1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. LTB’DE KADIN EYLEMİYLE, ADIM ADIM İSYANA DOĞRU!.
LTB’DE KADIN EYLEMİYLE, ADIM ADIM İSYANA DOĞRU!.

LTB’DE KADIN EYLEMİYLE, ADIM ADIM İSYANA DOĞRU!.

Kıbrıslı Türklerin bir süreden beri demokratik isyan hallerinde olduğu ve hükümetin icraat ve siyasetini aynı nitelikte sürdürümes halinde, fiili isyanı doğuracağı bu köşede daha önce defalarca yorumlanmıştı. LTB’nin bitmeyen ve şimdiki belediye ba

A+A-

 

 

 

Kıbrıslı Türklerin bir süreden beri demokratik isyan hallerinde olduğu ve hükümetin icraat ve siyasetini aynı nitelikte sürdürümes halinde, fiili isyanı doğuracağı bu köşede daha önce defalarca yorumlanmıştı.

LTB’nin bitmeyen ve şimdiki belediye başkanı görevde kaldığı sürece de bitmeyecek olan mali ve idari sorunları nedeniyle, belediyenin kadın çalışanları, erkek çalışanların eşleri ve aileleri ve destek olmak için eylem alanına giden sivil toplum kadın örgütleri, ‘isyan’ temalı başarılı bir eylem yaptı. Bu eylem, aslında isyanın pimini çekmiştir…

Aynı hafta içinde, Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunu temsil eden kitle örgütleri, hükümete karşı kendi eylemlerini yaptı. Şu anda sosyal kesitler, birbirinden kopuk ve dağınık ama aynı zaman dilimi içinde hükümete ve rejime karşı eylemler yapıyor ve hükümet ve hatta mahkeme kararlarına rağmen sürdüryorsa, fiili isyan dağınık ama kararlı bir şekilde başlatılmıştır. LTB’de kadınların eylemi bu fiili isyan hallerinin ilanı ve başlangıcıdır. Değişik tepelerde isyan ateşleri yakılmaya başlanmıştır. Bu hareketliliğin adına eylemler denebilir, kalkışma denebilir; ne denirse densin, özü demokratik isyan sürecini tüketmiş fiili isyan halidir.

Yanlış anlaşılmasın, bu satırların yazarı, fiili isyanı ne istiyor, ne de diliyor ama kaçınılmaz hale gelirse bir sıra neferi olarak saflardaki yerini alacaktır. Maharet aslında isyanı zorla, topla tüfekle bastırmaya kalkışmak değil, doğruları yaparak isyanın olmasını önlemektir. Kaldı ki, halkların isyanı, topla tüfekle de bastırılamıyor, tarih öyle yazıyor…

Bu hükümetin bu icraatları bu şekilde devam ederse, yani halkın fakirleştirilmesi, nüfusta demografik yapı değişikliği, daha Türk ve daha müslüman yapmak üzere Kıbrıs Türk kimliğine tecavüz, Kıbrıs Türk kamu varlıklarının Türkiye kökenli kuruluşlara devşirilmesi, yalanın hükümetin icraat yöntemi olması ve kitleler üzerinde baskı ve terror ve tehdit ve partizanlık ve hoyratlık ve acım asızlık devam eder ve sürdürülürse, dağınık isyan eylemleri, sonuçta bir vizyona odaklanacak ve sinerji ve resonans yaratarak büyük bir dalga haline gelip, önünde bulduğunu süpürecek…

Şu anda bu isyan hallerinin vizyon odağı ve lideri eksik, ama böylesine sosyo-ekonomik ve sosyo-politikk eylemler büyüdükçe odaklanmayı ve odaklanırken de kendi liderini yaratmayı başarıyor. Dolayısıyla, iktidar partisi ve gerisindeki güçler şu andaki dağınıklığa bel bağlıyorsa, fiili isyana sadece ebelik etmektedirler… Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs sorununun da çözümsüzlük içine girdiği bu dönemde barut gibidir; aynı 2000’li yılların başlangıcında olduğu gibi ve rejim ateşle yaklaşmaktadır…

Kıbrsılı Türklerin sindireceği, kabul edebileceği ve katılımcı olacağı bir sosyo-ekonomik ve sosyo-politik iklim yaratılmazsa, bu kutsal isyan gelecek; gelecek de ne olacak, kim kaybedecek? Kıbrıslı Türk isyancılar değil, zaten onlar her şeyini kaybetmiş, Spartakus’un dediği gibi “kaybedecek zincirlerinden başka bir şeyleri yok”… Kuzey Kıbrıs’taki rejimin uygulayıcıları kaybedecek, silinecek… Onların da silinmesi, Kıbrıs Türk siyasetine kalite getirecek, kayıp değil yani…

Asıl kaybeden Türkiye olacak… Kıbrıslı Türklerin  sevgi ve saygısını ve hatta dayanışma ruhunu önemli ölçüde körelten ve tüketen Türkiye, Kıbrıslı Türklerin fiili isyan hallerinde kaybeden taraf olacak… Startejik çıkarlarının korunmasını kilitlediği ana-yavru ilişkisinindeki hegomonyası artık sürdürülemeyecek; yavru anayı tırmalayacak… Kıbrıs sorununda çözüm, Türkiye’nin hassasiyetlerini de gözeterek değil, Kıbrıslı Türklerin gerçekci ihtiyaçları doğrultusunda olacak… Yalnız,  bu da Kıbrıslı Türklerin Rumlara teslim olacağı şeklinde algılanmasın; kendini özne yapıp, iradesini eline alıp Türkiye’ye kafa tutma aşamasına gelenlerin Rumlara teslim olması hiç olası değil…

Şu andaki siyasi konjonktürde, Kıbrıslı Türklerle Türkiye’nin çatışır duruma gelmesi doğru mu? Hayır, değildir… Aynı sonuca, Kıbrıslı Türk – Türkiye ilişkilerinde eşitlik, karşılıklı yarar ve saygı içinde ulaşmak varken, niye çatışmalı yöntemlerle gidilsin?!. Eğer Türkiye’de AKP iktidarı ustalık aşamasına gelmişse, Kuzey Kıbrıs’ta çırak çıkmamalı…

LTB kadınlarının isyan eyleminde tahta kaşıklarla çalınan  tencereler aslında Türkiye ve AKP iktidarına çalınan çanladır; İrsen Küçük’ün UBP hükümeti sadece ara dayağı yiyecek… Başarı, çanları işitmek, çanların kimin için çalındığını anlamak, genelde Kıbrıs’ta ve özelde de Kuzey Kıbrıs’ta öznenin Kıbrıslı Türkler olduğunu ve onlara rağmen yapılacak her şeyin ödenecek bir bedeli olduğunu anlamakla gelecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 794 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler