1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Madalyonun Arkası
Madalyonun Arkası

Madalyonun Arkası

Tenkide Mormirat: Lambda İstanbul 2010 yılında yaptığı bir anket çalışmasında 104 trans kadının % 89’unun polis gözaltında fiziksel şiddete maruz kaldığını gösterdi

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

Tenkide Mormirat

tenkidemormirat@yahoo.com

 

 

Lambda İstanbul 2010 yılında yaptığı bir anket çalışmasında 104 trans kadının % 89’unun polis gözaltında fiziksel şiddete maruz kaldığını gösterdi.LGBT örgütleri,  2010 yılında cinsel yönelimleri nedeniyle öldürülen 16 bireyin olduğunu belirtti. Amerika Birleşik Devletleri’nde LGBT birey cinayetleri %13 oranında arttı. Florida da 24 yaşında bir lezbiyen bireyin partnerinin babası tarafından ilişkilerini onaylamadığı için öldürüldü.  Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ilk kez LGBT bireylerin insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yayınladı ve 193 ülkeye bir dizi önerilerde bulundu. Raporda çeşitli ülkelerden örnekler gösterildi; Örneğin Honduras’ta 18 ayda 31 LGBT bireyin öldürüldüğünü ve Trans Cinayetleri Gözlem Raporuna göre 2008-2011 arasında 50 ülkede toplam 680 trans bireyin öldürüldüğü belirtildi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonuna göre, sosyal normlar bu cinayetlere neden olan en önemli etkenlerden biri. Ayrıca raporda sosyal normlara dayanarak LGBT bireylerin aileleri ve çevreleri tarafından çok ciddi psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldıkları da belirtiliyor.Dünyanın hiç bilmediğimiz yerlerinde LGBT bireyler öldürülüyor, intihar ediyor, fiziksel şiddete ve/veya ciddi şekilde ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Bunu görebilmemiz için çok uzağa değil; kendi bulunduğumuz ülkeye bakmamız yeterli. Her ne kadar elimizde LGBT bireylere karşı uygulanan şiddet doğrultusunda herhangi bir kesin istatistiki veri bulunmasa da, içinde bulunduğumuz sistem bize bunları göstermeye yetiyor. Buna en basit örnek olarak ağızlarımıza yerleşmiş olan küfürleri verebiliriz. Bir LGBT birey doğduğu andan itibaren kendi cinsel kimliğini aşağılayan ve ona yönelik nefret aşılayan küfürlerin arasında büyüyor. Toplumdan dışlanma korkusu o kadar tedirgin edebiliyor ki, LGBT bireyler belki hayatları boyunca cinsel kimliklerini dışa vuramıyorlar ve partnerleriyle yaşadıkları ilişkiyi tıpkı bir heteroseksüel birey gibi özgürce yaşayamıyorlar. Öte yandan, yasalarımız iki erkek arasındaki ilişkiyi ‘doğaya aykırı’ olarak tanımlıyor, kadınlar arası ilişkiyi ise yok sayıyor. Çok açıktır ki sorun yalnızca iki hemcins bireyin ilişkisi değil, aslında ataerki sistemi kollamaktır. Bunun nedeni çok açık ki ‘erkeklik’ statüsünün ve ‘kutsal aile’ düşüncesinin sarsılaşmasıdır. Yasalarımızda ataerkil sistemin devamı için bu statüyü yıkılmamasını sağlamaya çalışıyor. Adamızın bir yarısında bu tür ‘doğaya aykırı’lıklar öteki yarısında değil… Bir LGBT birey ülkemizde cinsel kimliğini açıkladıktan sonra ölüm tehditleri alabiliyor, toplumdan çok acımasızca dışlanıp adeta damgalanıyor. Günümüzde yasama-yürütme-yargı üçlüsünden sonra dördüncü kuvvet olarak görülen medya ise hiç çekinmeden homofobik bir dil kullanarak aslında bütün topluma nefret aşılıyor. Medyada çizilen ‘sapkın’ rolünü özümseyenler ise LGBT bireylere her zaman  ‘anormal’, ‘hasta’, ‘günahkâr’ gözüyle bakıyorlar; onları adeta birer tehlike olarak görüyorlar. Bizim gibi homofobi içine işlemiş toplumlarda bunun olumlu yönde değişebilmesindeki en büyük etkenlerden bir tanesi medyadır. Maalesef ki bu konuda bize ne yasalar ne de okullarda verilen eğitim destek oluyor. Ne üzücüdür medya en önemli güç olarak görülürken ataerkinin savunuculuğunu yapıyor, ayrımcılığı destekliyor ve aslında bu dördüncü kuvvet başka amaçlara hizmet ediyor; sinsice hepimize nefret aşılıyor. Heteroseksüel bireylerin çoğu toplumumuzda farkında olarak veya olmayarak özgürlükleri kısıtlıyor ve LGBT bireylere yaşam alanı bırakmıyor. Fakat en kötüsü ne bizler ne de medya kendini bu konuda sorumlu hissetmiyor, aynayı hiçbir zaman kendine döndürmüyor. Bugün atılan bir homofobik manşet, yarın bir LGBT bireyin cinayetine sebep olabilirken, medya hala bir türlü duyarlı olmayı beceremiyor. Aşıladığı nefretin ne gibi sonuçlara yol açabileceğini ya anlamaya çalışmıyor, ya da anlamak istemiyor. Hal böyle olunca hiç şüphesiz ki bizlere çok görevler düşüyor. Örneğin öncelikle medyada bize verilen her şeyin aslında bir amacın ürünü olduğunun farkında olmalı,  her yayını doğru olarak kabullenmemeliyiz. Medyadaki kullanılan dil bireyleri daha çok bu çarpık sistemin yani ataerkinin içine alınması, başka bir deyişle uyutulma işleminin bir aracı olarak kullanılıyor. Bu girdabın içine yalnızca kadınların değil, LGBT bireylerinde girdiğini unutmayıp sürekli ötekileştirilmeye çalışan bireylere karşı bilinçlenmeli ve duyarlılık geliştirmeliyiz. Homofobik medya kurumlarını ve onların üretimi her türlü yayını deşifre etmek, onları yayınları konusunda uyarmak, duyarlılıklarını sağlamak ve bu tür yayınlarını sürdüren medyayı örgütlü bir şekilde boykot etmek gerekiyor bazen… Sadece toplumumuz değil tüm dünyalılar olarak; Cinsel yönelimleri farklılaşan bireylerin aslında “kötü” değil FARKLI, “eksik” değil EŞİT ve “ötekileşip yok olan” değil, ortak yaşam alanımız dünya içerisinde bilinçli, güçlü ve haklı bir şekilde yer alan bireyler olduklarının artık farkına varmalıyız.

 

 

 


 

KAOS GL’Yİ HAKLI BULAN YARGITAY, EŞCİNSELLERE HAKARETİ SUÇ KABUL ETTİ!

Eşcinsellere “sapık” ve “dönme” denmesini hakaret kabul eden Yargıtay, Kaos GL Derneğinin "Vakit" gazetesine açtığı davayı haklı bularak yerel mahkemelerin verdiği kararları bozdu. Bozma kararında basın özgürlüğünün kişilik haklarını ihlal özgürlüğü anlamına gelmediğine vurgu yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bugünkü adı  “Yeni Akit” olan gazetenin kullandığı cinsel sapık” ve “dönme” ifadelerinin farklı cinsel yönelimde olanlarla ilgili eleştiri sınırını aştığını ve hakaret içerdiğine dikkat çekti ve suçlu bulduğu yazar Serdar Arseven ile gazetenin tazminat ödemesine hükmetti. Kaos GL’nin “farklı cinsel yönelimi olanların haklarını savunan bir dernek” olduğu belirtilen kararda Zafer Üskül’ün de bu konudaki taleplere ilgi gösteren bir milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak toplantıya katıldığı kaydedildi. AKP Milletvekili Zafer Üskül’ün Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılımı ile başladı… Kaos GL Derneğinin, 2008 Mayısında üçüncüsünü düzenlediği Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın Açılış Konferansına AKP Milletvekili Zafer Üskül de katılmıştı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı, AKP Milletvekili Prof. Dr. M. Zafer Üskül’ün katılımı ile Meclisten ilk kez Hükümet üyesi bir Milletvekili, Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) bireylerin insan hak taleplerinin konuşulduğu ve LGBT bireylerin maruz kaldığı homofobik ve transfobik uygulamalara karşı tartışmaların yapıldığı bir konferansa katılmış oldu. Avrupa Parlamentosu üyesi Michael Cashman ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) temsilcisi hukukçu Mehveş Bingöllü’nün katıldığı Homofobi Karşıtı Buluşma açılış konferansında Zafer Üskül de kısa bir konuşma yaptı. Üskül, “özgürlükleri bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini” söyledi ve “eşitlik hiyerarşisi olamaz” dedi. “İnsanların cinsel yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa uğramamaları gerektiğini” savunan Üskül, “kamu gücü, özgürlüklerin kullanımını sağlamakla yükümlüdür. Haklarının ihlal edildiğini düşünen Türkiye’de yaşayan herkesin haklarını koruma yetkisinin İnsan Hakları İnceleme Komisyonu olarak kendisine verildiğini” belirtti. Türkiye toplumun muhafazakâr olduğunu ve insanların geleneksel önyargılarının kolay değişmediğini” belirten Üskül, “polis ve idarenin kapatabildiği bir dernekler kanunundan bugün yargı gerekçesinin arandığı bir düzenlemeye gelindiğini, eşcinsellerin de dernekleşme hakkının olması gerektiğini” söyledi.

 

BUNUN ÜZERİNE “VAKİT/YENİ AKİT” HAKARETE BAŞLADI… 

Gazete, Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın ardından, 21 Mayıs 2008 tarihli sayısında, “Üskül’ün tercihi sapıklardan yana!..” başlıklı “haber” ve ““Dönme”lere teminat veren bir “AK Partili!..”  başlıklı “köşe yazısı” ile buluşmayı düzenleyen Kaos GL Derneği ile buluşmanın açılışına katılan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül’ü hedef aldı. Gazete,”haber” ve “köşe yazısı” ile küfür, karalama, hedef gösterme, hakaret, nefret söylemi üretme ve yayma gibi her türlü araçla “İnsan Hakları ve Ayrımcılık” temalı toplantıyı ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak Zafer Üskül’ün gösterdiği sorumlu davranışı çarpıtmakta ve dezenforme etmekte beis görmedi. Cinsel yönelim ayrımcılığına karşı eşcinsellerin insan hakları için çalışan dernekler, üyeleri ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanını hedef alan söz konusu gazetenin hakaretleri, Yargıtay kararı ile suç kabul edilmiş oldu. Kaos Gey-Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği, “Vakit” gazetesine “Üskül’ün tercihi sapıklardan yana!..” başlıklı haberinden ötürü tazminat davası açtı.Gazetenin yazarlarından Serdar Arseven hakkında da “hakaret nedeniyle ceza davası açılması istemli” Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dernek, suç duyurusunda bulunduğu 2008 yılında yaptığı açıklama ile Üskül’e yöneltilen karalamayı temel insan haklarına tahammülsüzlük olarak değerlendirdi. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi “Üskül’ün tercihi sapıklardan yana” başlıklı haberi, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi de Arseven’in yazısını “eleştiri sınırları içinde” görerek Kaos GL Derneğinin gazete ve yazarı aleyhine tazminat talebiyle açtığı davayı reddetti. Kararların temyiz incelemesi Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapıldı. Daire, iki mahkemenin verdiği kararı da bozdu. Bunun üzerine yerel mahkeme gazeteyi 4 bin TL tazminata, köşe yazısı nedeniyle de Arseven'i 2 bin TL tazminata mahkum etti. Yargıtay’ın kararı ile eşcinsellere “sapık” ve “dönme” demek hakaret kabul edilmiş oldu. 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1374 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler