1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. LEFKOŞA’YA ADANMIŞ SERGİ...
LEFKOŞA’YA ADANMIŞ SERGİ...

LEFKOŞA’YA ADANMIŞ SERGİ...

Ressam Nilgün Güney’in atölyesinden öğrencilerin hazırladığı “Buradasınız” sergisi büyük beğeni topladı...

A+A-

 

 

 

Sevgül ULUDAĞ 

 

Ressam Nilgün Güney’in atölyesinde çalışan Grup MorMavi’nin resim sergisi, büyük beğeni topladı. 11-20 Ocak 2012 tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde yer alan sergi aslında Lefkoşa’ya adanmış bir sergiydi... Ressam Nilgün Güney’in atölyesinden öğrenci-ressamların Lefkoşa’yı her yönüyle tartışarak farklı tekniklerle hazırladıkları resim sergisinin yanısıra, AKM’nin üst katında “Lefkoşa” temasıyla çektikleri fotoğraflar da sergilendi.

Sergide özellikle Eda Gökçe’nin “izlenimci” bir tarzla yaptığı çalışmalar, büyük beğeni topladı ve yeteneği tüm diğer resimler arasında adeta “parladı”... Eda Gökçe’nin tarihsel Lefkoşa binalarını, ipte serili çamaşırları, Lefkoşa’nın sarman kedilerini çizdiği resimleri gerçekten çok etkileyiciydi... Geçmişte de ressam Nilgün Güney’in atölyesinde resim çizen, bir süre resime ara veren ancak “Grup MorMavi”yle tekrar resim çalışmalarına dönen Eda Gökçe’ye “Sakın resimi bırakma, yurdumuz için büyük kayıp olur” diyoruz...

Bir diğer etkileyici çalışma da Hasan Arkan’ın “Alacakaranlık” başlıklı çalışmasıydı... Bu resim, bölünmüş Lefkoşa’da hangi sokağa girerseniz girin karşınıza çıkan “Dikkat! Askeri Bölge! Fotoğraf çekmek yasaktır!” tabelalarının yarattığı duygunun bir özeti gibiydi... Hasan Arkan’ın dikenli teller üstüne kondurduğu kara karga da Lefkoşa’nın bugünkü halinin bir yansıması gibi duruyor... Hasan Arkan’a da “Lütfen çalışmalarına devam et!” diyoruz.

Sergide bizi heyecanlandıran bir diğer sanatçı ise Gaia Zaccagni adlı İtalyan ressamın çizdiği resimler... Bu resimlerden birisi Kıbrıs’ın kahvelerini yansıtıyor... Bir diğer resminde, Çetinkaya’dan Yiğitler Burcu’na doğru devam eden sokaktaki cumbalı evleri çizmiş, hisaraltına da deniz kondurmuş, denizin üstünde martılar uçuşuyor... O zaman akla şu geliyor: Lefkoşa’da deniz olsaydı, böyle bölünebilir miydi? Ya da bir başka şekilde soralım: Lefkoşa’nın bölünmüşlüğünü ancak bir deniz mi yok edebilir?

Her yanında dikenli teller, kum dolu çürümüş variller, yıkıntılar içinde tarihi binalar ve çok eski güzelliklerin gölgelerini barındıran evler bulunan bölünmüş Lefkoşa’nın ruhunu çok iyi yakalamış Gaia Zaccani...

Elbette ressam Nilgün Güney’in resimleri de çok etkileyici... Nilgün’ün bir seri halinde çizdiği, mor renklerin hakim olduğu, eski danteller, yaseminler, kiremit damlı eski evler, Lefkoşa hurmaları, tahta panjurlar, kediler bulunan o harika resimlerine Lefkoşa’nın hüznü kadar, kurtarılabilecek olanlara bir tanıklık, bir parmak basma, yüreğiyle tüm bunları adeta işaretleme ve insanlara “Bakınız, Lefkoşa buydu, budur! Kurtarılabilecek olanları kurtaralım” dercesine bir sesleniş hakim... Nilgün Güney’in “Abbas’ın Şerif” resmi de, belki de Lefkoşa’nın eski simalarını resmedeceğinin bir habercisidir... 2005 yılında “Lefkoşa’nın belleğine yolculuk” başlıklı bir yazı dizisi hazırlamıştım, bu sayfalarda yayımlanmıştı – o zaman da Lefkoşa’nın unutulmaz simaları bu sayfalardan resmi geçit yapmışlar, Lefkoşa’nın, özellikle Arasta ve Arabahmet’in çok önemli bir parçası olan Lefkoşalı Ermeniler de bu dizide konuşmuştu, Kıbrıslıtürkler’in ve Kıbrıslırumlar’ın yanısıra... Hatta karikatür sanatçımız Serhan Gazioğlu, Lefkoşa’nın bu simalarını resmetmişti... Umarım gelecek sergide tüm bu simalar resimlerde hayat bulur, Serhan Gazioğlu da o çalışmalarını sergileme fırsatı bulur, Lefkoşa’nın çokkültürlülüğü toplumlarımızın belleğine tekrar işlenir...

Nilgün Güney Atölyesi’nde çalışan Grup MorMavi’ye başarılar dileriz...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1043 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler