Amaçları adamı daha iyi tanımak, yanlış bir öngörüleri varsa onu gidermekti.

Yalnız adam onları çok da soğuk karşılamadı. İçeri davet etti, içecek bir şeyler ikram etti.

Ne işle meşgulsünüz?

İstihbaratta çalışıyorum. Daha fazla ayrıntı veremem, dediğim gibi istihbarat çünkü… Ya siz?

Biz ikimiz de öğretmeniz. Tayinimiz buraya çıkınca geldik. Yeni evliyiz zaten.

Ya, yeni evlileri severim.

Ne demek bu?

Yanlış anlamayın canım, hayata umutla bakıyorlar, biraz tedirgindirler ama amaçları henüz yıkılmamıştır, her zorluğa göğüs gerebileceklerini zannederler falan… Temiz düşünceler, ben de bu temizliği seviyorum işte…

Ha, iyi o zaman. Biz gidelim, nasıl olsa komşuyuz, yine görüşürüz.

Tamam, iyi akşamlar.

***

Ertesi akşam yemek masasındaydı yeni evli çift… Aniden mutfak kapısı güçlü bir şekilde çalınmaya başladı, neredeyse kırılacaktı.

Kapıyı açtı genç adam… Komşuları olan yalnız yaşayan, istihbaratçı adam oldukça telaşlı hemen daldı içeriye…

Çabuk saklanın.

Ne oluyor demeye kalmadan, ikisinin de kolundan tuttuğu gibi içeriye kuytu bir köşeye çekti onları…

Tehlikedesiniz.

Niye, ne oldu?

Beni arıyorlar ve sizi de benim ortağım sanıyorlar. O yüzden benimle birlikte tehlike içindesiniz.

Neler oluyor, sizi neden arıyorlar, biz neden tehlikedeyiz, biz ne yaptık, sen ne yaptın?

Şimdi bunları anlatacak zamanım yok. Bu gece buradan çıkmayın sakın. Pencerelerden uzak durun, koltuğun arkasında kalın. Ben bir-iki saat çıkıp geleceğim. Beni burada bekleyin.

Merak etme! bir yere gitmeyiz.

***

Dediği gibi iki saat sonra geldi adam ama yalnız değildi bu kez… Yanında iki kolu arkada bağlı, ağzı kapalı bir başka adam vardı.

Bu adamı burada saklamalıyız. Sizin de benim de hayatımız buna bağlı…

Neler oluyor burada, anlat artık, nereye düştük biz… Bizim suçumuz ne?

Yeni evli kadın soru dahi soramıyor, sadece ağlıyordu. Ağlaması da belki dışarıdan duyulur diye arada bir kafasını kaldırıp pencereden bakıyordu. Gelip giden var mı diye kontrol ediyordu.

Tamam, sakin olun size anlatıyorum.

Hade anlat.

Bu adam, bizim hayat sigortamız.

Tamam, bunu söylemiştin zaten de neden?

Söylemiştim ya, ben istihbarattayım diye…

Tamam da ne olmuş, görevin adam kaçırmak mı, öldürmek mi, biz bu olayın neresindeyiz?

Siz yokdunuz ama akşam sizi benle gördükleri için işin içine girmiş oldunuz. Sizi benim ekibimden sanıyorlar. İşte sizi de korumak için karşı taraftan birini aldım geldim. Onun canına karşılık bizim canımız, pazarlık yapacağız. Tabii buna yanaşırlarsa…

Peki yanaşmazlarsa…

İşte o zaman b…u yedik.

***

Kadın yine ağlamaya başladı. Bu kez sesine hakim olmak da mümkün değildi artık… Arada pencereden yansıyan araba farlarının ışıkları ve bazı konuşma sesleri veya ayak sesleri onları yeterince tedirgin ediyor ve korkutuyordu. Birkaç saat daha geçti böyle… Tuvalete bile gidemiyorlardı korkudan ama oldukça da sıkışmışlardı, neredeyse üzerlerine yapacaklardı.

Pazarlık ne zaman başlar?

Sabahı bekleyecekler herhalde…

Biz dayanamayız ki böyle…

Tamam, tamam sürünerek ikiniz de gidin, işinizi yapın ama hemen dönün buraya…

Öyle sıkışmışlardı ki çok erken dönemediler… Gittikleri gibi yine sürünerek döndüler koltuğun arkasına…

Aynı anda araba sesleri duyuldu dışarıdan ve gittikçe yakınlaştı sesler… Araba kapılarının açılıp kapanma sesleri arkasından… Ve öfkeli insan sesleri… O kadar çok ve o kadar korkunç geliyordu ki bu korkuya dayanmak çok zordu. Kapıda belirdi bazı karaltılar, karaltı büyüdü, büyüdü…

Sakın koltuğun arkasından çıkmayın dedi yalnız adam… İçeriye girdiklerinde ne yapacakları belli olmaz.

İyi ki tuvalete gitmişlerdi yoksa…

Ve kapı şiddetli bir şekilde açıldı… Sabahın ilk ışıklarının arkadan vurduğu insan bedenleri daha büyük görünüyordu. Odanın içi bir, iki derken 10-15 insan bedeni doldu birden… Kısa bir sessizlik ve içeriye girenlerle, yanlarındaki yalnız adam, ağzı kapalı adam hep birden önlerine geçtiler;

“Şaka yaptıııık”

Ne şakası, manyak mısınız siz?

Evet, biz manyak mahalleyiz. Her yeni gelene aynı şakayı yaparız. Sırada siz vardınız. Bakın buradaki herkes aynı şakadan geçtiler.

Ve yine geldikleri gibi bu kez kahkahalar içinde evlerine ayrıldı kalabalık…

***

Yeni evliler onlar ayrıldıktan sonra bir süre koltukta yığılı kaldılar. Sonra da o manyak kalabalığa katıldılar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 924 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler