1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. LDL-HDL
LDL-HDL

LDL-HDL

LDL çıkınca, HDL inince diyet başlamak zorunda… Balık ve sebze ağırlıklı yemek, abur-cubur şeyler, fındık fıstık, kızartmalar artık yasak. Bunların yasaklanmasını beklemeden dengeli beslenmek her zaman için gerekli ama bilirsiniz işte “müslü

A+A-

 

 

LDL çıkınca, HDL inince diyet başlamak zorunda…

Balık ve sebze ağırlıklı yemek, abur-cubur şeyler, fındık fıstık, kızartmalar artık yasak.

Bunların yasaklanmasını beklemeden dengeli beslenmek her zaman için gerekli ama bilirsiniz işte “müslümanın aklı…” derler…

Tabii diyet de yetmez… Buna bir de yürüyüş eklemek lazım. Her gün… 20-30 dakika yürüyüş diyetin tamamlayıcısı… Gerçi bir seneye yakındır yüzme de var programımızda ama onun yararı başka, yürüyüşün yine başka… Yürüyüş karaciğerin yağlanmasını engelliyor.

En azından bu programı üç ay sürdürmek ve yeniden değerlerin kontrolü önemli.

Bu durum belki sıkıcı ama keyifli yanını bulursanız eğer, monotonluktan çıkıp farklı bir dönem yaşayacağınız güzel bir sürece dönüştürebilirsiniz.

Diyet yemeklerinizi bir lezzet şölenine çevirebilir, yeni sunumlarla masanızı hazırlayabilirsiniz… “Nerde o zaman ve nerde o keyif” diye itiraz edilebilir ama bunu yine de arada bir gerçekleştirilebilir hale getirmek gerek.

Ya o yürüyüşler… Uzun zamandır tembellik edip, ev-iş-yemek-televizyon dörtlemesinin dışına çıkılabileceğini keşfetmenin mutluluğunu yaşatır size… Hele havada hafif hafif de yağmur varsa… İşten geldiniz, yemeğinizi yediniz… Biraz da dinlendiniz. Şimdi yürüyüş zamanı. Havalar artık geceleri daha da soğuk. Yürüyüş için daha da uygun… Son günlerde ne güzel ki yağmurlar da yağıyor… O çiseleyen yağmura atıyorsunuz kendinizi… Başınızı örten bir kapişonlu eşofman… Ayağınızda spor ayakkabı.

Yollarda yer yer göller oluşmuş, kaldırımlar arabaların işgalinde ama dert etmeyin bunları… Arabaların etrafından dolaşın, aralarından geçin, göllerin içine girin… Ayakkabılarınızın içine sular girsin, kapişonunuz artık ıslaklıktan sizi korumaz hale gelsin, siz yürümeye devam edin.

O yürüyüşün sonunda eve geri dönmek, sıcak bir duşa girmek ve ayaklarınızı uzatmak… Hele bir de sizi bekleyen bir çay veya kahve varsa… Ohhh.. Keyfe bak.

Gerçekten keyif… Zorunluluktan söylenen şeyler değil, hissedilen şeyler olduğu için yazıyorum. Hele bir de üç ayın sonunda beklenen şey olursa… Çıldıran değerler dengelenirse… Yine de aynı program belki dozajı daha düşük bir şekilde devam edecek ama devam edecek olması da güzel.

Bir de bu diyeti ve sporu başta da söylediğim gibi zorunluluktan dolayı değil de o duruma düşmeden önce yapabilsek… İstediğimiz için, keyif aldığımız için… Ama yine de zorunluluk haline gelmişse biz onu keyifli hale getirelim. Bu durumda olanlar, (biliyorum ki çok sayıda insanız) yukarıda anlatılanları hissetmeye çalışsınlar.

Bu his, sizleri başka zorluklara da hazırlar. Ertesi günün işine, sıkıntılarına, gazetede okuduğunuz haberlere, siyasilerin bazen akıl almaz açıklamalarına…

Pollyanna’cılık mı bu? Yok, hayır. Herşeyden bir iyilik çıkarmak için değil, gerçekten güzel şeyler bunlar… Tabii, “kolestorolun çıkması iyidir” anlamında değil ama yağmurda yürüyüş yapmanın, yüzmenin, sağlıklı yemekler yemenin, ertesi güne ve geleceğe sağlıklı ve dinç hazırlamanın neresi kötü ki…

Yani diyorum ki; ille de bir şeyler olmasını beklemek gerekmez. Hayatın monotonluğundan çıkmak, daha bir keyif almak için en azından yürüyüşü günlük yaşamınıza sokun.


İKİ SÖZ

Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.
Mark Twain

 

Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.
Tolstoy

 


 

PAZAR’LIK…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1163 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler