1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Liselerdeki Karmaşa
Liselerdeki Karmaşa

Liselerdeki Karmaşa

Merkezi sınavların konuşulduğu bu günlerde hangi liseye gitmeli sorusu yanıtsız kalıyor… “Düz” lise mi? Kolej mi? Fen Lisesi mi? Anadolu Lisesi mi? Aslında liselerimizin yapılanmasındaki çarpıklık “düz lise” kavramındaki

A+A-

 

 

 

 

 

Merkezi sınavların konuşulduğu bu günlerde hangi liseye gitmeli sorusu yanıtsız kalıyor… “Düz” lise mi? Kolej mi? Fen Lisesi mi? Anadolu Lisesi mi?

 

Aslında liselerimizin yapılanmasındaki çarpıklık “düz lise” kavramındaki yanlış ifadeyle birebir örtüşüyor. Eğer bazı liseler, “düz lise” ise bunların dışında kalanlar da “eğri lise” olmalı… Gerçekten de “düz lise” diye ifade edilen “genel liselerin” dışında kalan lise düzeyindeki kurumların hangi programları, hangi amaçlar için verdiği pek belli değil…

 

Öncelikle şu soruların yanıtlarını bir türlü bulamıyorum… “Fen Lisesi”nde olup ta, diğer liselerde olmayan ne var ki; fen lisesine sınavla öğrenci alıyoruz ama örneğin Erenköy Lisesi’ne, Lapta Yavuzlar Lisesi’ne ya da Lefke Gazi Lisesi’ne sınava gerek duymadan öğrenci alıyoruz.

 

Öğretmen aynı, ders kitabı aynı, öğretim programı aynı, laboratuar ya da diğer donanımsal alt yapılar aynı (hatta başka birçok okuldaki laboratuar ve alt yapı olanakları daha iyi), o halde fark ne?  Hatta öğrencilerin ve öğretmenler fen dersine karşı tutum ve ilgileri diğer birçok okulda çok daha fazla, örneğin daha geçen hafta Anafartalar Lisesi’nde “fen haftası-bilim şenliği günleri” düzenlendi. Her şey aynı ise niye birinin adı fen lisesi iken diğerinin adı “düz lise”… En önemli fark olarak aklınıza gelen “Fen Lisesinde daha çok saat fizik, kimya, biyoloji dersleri okutuluyor” dediğinizi duyar gibiyim… O zaman genel liselerdeki fizik, kimya, biyoloji derslerini de artıralım… Mademki iyi fen eğitimi almak için bu dersleri daha çok okumak gerekiyor, o zaman tüm liselerimizde o dersleri artıralım… Kaldı ki bu fark da topu topu haftada 3 saat…

 

Gelelim kolej konusuna; kolejlerin sadece A-Level ve IGCSE programlarını içermesi, LYS’ye yönelik programlarını kaldırması gündem de… İyi de daha geçen eğitim yılında, talep yok diye Güzelyurt Türk Maarif Koleji’ndeki IGCSE programı kapatılmadı mı? Lefkoşa Türk Maarif Koleji’ne sadece IGCSE ve A-Level programları için öğrenci alınmasına rağmen, LYS sınıfları oluşturulmadı mı? Bu nasıl bir planlama…

 

Öte yandan çok yakın bir zamanda yaşanacak Anadolu Lisesi krizi için gerekli önlemler düşünüldü mü? Hangi kriz diye düşünüyorsanız hemen söyleyeyim… Anadolu Lisesi Programı, Türkiye’deki üniversitelere öğrenci yetiştirmek amaçlı, Türkiye’deki Anadolu Liseleri ile birebir uyumlu özel bir program… İyi de Türkiye’de önümüzdeki öğretim döneminden itibaren bütün liseler Anadolu Lisesi kapsamına alınıyor… Niye biz de, bütün liselerimizde bu programı uygulamıyoruz… Tıpkı fen lisesinde olduğu gibi, Anadolu Lisesi ile genel liselerimiz arasındaki fark haftada 3 saat…

 

Yapamıyoruz ya da yapmıyoruz… Bir türlü liselerimizi, belirlediğimiz hedefler doğrultusunda yapılandıramıyoruz…  İyi eğitimin iyi lisede, iyi lisenin de sınavla girilen lise olduğu yanlışından bir türlü kurtulamıyoruz… Eğitimle ilgili karalarımızı eğitim bilimi ilkeleri çerçevesinde değil, siyasetin çirkin ilişkilerine göre alıyoruz…

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

UBUNTU

 

Yazının başlığını yanlış okumadınız, yazım hatası da yok… “Ubuntu”nun ne olduğunu merak ettiyseniz yazıyı sonuna kadar okumanızı öneririm.

 

"Afrika'da çalışan Antropolog, bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir, ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır. Onlara "hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak" der. O anda bütün çocuklar el ele tutuşur, koşup ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar. Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu yanıtı verirler; Bu “ubuntu”dur. Nasıl olurda diğerleri mutsuz iken birimiz o ödülü yiyebilir? Ve “ubuntu”nun anlamını açıklarlar onların dilinde… “Ubuntu, ben biz olduğumuz için ‘ben'im’ demekmiş!”

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT

 

Uluslararası Eğitim Kongresi’nde “KKTC Yaşlıları”

4. Uluslararası Eğitim Araştırmaları Kongresi, 4 – 7 Mayıs 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşti. Türkiye Eğitim Araştırmaları Birliği ve Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen kongrede 550’nin üzerinde bilimsel bildiri sunuldu.

 

“Aktif Yaşlanma ve Aktif Vatandaşlık İçin Eğitim” ana temalı kongrede birçok eğitim bilimci ile eğitimin farklı konularını tartışma fırsatı bulduk. Değerli dostum ve çalışma arkadaşım Yrd. Doç. Dr. Kemal Akkan Batman ile birlikte katıldığımız kongrede, Kıbrıs Türk Kültürü’nün yaşadığı bunalımın ve KKTC’nin yapılanmasından kaynaklanan sıkıntıların yaratığı sonuçları bilimsel bir platformda tartıştık. Bu kapsamda bir eylem araştırması olarak çalıştığımız “KKTC’deki yaşlıların yaşam kalitesi” adlı bildirimiz, hem araştırma sistematiği hem de ortaya çıkardığı bulgular açısından yoğun ilgi ve beğeni topladı.

 

KKTC’deki yaşlıların, yaşam kalitesi düzeylerini ortaya koymayı amaçlayan söz konusu araştırma çok anlamlı sonuçlar ortaya çıkart. Araştırma, ülkemizde yaşayan 60 yaş ve üzeri vatandaşların;  topluma katılım, sağlıklarını sürdürebilme, yaşamsal ve sosyal güvenliklerini sağlama konusundaki bulguları; bir yandan KKTC’deki yapılanmanın yaşlılar açısından çarpıklığını ve çağ dışılığını gözler önüne sererken bir yandan da yaşlılarımız yaşam kalitesinin (ya da kalitesizliğinin) hangi düzeyde olduğunu tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1083 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler