1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Lefkoşa Belediyesi ile ilgili neden geç kalındı?'
Lefkoşa Belediyesi ile ilgili neden geç kalındı?

'Lefkoşa Belediyesi ile ilgili neden geç kalındı?'

Eski Başsavcı Akın Sait’e önce çok tartışmalı Lefkoşa Belediyesi konusunu ve Sayıştay raporunu soruyorum. Önce Anayasa’da tanımlandığı şekliyle Sayıştay’ın tanım ve görevlerini özetliyor; “Sayıştay Anayasal bir kuruluştur ve devle

A+A-

 

 

 

ESKİ BAŞSAVCI AKIN SAİT:

“Lefkoşa Belediyesi ile ilgili neden geç kalındı?”

·        “Sayıştay’ın 6 ayda bir rapor vermesi lazım… Ancak Lefkoşa Belediyesi’nde örneğin 487 fazla personel olduğunu söylüyor. Bu bir gün içinde olmadığına göre o zaman neden en başından bu uyarı yapılmadı diye de sormak lazım”

·        “Eğer en başından bu tespit edilmiş olsaydı, bu sayı bu kadar artmadan önüne geçilebilirdi. Diğer taraftan 2006 ve 2008 yılından itibaren, yasaya aykırı borçlanma olduğuna vurgu yapıyor, Sayıştay. 2006 nerede, 2012 nerede? Bugüne kadar neden bunları tespit etmedi, eğer etmişse, o zaman neden bunlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı diye de sormak lazım...”

·        “Yasadışı uygulamalarda Belediye Başkanı yanında, bu kararlarda imzası bulunan Belediye Meclis üyeleri de sorumludur, tabii ki. Eğer varsa, Bakanlar Kurulu kararlarına da bakılmalı. Bütün yasa dışılıklar ve sorumlular işte bu süreçte ortaya çıkacak…”

·        “…Eğer Sayıştay raporunu Hukuk Dairesi’ne gönderiyorsa burada ciddi bir yasa dışılık gördü  demektir…”

·        “…Mevcut şartlarda bu dava en fazla 1 yıl içinde çözülmesi lazım…”

·        “…“Benim zamanımda mahkemeye vermediğimiz çok az daire var. Birçok dairede de kişileri yargıya  götürüp, mahkum ettik…”

 

Eski Başsavcı Akın Sait’e önce çok tartışmalı Lefkoşa Belediyesi konusunu ve Sayıştay raporunu soruyorum. Önce Anayasa’da tanımlandığı şekliyle Sayıştay’ın tanım ve görevlerini özetliyor;

“Sayıştay Anayasal bir kuruluştur ve devletin mali denetim organıdır. Kamunun gelir ve giderlerini denetler. Bulgularını da Cumhuriyet Meclisi ve Bakanlar Kurulu ile paylaşır. Tespit ettiği yasa dışı uygulamaları ise Hukuk Dairesi’ne bildirir. Usulsüzlük varsa, giderilmesi için süre verir, yasa dışı bir uygulama varsa, Başsavcılık dava açar.”

Sait, “Eğer Sayıştay raporunu Hukuk Dairesi’ne gönderiyorsa burada ciddi bir yasadışılık gördü demektir, şeklinde konuşuyor, Belediye raporu ile ilgili.

 

NEDEN GEÇ KALINDI

 

Akın Sait, kritik bir noktanın daha altını çiziyor. “Sayıştay’ın 6 ayda bir rapor vermesi lazım. Ama bu genellikle personel eksikliği nedeniyle çok mümkün olamıyor. Benim dönemimde en azından böyleydi, şimdi de durumun değiştiğini sanmıyorum. Bu yapıda Sayıştay sadece belediyeleri denetlese yetişmesi mümkün değil. Ancak Lefkoşa Belediyesi’nde örneğin 487 fazla personel olduğunu söylüyor. Bu bir gün içinde olmadığına göre o zaman neden en başından bu uyarı yapılmadı diye de sormak lazım. Eğer en başından bu tespit edilmiş olsaydı, bu sayı bu kadar artmadan önüne geçilebilirdi. Diğer taraftan 2006, 2008 yılından itibaren, yasaya aykırı borçlanma olduğuna vurgu yapıyor, Sayıştay. 2006 nerede 2012 nerede? Bugüne kadar neden bunları tespit etmedi, eğer etmişse, o zaman neden bunlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı diye de sormak lazım.”

Lefkoşa Belediyesi ile ilgili sürece dair de bilgi veren Eski Başsavcı, şöyle özetliyor süreci. “Başsavcı raporu aldıktan sonra, Polis Genel Müdürlüğü’ne konuyu havale edecek. Cezai soruşturma doneleri raporda var mı, ona bakılacak ve polis, şahadetleri mahkemede geçerli olacak şekle getirecek. Bu süreçte 1 yıldan fazla bir süre önce kurulan Mali Polis araştırma yapacak. Sorumlular bulunmaya çalışılacak. Polis sorumluları bulamazsa, bu da mahkeme sürecine kalacak.”

Özellikle bankalar krizi döneminde, polisin mali polis birimi olmamasının çeşitli dezavantajlarının yaşandığına işaret eden Sait, o dönemde geceli gündüzlü, savcılar ve murakıpların desteğini de alarak polisin çalışmalar yaptığını anlatıyor. Şimdiki yeni uygulamada mali polisin geçmişe göre daha eğitimli olduğundan, daha kolay ve hızlı çalışma yapabileceğini işaret ediyor.

 

BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ DE SORUMLU

 

Akın Sait sorumlulukla ilgili dikkat çekici noktalara da işaret ediyor;

“Yasadışı uygulamalarda Belediye Başkanı yanında, bu kararlarda imzası bulunan Belediye Meclis üyeleri de sorumludur, tabii ki. Eğer varsa, Bakanlar Kurulu kararlarına da bakılmalı. Bütün yasa dışılıklar ve sorumlular işte bu süreçte ortaya çıkacak.”

 

EN GEÇ 1 YIL

 

Akın Sait, polisin araştırmasını en geç birkaç ay içinde tamamlaması gerektiğini söylüyor ve şöyle konuşuyor; “Mevcut şartlarda bu davanın en fazla 1 yıl içinde çözülmesi lazım. Şimdiki ortamda 1 yılı geçmemeli. Çünkü ceza davaları eskiye oranla artık çok daha hızlı ilerliyor.”

Akın Sait personel eksikliği mazeretinin ardına saklanmadan artık ihtiyaçların karşılanması gerekliliğinin altını çizerken “aksi halde, yolsuzlukların, usulsüzlüklerin önüne geçmek bunlarla başa çıkmak mümkün değil” diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor;

“Denetimler ne kadar geç yapılırsa, işlenen suçların kanıtlanması da o kadar zor olur. Zaman içinde delillere ve tanıklara ulaşmak zorlaşıyor, çünkü.”  

 

SİYASETİN BASKISINI KABUL ETMEM

 

Yargının üzerindeki siyaset baskısını da soruyorum, Eski Başsavcıya. “Siyasetin baskısını ben kabul etmem” diyor net bir dille. Ve devam ediyor;

“İstemediğiniz hiçbir şeyi siyasi size yaptıramaz. Bağımsız organların bağımsız kalması ve siyasi baskıyı bertaraf etmesi için yeterli güvencesi vardır. Yeter ki insanın içinde olsun. Örneğin Nail Atalay, Soner Vehbi, İsmet Akim gibi değerli isimler var. Bunların hiçbiri siyasetten etkilenebilecek isimler değil.”

Herkesin siyasi bir görüşü olabileceğini, zamanı geldiğinde sandığa gidip oy da verdiğini, ancak önemli olanın işini yaparken objektif ve tarafsız kalabilmesi olduğuna işaret eden Eski Başsavcı, denetim organlarının atanma şekillerinin bağımsızlıklarını kesinlikle etkilemediği görüşünde. “Yeter ki insanın içinde olsun” diyor.

Siyasilerin tavırlarını ve anlayışlarını soruyorum bu kez. Her şey bu kadar ideal ortamda mı ilerliyor” diyorum ısrarla. “Siyasi merciler denetlenmekten hoşlanmaz. Bu makamlarda olanlar daima denetime soğuk bakar” diyor. Kendi yaşadıklarından örnek sorduğumda ise, aslında gerçek hayatta bu ideal tanımın çok da geçerli olmadığını bir kez daha anlıyoruz. “Çok şeyler yaşadım ben ama artık hepsine sünger çektim” diyor ve geçmişle ilgili konuşmaktan kaçınıyor.

Akın Sait’e eşi de yaşadıklarını bir anılar kitabında toplaması için teşvikte bulunuyor. Ancak bunların nereye kadar anlatılması gerekliliğine dair belli ki hala tereddütleri var. Henüz buna karar verememiş. 19 yıllık Başsavcılık görevi süresince, Türkiye’den adaya gelenlere tapu verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu görüşünü ortaya koyduğunda, dönemin Türkiye Büyükelçisi ile gerginlik yaşamış. Zaman zaman verdiği karar ya da görüşler kişisel olarak da etkilemiş kendisini. “Ama ben hiçbir zaman doğru bildiğimden şaşmadım” diyor.    

 

MAHKEMEYE VERMEDİĞİMİZ ÇOK AZ DEVLET DAİRESİ VAR

 

Zamanında görevinizi yaparsanız, birçok yasa dışılık ve usulsüzlüğün önüne geçebilirsiniz” diyen Akın Sait, özellikle devlet dairelerinde durumun oldukça karışık olduğunu anlatıyor. “Benim zamanımda mahkemeye vermediğimiz çok az daire var. Birçok dairede de kişileri yargıya götürüp, mahkum ettik” şeklinde konuşan Akın Sait’e bu kez rüşvetin ne kadara yaygın olduğuna ilişkin gözlemlerini soruyorum.

“Rüşvetin belgesi olmaz. Veren kadar alan da sorumluğu olduğu için tespit etmek kolay değil. Yargıladığımız rüşvet konusu yok. Anketlere yansıyan bu iddialar bize doğrudan bir bildirim olarak da gelmedi. Ama devlet dairelerinde özellikle zimmete para geçirmek, görevi kötüye kullanmak ve sirkat gibi suçların yaygın olduğu görülüyor.”

 

HASAN YUMUK-ÖMER DEMİR DAVALARI

 

Siyasilerin yargılanmasının ne kadar kolay olduğunu soruyorum, bu kez Akın Sait’e ve geçmişte de böyle örneklerin fazla olmadığını hatırlatıyorum. Bir örnek hariç.  Çok bilinen Hasan Yumuk ve Ömer Demir davaları. (Eski UBP’li bakan ve milletvekili) O dönemde de Başsavcılık görevinde olan Akın Sait, bakın nasıl anlatıyor, o günleri.

“Hasan Yumuk, yasa dışı arsa dağıttığı gerekçesiyle yargılanmıştı. Aslında o dönemde sadece Hasan Yumuk değil, daha birçok dosya vardı. Ancak dokunulmazlıkları kaldırılmadan birşey yapılamadığı için mecburen seçim dönemini bekledik. Nitekim hemen hemen hepsi yeni seçimde tekrar seçildiler ve dokunulmazlıkları devam etti. Hasan Yumuk tekrar seçilmediği için O’nu mahkemeye çıkardık ve 30 günlük de bir mahkumiyet verdik. Ancak diğer dosyalarla ilgili o zamanki meclis dokunulmazlığı kaldırmayı uygun görmedi. Ömer Demir olayında ise, biliyorsunuz tanık, Gülsen İçöz, kaçıp Londra’ya gitmişti. Uyuşturucu da VIP salonunda İçöz’ün üzerinde bulunmuştu. Ama Londra’dan tanığı alamadığımız için de konu kapandı.”

Akın Sait, Anayasa’ya göre, dokunulmazlığın kaldırılması için mecliste oy çokluğunun yeterli olduğuna vurgu yaparken, “eğer söz konusu olan iktidar partisiyle bu imkansız hale geliyor” diyor. Ve anlattıklarıyla bir kez daha söz konusu olan siyasilerse, yargılanmalarının aslında pratikte ne kadar zor olduğunu da yaşanmış örneklerle gözler önüne seriyor.

Eski Başsavcı, her şeye rağmen, hukuk sistemine karşı toplumda bir güven olduğuna işaret ediyor. “Toplumumuz hala hukuka güveniyor. Zaten hukuka, başsavcılığa, polise güveni yitirdiğimiz an, memleketi bırakıp kaçmak lazım” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 973 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler