1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Lefkoşa Belediye Başkan’ı Cemal Bey Ağaç Sevmiyor
Lefkoşa Belediye Başkan’ı Cemal Bey Ağaç Sevmiyor

Lefkoşa Belediye Başkan’ı Cemal Bey Ağaç Sevmiyor

Her buluştuğumuzda “Lütfen Rum tarafında olduğu gibi, Lefkoşa’nın bu kesimindeki caddelere, sokaklara ağaç dikiniz” derim. Binbir dereden su getirir. Kaldırımlara, sokak kenarlarına olmazmış. Kazılırsa, kanalizasyon ve başka kablolar

A+A-

 

 

Her buluştuğumuzda “Lütfen Rum tarafında olduğu gibi, Lefkoşa’nın bu kesimindeki caddelere, sokaklara ağaç dikiniz” derim. Binbir dereden su getirir. Kaldırımlara, sokak kenarlarına olmazmış. Kazılırsa, kanalizasyon ve başka kablolar zarar görürmüş. Kendisi çok ağaç dikiyormuş. Biz gölge yapacak ulu ağaçlardan söz ediyoruz. O galiba parklara ağaç dikiyor. Parkları gezmedim. Kermiya yolunun orta kısmına Palmiye dikti. Onunla övünmeye kalktı. Cemal bey onlar Kıbrıs ağacı değil, gölge yapmaz” dedim ve hangi ağaçları dikebileceğini ona söyledim. Verdiği gerekçeleri ikna edici bulmuyorum. Ben, eczanenin önündeki kaldırıma Biber Ağacı fidanı diktim. Erken büyür, fazla su istemez, her zaman yeşil kalır ve gölge yapar diye. 2 yılda büyüdü  gölge yapacak hale geldi. Halbuki, Cemal bey başkan olalı, mevcut ağaçlar da inşaat nedeniyle kesiliyor.

 

Gerçi son seçimde kazanır kazanmaz bana söz vermişti. Ağaç dikecekti. Çemberlere, Sigas, Palmiye ve Kaktüs tipi ağaççıklar dikiyor. Belli ki meramımızı anlamıyor.

Biz, Rum kesimindeki gibi bütün cadde kenarlarına, boş arazilere ağaç dikilmesini istiyoruz. Ağaç çoğaltacağına eksiltilmesine izin veriyor.

 

Cemal beyin ağaç ve yeşili sevmediğine nereden karar verdim bilir misiniz? Eski başkanlık binasının arkasındaki ağaçları kestirtmiş, park yeri yapmıştı. Bir kısım ağaç da bahçe düzenlemesiyle gitti. Cemal bey, Lefkoşa’nın diğer yarısındaki belediye başkanı Eleni Mavru’nun binasının bahçesini görmüştür elbette. Harika bir bahçesi var. Yüksünmüyor mu, özenmiyor mu? Üstelik uzun yıllar Londra’da yaşadı. Yeşile alışkın olması gerekir. Londra’da yağmur çok ama biz de bu iklime göre de bal gibi ağaçlar yetirştirilebileceğine, onu ikna etmeye çalışıyoruz.

Ağacı sevmediğine dair başka örnekler de vardır. İlk döneminde göreve geldikten sonra yaptırdığı yeni belediye binasında da ne bahçe ne de ağaç vardır. Gayet geniş bir park yeri yaptırmış ama tek ağaç dikmemiş. İnanılmaz bir şey!

Geçenlerde, Mağusa dönüşü, Haspolat’ta yaptırdığı belediye evlerine baktım. Kupkuru binalar. Tek ağaç yok. İnsan, bina yaparken bahçesini, çevresini mutlaka yeşillendirmeli.

 

Benzeri mutlaka vardır ama ben, bugüne kadar Kiev gibi yemyeşil bir başkent henüz görmemiştim. Şehri tanıtan kitapta şöyle diyordu.  “Kiev’de bahçeler var yerine, Kiev bahçeler üzerine kurulmuştur demek daha doğrudur.”  Gerçekten öyle. Çernobil’e kadar gitmiştik. (radyasyon almamamız için bir sürü önlemler alınmıştı) Bir tek reaktörlerin olduğu yerde ağaç yoktu, kuru çöl gibiydi. Çernobil faciası olmadan önce nükleer santrallarda çalışanların yaşadığı köycük bugün bomboş, terkedilmiş ve harabe halinde. Ancak, ağaçlar önce kurumuş sonra kendiliğinden yine açılmış o nedenle etraf yemyeşildi. AB’den bir uzman, radyasyon yüksekse bu ağaçlar nasıl yaşar diye sormuştu. Orda radyasyon atıklarını temizlemek için AB’nin büyük yatırımı ile çalışmalar ve çalışanlar vardır. Onların sağlığı için her tedbir alınıyor.

Kiev’de yeni yaptırılan binaların, apartmanların önüne ve bahçesine, inşaata başlar başlamaz ağaç dikmek zorunluymuş.

 

Kıbrıs’ın 9 ay güneşten yandığını düşünürsek, asıl bu adada ağaç yetiştirmek zorunlu olmalı. Ne yazık ki, insanlarımız da eskiden olduğu gibi bahçelerine önem vermiyor. Toprağı beton parkeler ile kapatıyorlar. Herkes evine kapanıp klima çalıştırıyor. Güzel ve serin Lefkoşa gecelerinde, balkonlarda, bahçelerde zaman geçirmek tarih olmuş. ..

 

Hep Lefkoşa’dan söz ettim ama, kuzey Kıbrıs’ın her şehri ve bölgesi çölleştiriliyor. Girne-Güzelyurt arasında ağaçlar gitmiş, Lapta bahçeleri yok olmuş, habire binalar yapılıyor. Mağusa, Girne içi ha keza!

Ağaca ve yeşile düşkün olmak bir kültür, kibarlık işidir. Arap ülkelerine giderseniz, burası gibi kupkurudur. Medeni ülkelerde yemyeşildir.

 

Bir zamanlar Amerika’da San Diego yemyeşil şehrinden 20 dakika uzaklıkta Meksika bölgesine geçmiştik. Dip dibe iki tarafın yüzyıllar kadar kültür farkını hemen anlarsınız. Meksika kasabası kupkuruydu. Bahçelerde hiçbir bitki yoktu, zaten betonlanmıştı.

 

Bütün belediye başkanlarına, hükümete, şehir plancılarına, mimarlara, yeşil hareketi savunanlara sesleniyorum, şehirlere, ana yollara, sokaklara her zaman yeşil kalacak ve az su ile yaşayacak ağaçlar dikin lütfen.......

 

 

Bu haber toplam 2540 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler