1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Mangallı İsyan
Mangallı İsyan

Mangallı İsyan

Kıbrıs...Kıbrıslılar... bu adanın insanlarını tarif etmeye kalkanların, en başta söyledikleri bir tanımlama vardır: “Mangalcı”... ister bu adanın güney’inde olsun ister kuzeyi’nde, ada ikiye bölünse de “mangal kültürü”

A+A-

 

 

Kıbrıs...Kıbrıslılar... bu adanın insanlarını tarif etmeye kalkanların, en başta söyledikleri bir tanımlama vardır: “Mangalcı”... ister bu adanın güney’inde olsun ister kuzeyi’nde, ada ikiye bölünse de “mangal kültürü” tüm yokedici etkenlere, asimilenin dişlilerine direnen kalelerden biridir. “mangalın da kültürü olur mu?” diye aşağılayanların beşi bir para.

Zamanın birinde “yasemin kokulu sokaklar”, “molehiya ayıklayan kadınlar”, “gulliri”, “magarına bulli” dendiğinde, bıyıkaltı gülen ve hatta Kıbrıslılık bu mu? Diye alay etmeye çalışan politikacılar da gördük. Gördüklerimize yine zamanın zamanında, Folklor oyunlarında “aman ortak bir yan çıkarmayın başımıza” diyenler de oldu, araştırma yapanlara ve bunun “ayrıklğını” da “ortaklığını” da ortaya koyanlara.

Kendimizden korkmak değildi aslında bu gibi çomak sokma eylemleri. Tek kelimeyle; “ayrıştırmada” aman Türkiye karşıtlığı gibi algılanmasın derdine düşenler, uzun yıllar Kıbrıs Türk Kültürü diye kendine özgü bir külütürümüzn olduğunu bile yok sayarak, tek ve genel bir kültür içerisinde kendimizi algılamamızı istemişlerdir:

Türk Kültürü... genel Türk Kültürü içerisinden kendine özgü kültürlerin kabullenmesi pek işlerine gelmemekte bazılarının. Bu “Ayrı bir güç” demektir. Bundandır ki yıllarca bu yönde çalışmalar yapan nice halkbilim araştırmacımız, bazı dernekler “rumcu” olarak addedilmiştir.

Zaman geçmekte ve son on yıla bakıldığında gözle görülür bir şekilde adına; Festival, Panayır, falan ürün günü denilen etkinliklerin çoğaldığına şahidiz. Köylere özgü tarımsal ya da yeme-içme kültürüyle ilgili günler düzenlemesine eklenen “bölgesel” buluşmalar, aslında sadece bir etkinlik diye düşünülmemelidir.

İskeleliler, Baflılar, Leymosunlular derken, güneyde kalan köylerinde yetiştirdiklerini kuzey’de yerleştirdikleri yerlerde de aynı geleneği sürdürmeye çalışan küçük topluluklar da, birşeylere karşı duruşlarını düzenledikleri panayırlarla, festivallerle daha bir kalıcı hale getirmek ve en önemlisi gelecek kuşaklara bu “kültür” öğelerini taşıma içgüdüsüyle davranmaktadırlar.

Bu tip etkinlikler neyin göstergesidir?

Sadece bir eğlence ve ürün tanıtımı mı? Yoksa bir “yokoluş” tehdidi kaşrısında kurulan yeni kaleler mi?

Bana göre toplumun geçmişten gelen tüm gelenek-görenek ve kültürünün tehdit altında olduğu algısının doğurduğu bir başkaldırıdır.

Evet... başkaldırı... gullurikkasıyla, garavullisiyle, bedmeziyle, sucuğuyla, el işleriyle, geçmişin izlerini taşıyan fotoğraf sergileriyle... birşeylere “dur” demenin bir başka hali... ve  mangalıyla, şişleriyle... tıpkı Yaşar Ersoy abimizin dediği gibi: “MANGALLARIMIZ KALKANLARIMIZ, ŞİŞLERİMİZ KILIÇLARIMIZDIR...”

Bu toplum varolma sürecini mazgallarda bekleyerek, canlarını vererek bugünlere gelebilmiştir. Bugün silaha sarılmadık ama elimizden alnmaya kalkışılan ve bizi biz eden kültürel varlığımızı koruma adına, her köy, her şehir, öz kimlikleriyle ve yaşam tarzlarıyla yeniden birleşme yönüne gidiyor. Bu gelişme, hafife alınamayacak bir hareklettir. Ve belki de MANGALLI İSYANDIR!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 808 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler