1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. LEFKOŞA VE SİYASETİN GELDİĞİ DURUM
LEFKOŞA VE SİYASETİN GELDİĞİ DURUM

LEFKOŞA VE SİYASETİN GELDİĞİ DURUM

Lefkoşa Türk Belediyesindeki durum, yalnız çöpler, belediyecilikteki tıkanma ve keyfilik, emekçilerin hak ettikleri en doğal şey olan maaşlarını alamamaları ve diğer hususlar açısından önem taşımıyor. Bir kere artık açık olan bir şey vardır. Hakim siyasi

A+A-

 

Lefkoşa Türk Belediyesindeki durum, yalnız çöpler, belediyecilikteki tıkanma ve keyfilik, emekçilerin hak ettikleri en doğal şey olan maaşlarını alamamaları ve diğer hususlar açısından önem taşımıyor. Bir kere artık açık olan bir şey vardır. Hakim siyasi kültür ve siyasi, toplumsal yapılanma, halkımızın demokratik dinamiğinin önüne engelleyici olarak dikilmektedir.

Esas olan budur. Bu yüzden iki ciddi olumsuz GELİŞME de  kendini göstermektedir. Bunlardan biri, CTP’ nin ve Havadis’in anketlerinde ortaya çıkan somut durumdur. Halkın güven duyduğu kurumlardan ikisi, seçilmiş değil, atanmış kurumların olmasıdır. Polis ve Yargı. Üçüncüsü ise Cumhurbaşkanlığıdır. Niçin? “ Tarafsız” olduğu  düşüncesi  ile ve “sorumsuz”, ama  sorumlu makam olduğu için. Ama artık, LTB’ deki  rezil durum nedeni ile gündeme giren ve basında, sosyal paylaşım sitelerinde  ifade edilen bir görüşte,çöplerin yanında ondan da beslenerek üremektedir..

“ Demokrasi adına bu rezilliği sineye çekmeye artık yeter. Birileri elini masaya vurmalıdır. Cumhurbaşkanı, polis bu işe el koysun” . Bu fikirler öfke ile havada uçuşuyor.

Unutmayalım ki 12 Eylül askeri darbesi ustaca, düzenlenen bir ortamın üzerine basarak gelmişti. . Gelince de  tepki ve direniş gelişemedi. Şimdi tüm toplum, bu dönemi yargılıyor. Ben şimdi Kıbrıs’ta darbe olacak, askeri rejim gelecek demiyorum. Ama bu durum, bir başka şeye de döl attırıyor.  “Demokratik düzen, çok partili sistem , demokrasi ve parlamenter düzen artık bize yaramaz” sözleri eşliğinde,  otoriter yönetim  arayışı, bu yaşananlarla daha bir pekişiyor. İşin ilginç yanı, bu olayların tam da 1 Temmuz öncesi alıp başını gitmiş olmasıdır.. .

STATÜKONUN YARATTIĞI, STATÜKOCULARIN ARAYIŞI OLUYOR.

 Toplumumuzu yaşamın her alanında yapısal  sorunların içine sokan, egemenlerin statükoyu sürdürmesi isteğidir..  Bu , yeni çıkmazların da üreticisi olduğu için, simdi başka bir durum doğmaktadır. Zaten ciddi olan, ekonomik- demokratik-  siyasi bunalımın üzerine ,LTB’ sinin de eklenmesi ile siyasi sistem ve yapılanmaya dönük negatif bakış, daha da derinleşmiş olmaktadır.

 Nitekim, Havadis ve CTP’ nin açıkladığı anketlerde yukarıda yazdığımdan ayrı olarak, ikinci olarak ortaya çıkan ciddi negatif bir durum daha vardır. Uzun zamandan sonra, ilk defa bu anketlerde göze çarpan özellik, anketlere cevap veren katılımcıların, hangi partiye oy vereceksiniz sorusuna dönük cevaplarındadır. Verilen yanıtların toplamına baktığınızda; doğrudan  siyasi tercihlerini açıklayan katılımcıların toplamının bir ankette %30’larda, ötekinde ise %40’ lar da olmasıdır. Gerisi, ya karma, ya kararsız, ya oy vermeyi düşünmeyen, ya da hiç birine diyen insanlar olduğunu görmekteyiz.

Bunu da en güvendikleri kurumlarında, seçilmiş değil, atanmış ve daha ziyade güvenlikle ilgili kurumlar olduğu cevabı ile birlikte değerlendirirseniz, o zaman daha da önem vermeniz gerekir, siyasi ve toplusal yapılanmanın geldiği bu konağa.  Ayrıca, bunu, özellikle Kıbrıs sorunundaki görüşme sürecindeki tıkanıklığın da yol açtığı atmosfer ve  etrafımızda, Avrupa’ da gelişen milliyetçi, siyasi hareketlerin, kriz içinde artması olayları ile birlikte ve o etkileşim içinde  değerlendirirseniz, ayrılıkçı eğilimlerin, otoriterlik beklentisi  ile de daha fazla bütünleştiğini görmeniz kaçınılmaz olur..

İTİRAZ HAKKI DA İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR..

Bu yüzden, önümüzdeki günler pek çok şeye gebedir. Bir kere LTB durum, bir konuyu daha da çıkmaza soktu. O da demokrasinin, en önemli alanlarından biri olan Anayasal ve demokratik itiraz hakkını işlevsizleşmesidir.

Demokratik hak arayışı araçlarından önemli biri de grev hakkıdır. LTB çalışanları bu haklarını son çare olarak kullandılar. Bu hakkı kullanmak zorunda kalmalarına ve bu hakkın kullanılması ile kent yaşamının, insan sağlığı ve ortak yaşama alanlarında yol açtığı ciddi ve sağlıksız duruma karşın, maalesef sorun aşılamadı. Üstelikte Grev, o denli haklı ki, kimse, canı ne kadar yanarsa yansın, “grevi kaldırın” diyemiyor çalışanlara ve sendikaya. Yani diğer grevlerde görüldüğü gibi bazı toplumsal kesimler dahi, “bu grev haksızdır “diyemiyor. İşte bu nokta, çok önemlidir..

 En yaşamsal alanda ve toplumun her kesiminin, bu grevi haksız da görmediği bu ortamda, grev silahı da sorunu çözemiyorsa, iş, çok ciddi gelişmelere gebedir. Hele hükümet de ikide bir “yetkimiz yoktur” deyip ve tam da “meda avradini” bir şekilde de “bir şey yapamayız” açıklamalarını da sürekli yapıyorsa, o zaman iş, çok ciddi gelişmelerin, “rahimde” büyümekte olduğunun göstergesini işaret etmektedir. Bu da,” ne demokrasisi, ne hukuk düzeni be” anlayışının, emriyoya dönüp, hızla mitoz bölünme ile yetkinleşmesinin oluşmaya başlamasıdır..

ANDEN ANE HASIL OLAN SEVAP.

Dikkat edin, her toplumsal olayda önemli ilgi ve alaka gösteren T.C Büyükelçiliği bu olayı seyretmektedir.  Şimdi kim, LTB’deki  bu sorunun oluşmasına, Ankara’nın müdahalesi diyebilir? Bu sorunu “biz” yarattık. İçimizdeki statüko anlayışı ve statükonun yol açtığı popülist ve ekonomik akıldan uzak siyasi kültürel anlayış bunu yarattı.

Ha de buyur, da kendi aklın ve kaynaklarınla çöz bakalım bu sorunu?  Evet bundan çıkan bir sonuç da şudur. “Kendi kendinizi yönetmek mi istiyordunuz ? Alın işte, kendinizin yönettiği LTB’yi içine soktuğunuz durum? Bir da Polisi da, ekonomiyi da, memleketi de karışmacılık olmadan yönetmek istiyordunuz ha. İşte LTB, bunu kim batırdı? Alın ve görün düzeyinizi”. Evet, anden ane hasıl olan sevap gibi çıkan sonuçlardan biri de budur.

İşte bundan ötürü, evet, siyasi tartışmaları ve eleştirileri de yapmamız kaçınılmazdır. Cemal Bulutoğlularının siyasi anlayışını, UBP’ nin, Cumhurbaşkanının davranış ve sorumluluğunu da hiç unutmamak ve tartışmak gerekiyor. Ama bu sorunu, yalnız eleştirmekle ve sorumlularını lanetlemekle ele alamayız. Ayni zamanda bu sorunu aşmak için düşünce üretmek, çare aramak ve çalışanların maaşlarını bir an evvel alacakları ve Belediye işlerinin en azından en temellerinin sürebileceği bir ortamı sağlayacak, düşünce ve siyaset üretmek de gerekiyor. Hükümet bunu üretemiyorsa, sivil toplum ve muhalefet bunu üretmeli ve yalnız ortaya sürmekle kalmamalı, bunun yaşama geçmesi için inisiyatif üretmelidir. UBP iş başındadır diye bundan kaçmak ve yalnız eleştiri ile yetinmek, bu ve benzeri olayları kullanarak, statükonun yol açtığı sorunların üzerinden, bunun yaratıcıları tarafından, yeni dayatmaların gelişmesine kapı açmalarına fırsat vermeyi getirir..  

Bu sorun aşılmadığı zaman başka neler gelişebilir?  LTB çalışanlarının en etkili yol olan grev hakkını kullanmalarına karşın, her hangi bir olumlu gelişme yaşanmaması nedeni ile artık olağan, demokratik direniş yolları dışında davranma fikri gelişmez mi?. Bu ortamda da ne sendika yöneticileri, ne de siyasi ve toplumsal güçler sağduyu ile mücadele önerilerini savunabilirler. Öfke kopar ve gider. Bunun işretleri de çoktan gözüktü. Başbakanlık önündeki eylem, bu noktaya doğru evrimleşmenin göstergesidir. Çünkü  LTB çalışanları ve diğer insanlar, artık sağduyu ile davranma sınırlarını haklı olarak aşmaya başladılar..

O zaman hatırlayacağız. Mesela  Mudilerin Meclis baskınını.  O zaman da böyle bir toplumsal temel  olmuştu. Meclis baskının da ise işler ilginçti. Anketlerde en güvenilir çıkan Polis, o gün Meclis önünde hiç tedbir almamış, insanlar içeri girdikten sonra da gelip, ölçüsüz de bir şiddet uygulamıştı. Akşama da, “ Cumhurbaşkanlığı adına, bu baskını, Rumcu Komünistlerin yaptığı” açıklaması yapılmıştı.

Yani İnsanların haklı tepkileri üzerinde, statüko kendi yarattığı sorunları çözümsüz bırakarak, o an için insanların acılarının yol açtığı öfkeler üzerinden de başka sonuçlara ulaşmak yolunu da tutmaktadır. İşte günümüzde 1 Temmuz öncesi bunlar bana çok anlamlı geliyor.  

Nitekim, anketlerde en güvenilir kurum olarak yansıtılan Cumhurbaşkanlığının,  Danışmanı da, hemen boş durmadı.. Kıbrıs sorununda artık görüşme sürecinin geldiği nokta itibarı ile, “ Kıbrıslı çözüm” arayışının tıkandığını ve görüşme sürecinin donması değil, artık sona ermesi gerektiğini söyledi. Arkasından da ilave etti, artık iç konulara dönme zamanı geldi dedi... LTB’ deki sorunu çözümsüz tutarak, insanlarımızın acıları üzerinden başka niyetlerle, otoriter, ayrılıkçı anlayışlara geçme eksersizleri böylece çok açıkça da yapılıyor.

İşte bundan ötürü, statükonun yol açtığı çıkmazı, yalnız siyasi eleştiriler temelinde değil.  Ama demokratik rejimin gelişmesi, demokrasi alanın daha da genişlemesi, ekonomik çıkmazın aşılması, siyasi düzenin demokratik hukuk devleti ilkeleri içinde ele alınması, Kıbrıs sorunun, AB ile ilişkilerin aşılması temelinde yapıcı ve gerçekçi düşünceler üretme zamanı geldi. LTB’deki sorunu, yalnız yansıtmak değil, aşmak içinde düşünceler üretmek gerekiyor.

 Unutmayın, demokratik insanların Türkiye’de, zamanında Susurluk Rezaletinin açığa çıkması üzerine, derin devlete karşı başlattığı haklı kampanya, maalesef yeterince etkin, siyasi önermeleri geliştirmediği için, başka merkezlerin elini atması ile bu haklı tepki, 28 Şubat darbesine giden sürecin gelişmesine dönük değerlendirildi. Hem unutmayın, bugün Sarayda olan anlayış, Toplumsal sorunların yaratıcılarının, onu kullanarak, dün, Nejat Konuğun, Osman Örek’in, Mustafa Çağatay’ın götürülmesi ve adım adım KKTC ilanının ve 12 Eylül Anayasasının topluma “ geydirilmesi”, yolunun döşenmesi ile beslenen ve var olan bir anlayıştır. Yani eğer siz etkin olamazsanız, bilinen sorunların aşılmasında. Başkaları kendi niyetleri doğrultusunda, otoriter ve ayrılıkçı anlayışlarının gelişmesi için oluşan haklı potansiyelin üzerine yatarak, ülkeyi ve toplumu gerici amaçlarının gelişmesine dönük domine edebilir.  Burada herkese düşen farklı düşünmektir.. Yoksa bu karmaşa içinde, küçük hesaplarla uğraşıp, şahsi veya siyasi ikbal alacağını zan edenler çok yanılırlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1189 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler