1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MAHCUP MUYUZ?!. EVET…
MAHCUP MUYUZ?!. EVET…

MAHCUP MUYUZ?!. EVET…

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Akça, diplomasi kökenli olmadığı için, Kuzey Kıbrıs’taki görevi sırasında Kıbrıslı Türklerin iç siyasetine taraf olan açıklamalar yapmaktan kaçınmıyor; açıklamalarının teması da, parayı verenin çaldığı düdük hav

A+A-

                                                                                                             

 

 

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Akça, diplomasi kökenli olmadığı için, Kuzey Kıbrıs’taki görevi sırasında Kıbrıslı Türklerin iç siyasetine taraf olan açıklamalar yapmaktan kaçınmıyor; açıklamalarının teması da, parayı verenin çaldığı düdük havasında oluyor.

Kıbrıslı Türkler arasında bu havayla oynayan da var, “eksik olsun havan” diyen de var ama “paran sana kalsın” deyip ne yapacağını söyleyen pek yok…

Akça’nın yaptığı diplomasi açısından doğru değil, ancak kendisi de diplomat ve diplomatik olmak niyetinde değil… Akça’nın derdi, Türk hükümetinin, Kıbrıs Türk hükümetine verdiği mali önlemler programının tam ve eksiksiz uygulanmasıdır. Küçük hükümeti, dertsiz ve tasasız ve gamsız bir emir eri gibi programla ilgili misyonunu yerine getirmeye çalışıyor ama gene de ihmal ve kusurları varmış… Akça öyle diyor ve bunun için de dertleniyor…

Kıbrıslı Türklerin muhalif siyasetinin ve sivil toplum örgütlerinin derdi ise, ekonomik ihtiyaçlarına çözüm getirmeyen ve halkı fakirleştiren bu programın terk edilmesidir.

Buraya kadar, Türk hükümeti ile Kıbrıs Türk hükümetinin durumu belirgin. Tutumu belirgin olan Kıbrıs Türk muhalefetinin ve sivil toplum örgütlerinin ise durumu belirgin değil. Mevcut programa her türlüsünden eleştiri var, uygulamaktan behemehal vazgeçilmesi talebi de var ama yerine ne konacağı yok… Belirsizlik burada…

Programa muhalif unsurlar, neyin olmayacağını söylüyor ama neyin olacağını söyleyemiyor. Dolayısıyla, hiçbir seçenek program koyamayan muhalif unsurların salt muhalif eleştirilerine halk gına getirdi ve artık bu söylemleri işitiyor ama duymuyor. Ve bu nedenle de halk, muhalif unsurların sessiz ve pasif kaldığı yargısında çünkü duymak istediğini söyleyen yok, görmek istediğini yazan yok…

Bu durumu da TC Büyükelçisi Akça, “mahcubiyet” olarak niteledi… Daha söyledikleri var Akça’nın, örneğin “birlikler”in baskısı nedeniyle programın uygulamasında sapma ve tutukluk oluyormuş gibi yakınmalar… Muhatapları bunlara cevap verdi, dolayısıyla bunlar üzerinde tekrar yapmak gereksiz. Ancak, Kıbrıslı Türkler’de mahcubiyet var mı, var!... Akça bu nitelemeyi yaparken, programın doğruluğunun anlaşılmasından kaynaklanan bir mahcubiyetten söz etti, bu değerlendirme doğru değil. Ancak, seçenek programların halka sunulmamasından mahcubiyet hissedilmiyorsa, Türk hükümetinin Kıbrıs Türk hükümetine dayattığı mevcut program ve benzeri programlar daha çok uygulanacaktır.

Kıbrıslı Türkler aslında bu kısırlığın mahcubiyetini yaşıyor. Sığınacağı yuva, güveneceği mevzi olan muhalif siyasetin, kendisini fakirleştiren programa karşı seçenek olacak ve kendisini refaha taşıyacak hiçbir programı olmaması onda mahcubiyettir. Muhalif siyasetin, her Allahın günü, dua başlangıcının besmelesi gibi, ‘hükümet istifa – erken seçim’ diyen bildirilerinde, en keskin eleştiriler en vurucu sözlerle yapabiliyor ama içerikte ve günün sonunda sorunlara çözüm için tek cümle dahi yoksa insanlar, siyasetin unsurlarının bu durumundan mahcubiyet duyar. Siyasete güvensizlik de bonusu…      

İşin garip tarafı da, sorunları çözecek bir seçenek program gereğine uzun zamandan beridir ve sürekli parmak basılmasına rağmen, hala daha muhalif siyasi unsurların tutuk ve sessiz ve dolayısıyla da pasif kalmasıdır. Bu durumda, adam çıkıp da demez mi, “ilk zamanlar tepki koydular ama sonunda yararlı gördüler ve suskun bir mahcubiyet var” diye…

Kıbrıslı Türklere refah getirecek seçenek program sunmamaktan mahcup olmayanların, Akça’nın sözlerinden rahatsız olması fantezi kalıyor. Dost, acı da olsa, zor da olsa, söylemelidir…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 890 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler