1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Lefkoşa Perişan
Lefkoşa Perişan

Lefkoşa Perişan

Lefkoşa Türk Belediyesi, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Belediye başkanının tutumları yüzünden Belediye Emekçileri Sendikası sık sık grev yapmak zorunda kalıyor. Birkaç ay önceki iki hafta süren grev sonrası anlaşmaya varan taraflar arasında yine pr

A+A-

               

                        

Lefkoşa Türk Belediyesi, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Belediye başkanının tutumları yüzünden Belediye Emekçileri Sendikası sık sık grev yapmak zorunda kalıyor. Birkaç ay önceki iki hafta süren grev sonrası anlaşmaya varan taraflar arasında yine problem çıktı. Önceki grevi sona erdirmek için, sendika ile varılan mutabakata, başkanın uymadığı söyleniyor. Bu nedenle sendika yeniden grev başlattı.

Lefkoşa belediyesi, borç batağına gömüldü ve iflas etti. Bu gerçeği herkes kabul ediyor. Personel ödenemiyor.

Grevler haklı ama, batmış bir kuruluştan ne beklenebilir ki?

Belediye yönetiminin, sendikanın isteklerine yanıt vermesi de mümkün görünmüyor.

Bu sorun başka şekilde çözülmelidir. Lefkoşa ve Lefkoşalı’ların temel beledi hizmetten de yoksun kalmaları insafsızlık olur.

Aylardır yazıp konuşuyoruz. Devletin ilgili kurumları Lefkoşa belediyesini bataktan çıkarmak için harekete geçmeli, “kurtarma-yapılandırma” programı hazırlamalıdır. Belediye yönetimi devlet denetiminde olmalı ve herkes fedakarlık yapmalıdır.

Binlerce yıllık tarih ve kültürü barındıran Lefkoşa’nın, “güneydoğu anadolu” kasabaları görüntüsüne son verilmelidir.

Hükümet ve devlet daha ne bekliyor?

Bu yazıyı yazarken, 5 Haziran 2004’te Yenidüzen için yazdığım makalem aklıma geldi.. O zamanlar Lefkoşa’nın bir Avrupa kenti olması gerektiğini vurgulamışım..Aradan sekiz yıl geçti, daha beter kötü bir hal aldı Lefkoşa...

O yazıyı aşağıda sunuyorum...

 


Lefkoşa Avrupa olacak mı?

 

Lefkoşa Türk Belediyesi'nin, ''şeher''deki çevre düzensizliği, kirliliği ve rahatsızlığını önlemek için attığı ilk adım çok sevindirici.

Belediyemiz, kaldırımlar üzerinde bulunan tabelaların 30 gün içinde yerinden kaldırılmasını emreden ihbarnameyi Lefkoşa'daki dükkan, iş yeri, ofis ve mağazalara bildirmeye başladı. Meğer, herkesin kaldırımlara veya sokak kenarına diktiği tabelalar kanuna aykırıymış da bir Allahın kulu bugüne kadar söylemedi. Yetkililerin yasaları uygulamaması nedeniyle bir diğerini örnek alan iş yeri sahipleri Lefkoşa'yı dikey tabelalara boğdular.

Bu uygulama ile büyük paralar karşılığı yaptırılan tabelalar çöpe atılacak. Ayrıca tabelaların kimler tarafından sökülüp nereye atılacağı konusu problem yaratıyor. Belediye ekipleri bu işi yüklenirse çok iyi olacak..

Ben şahsen bu uygulamadan çok memnunum. Lefkoşa'yı düzene sokacak başka adımların da atılabileceği umudu taşıyorum.

İnsanın, kendi çıkarına aykırı olsa da, daha kaliteli bir yaşam ve çevre için toplum düzenini sağlama yönünde yapılan denetimleri kabullenmesi, hatta daha ileri önlemler getirilmesini istemesi, Kıbrıslılık kimliğinin önemli bir karakteristiğidir. İngiliz idaresinde Kıbrıs’ta yaşayan insanlara yasalara ve denetlenmeye uymak,  mahkeme kararlarına saygı göstermek, yöneticilerin, polisin doğru iş yaptığına inanmak ve yönetsel ileri adımları desteklemek gibi ilkeler öğretildi. Bunların mentalite ve kültür halini alması, yöneticilerin uygulama ve denetlemeden hiç taviz vermemesi ile sağlandı. Bizi biz yapan özellikler bunlardır ve yozlaşmaya rağmen içten içe taşınan bir özlemlerdir.

 

BAŞIBOŞ LEFKOŞA

 

Eskiden Lefkoşa dahil tüm yerleşim birimlerimizde ve halen AB üyesi ülkelerde şehirler başı boş değildir, şehir bir uyum içinde yaşamaktadır. Dükkanlar, iş yerleri, taşıtlar, insanlar ve çevre saat gibi işleyen organizasyon harmonisi içindedir. Dükkanlar ve çarşı 17.00-18.00, publar dahi gece 22.30'da kapanır. Bahçesini temizlemek, evdeki luzumsuz eşyayı atmak, inşaat artıklarını yolda bırakmak durumunda olanlar Belediye'den izin ve randevu alır.

Bizim Lefkoşa'da insanlar canı çekince bahçe temizleyip sokağa atıyor. Hatta eski arabadan tutun, buzdolabı ve her türlü eşya ana caddelere bırakılıp Belediye'nin bir fırsat bulup götürmesini bekler.

Şehrin en işlek cadde ve yerleşim birimlerinde eski arabalar kara bulut halinde ekzos gazı saçıyor ve kimse bunlara ceza yazıp trafikten alıkoymuyor.

 

ÇARŞI/ DÜKKAN KAPAMA SAATLERİ

 

Bu konu tam bir keşmekeş halini aldı. Biliyorum ki, yasalara göre dükkanlar hafta içi 18.00, hafta sonu da 13.00 'de kapamak zorundadır. Ama son 10-15 yıldır dükkanlar neredeyse hiç kapatmıyor. İnsan evinde huzur bulamıyor, istirahat edemiyor. Kamyon, araba vınlaması, yüksek perdeden müziklerle iç içe yaşıyoruz. Bu işyerlerinde çalıştırılan emekçiler de uzun saatler çalıştırıyor. Hükümet ve sendikalar bu yönünü de düşünmelidir. Herkes gün boyu belli saatlerde çalışmalı, akşamları ve hafta sonu dinlenmelidir.

 

YAZ AYLARINDA ÖĞLEN İSTİRAHATİ (SİESTA)

 

Yine bize İngilizlerden kalan ve iklim koşulları dikkate alınarak, şehrin 15 Mayıs/15 Eylül tarihleri arasında öğlen istirahatine çekilmesini zaman içinde, idaresizlik ve denetimsizlikten bozduk. Bu uygulamayı sürdürmek için direnen (Eczaneler gibi) kesime de tuhaf bakılıyor.

Kamu görvlileri yaz aylarında farklı saatlerde çalışabiliyor ve öğlen istirahati yapabiliyorsa, özel çalışanlar, çalıştırılanlar insan değil mi ve aynı sıcaklıktaki Lefkoşa'da yaşamıyor mu?

Lefkoşa Belediyesi'nin tabela adımını genişletip, diğer şehirlerimize de örnek olacak biçimde söz verildiği şekilde ''Avrupalı'' yapılmasını bekliyoruz.

Yasalar çalıştırılmalı, denetimler sürmeli ve idare disiplinle bu işe sarılmalıdır.

                                                                                       

                                                                             05/06/2004  Yenidüzen

 

          

 

 

 

Bu haber toplam 1883 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler