1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “LAİKLİK ANLAYIŞINDA KESİN KARARLIYIZ”
“LAİKLİK ANLAYIŞINDA  KESİN KARARLIYIZ”

“LAİKLİK ANLAYIŞINDA KESİN KARARLIYIZ”

Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit ile bu hafta eğitimdeki hedeflerini ve eğitimde yaşanan sorunları konuştuk.

A+A-

Fayka Arseven Kişi

Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit, laik, demokratik eğitimden ödün vermeyeceklerini ifade ederek, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin kapatılmayacağını ancak Hala Sultan İlahiyat Koleji’ndeki eğitimi diğer devlet okullarındaki seviyeye getireceklerini vurguladı.

Camilerin de ibadet yeri olduğunu çocuklara kuran kursu verilmesinin doğru olmadığının altını çizen Özyiğit, “çocuklar büyüdüğünde ergin hale geldiğinde kendi inanışı ile ibadet etmek isterse gitsin etsin” dedi.

Tam gün eğitim konusundaki soruya da Özyiğit, “Hayal değil, irade de var. Para ve alt yapıyı bulunca da bu işi kesin yapacağız” vurgusunda bulundu.

Üçüncü ülkelerden gelecek olan öğrenciler için kayıt kabul sistemi ile öğrenci takip sistemini devreye koyacaklarını da dile getiren Özyiğit,  “Üniversitelerde kayıt kabul ve öğrenci takip sistemi bizim için son derece önemlidir. Üniversite ve öğrenci sayısı artarken, kalitenin artması da önemlidir” dedi.

Hane halkına yardım kalemini de özel eğitim için kullanacağını vurgulayan Özyiğit, “Özel eğitimde engeller var. Bu engellerin aşımı için bu bütçe kullanılacak” ifadesinde bulundu.

HEDEF…“Eğitimi okul öncesinden, üniversiteye kadar ele alıp, varacağımız uzlaşı noktalarını Meclis’e götürüp, yasallaştırıp, kalıcı hale, devlet politikasına dönüştürme kararlılığındayız.  Mutlaka eğitim süresi ve ölçme değerlendirme önemlidir.  Bu konularda da adım atmakta kararlıyız.”.

ÖZEL OKULLAR DA DENETLENMELİ… “Her ne kadar özel okullarda olanaklar daha fazlaysa, ders saatleri daha fazlaysa da sonunda özel okullar bakanlığın izni ile kurulmaktadır. Bakanlığın da denetimine tabidir…”

İLAHİYAT KOLEJİ…“Hayır, biz okulu kapatacak değiliz. Ama oradaki eğitimi de diğer devlet okullarındaki seviyeye getireceğiz. Bilimsel, demokratik ve laiklik anlayışına göre yeniden yapılandırma sürecindeyiz. Bunda kesin kararlıyız.”

OKUL VAKFA TERKEDİLDİ… Burası bir devlet okulu ve maalesef daha önceki bakanlar bu okula doğru düzgün gitmediler bile. Yani sanki orada bir başka yapının olmasına, başka bir yapı kurulmasına ve işte orada bir vakıf var, onlara okul terkedildi gibi bir izlenim uyandı.     

CAMİLERDE KURAN KURSU…“Camiler ibadet yeridir, ibadet edilsin. Ama küçük yaştaki çocukların ibadeti değil. Küçük yaşta çocuklar büyüdüğünde, ergin hale geldiğinde, kendi inanışı ile ibadet etmek isterse gitsin etsin.”

KOLEJE GİRİŞ SINAVI…“Bu yıl kalkmayacağı kesin. Ölçme değerlendirmede daha net çocukların ilgi ve yeteneğini ortaya çıkarıcı, başarıyı teşvik edici yöntemler bulmak durumundayız.”

2’NCİ İŞ SORUNU…“Doktorlarda konu mahkemeye taşındı ve öyle görülüyor ki eğitim ve başka alanlarda da birileri bunu mahkemeye taşımaya hazırlanıyor. Ben diyorum ki ve herkese de çağrı yapıyorum; gelin bunu okulda çözelim, başka yerlere ihtiyaç duyulmasın.”

ÜÇÜNCÜ ÜLKEDEN GELEN ÖĞRENCİLER… “Üçüncü ülkelerden gelecek öğrencilerle ilgili bir tüzük, buna son şeklini verdik. Bakanlar Kurulu’nun gündemindedir. Sırf gelip bu ülkeye kayıt yaptırsınlar diye değil gerçekten belli düzeyde eğitim alıp gelsinler...”

 

Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit ile bu hafta eğitimdeki hedeflerini ve eğitimde yaşanan sorunları konuştuk.

  • YENiDÜZEN: Eğitim Bakanlığı’nın öncellikleri arasında neler bulunuyor?
  • Cemal Özyiğit: Yeni ders yılına yetiştirmek için ek okul inşaatları ve tadilat, tamiratlardır. Bunları bir an önce tamamlamalıyız. Ama yeter mi şu için işimiz biraz zor. Bütçenin geç geçmesi, ihale süreçleri… Yine de özellikle Girne’de ek okul inşaatlarının yeni ders yılına yetişmesi gerekmektedir.
    Girne hem yurt içinden hem yurt dışından insan akışına sahne oluyor. Sadece Girne’de değil, Çatalköy ve Alsancak’ta da bu ihtiyaçlar var. Okullardaki öğrenci sayısı 500’lerde olması gerekir ama bugün bazı okullar binli rakamlardadır. Aslında yeni ekler yaptık sonra okuldaki öğrenci sayısı artar. Biz bunun yerine başka okul yapımını daha doğru buluyoruz. Bu doğrultuda da adım atıyoruz.
     
  • YENiDÜZEN: Eğitimci döneminizde ‘tam gün eğitim’ için mücadele verdiniz. Şimdi bakan koltuğundasınız. Bu ülkede tam gün eğitim hayal mi yoksa bunu gerçekleştirecek irade ve maddi kaynak da var mı?
  • Cemal Özyiğit: Hayal değil, irade de var. Para ve alt yapıyı bulunca da bu işi kesin yapacağız. Bir kere önemli olan bunu tartışmaya açtık. Öğretmenlerle enine boyuna konuşacağız. Bunu hükümet programına da koyduk. Eğitim süresinin uzatılması için bir çalışma başlattık. Bunu sendikalarla, sivil örgütleriyle, ekonomik örgütlerle, üretici örgütleriyle, üniversitelerle görüşüyoruz. Ülkedeki bu genel paydaşlarla eğitimi masaya yatırdık. Okul öncesinden, üniversitelere kadar eğitimin omurgası konuşulacak. Eğitime ciddi, kalıcı yön verme doğrultusunda görüşülecek. Bunları belki şura kararına dönüştürüp, Meclis’e götürüp yasal hale getireceğiz. Çünkü örneğin 4 yaş zorunlu eğitim kapsamında değil. Alt komitelerde de özel eğitimi, ölçme değerlendirme sistemini konuşacağız. Hepimiz biliyoruz ki bir yarışmacı sınava endekslendi bu ülke. İlkokulun hedefi koleje öğrenci hazırlamak… Ortaokulun hedefi Bülent Ecevit Anadolu Lisesi, Fen Lisesi’ne öğrenci hazırlamak… Liselerin amacı üniversitelere öğrenci hazırlamak… Düşünün meslek liselerindeki öğrenciler bile ‘üniversitelere nasıl girerim’ arayışı içerisinde… Oysa meslek liselerinin amacı öncelikle ülkenin ihtiyacı olan kalifiye elemanı yetiştirmek olmalıdır ve üniversiteye gitmeden bu öğrencilere iş imkanı bulmaktır. 
    Ölçme değerlendirme sistemine yeni bakış açısı getirmeliyiz. Çocukların geleceği bir sınava endeksli olmamalıdır.  Kolejler bir gerçeklik, toplum da ısrarla bunu talep ediyor. Ama girişin bir iki sınavla olması tartışmalıdır. Bu tartışma yapılmalıdır da ve en doğrusu bulunmalıdır. Yine liselerden üniversitelere geçişlerde YÖDAK önceliğinde merkezi tek sınav yapılabilir. Çünkü üniversiteler şimdi ayrı ayrı giriş sınavları yapıyor. Kayıt kabul tüzüğü ile ilgili çalışma var. Üçüncü ülkelerden gelecek öğrencilerle ilgili bir tüzük, buna son şeklini verdik.  Bakanlar Kurulu’nun gündemindedir. Sırf gelip bu ülkeye kayıt yaptırsınlar diye değil gerçekten belli düzeyde eğitim alıp gelsinler ve burada da üniversite eğitimini takip ettikten sonra aldıkları mezuniyet ile gerek kendi ülkelerine gerekse başka ülkelere gittiklerinde bizim ülkemizin de fahri temsilcisi olsunlar. Buradaki eğitimin de kalitesin her geçen gün artırılması gerekiyor. Çünkü hem üniversite hem öğrenci sayısı artıyor. Elbette ekonomik getirisi var ama eğitim kalitesi de aynı doğrultuda artıyor mu? Bu konuda aynı şeyi söylemek zordur. Dolayısıyla bunun da her geçen gün daha yukarılara tırmanması için ciddi çalışma yapılıyor.
    Şu an 16 üniversite var. Bunların 13’ü YÖK’e akredite, 3’ü akredite olmaya çalışıyor. 16 tane de ön izin almış üniversite var. Bu 16’nın 2 tanesi gerekli işlemleri yerine getirdi. Biri Rauf Raif Denktaş Üniversitesi biri de Arkın Üniversitesi… Onlar YÖDAK’la ilgili kriterleri de yerine getirdi. Yeni ders yılına öğrenci alıyorlar. Bunun yanı sıra birkaç üniversitede Meclis’e gitme aşamasında.
     
  • YENiDÜZEN: 16 üniversite var 16 tane de yolda… Bu ülke bu yapısıyla bu kadar üniversiteyi kaldırır mı?
  • Cemal Özyiğit: Bu konularda biraz hassas davranmaya çalışıyoruz. YÖDAK kriterleri önemlidir. Sırf üniversite açmak için üniversite açılmasın. Üniversite bir eğitim yuvası… ‘Gelen öğrenci çarp bu kadar dolar’ olarak görülmesin.  Kalite artırılmalıdır, kayıt kabul tüzüğü bir yerde bunun içindir. Bir de öğrenci takip sistemi gündemde.  Hepimiz biliyoruz ki bu ülkeye geliyor öğrenciler X üniversiteye kayıt yaptırıyor ama devam etmiyor. Pekala bu öğrenciler nerede? Dolayısıyla İçişleri, Çalışma Bakanlığı, YÖDAK, polis, üniversiteler hep birlikte bu takibi yapacağız. Bundan haberdar olmalıyız ve bir şeyden daha; bu çocuklar nerede, nasıl yaşıyor? Bu konuda da bilgi sahibi olmalıyız. 
     
  • YENiDÜZEN: Kolej konusuna değindiniz. Kolejleri kapatma düşünceniz yok. Olan sistemi de eleştiriyorsunuz. Çözümünüz nedir? Bu sorun önümüzdeki yıl ortadan kalkacak mı?
  • Cemal Özyiğit: Bu yıl kalkmayacağı kesin. Ölçme değerlendirmede daha net, çocukların ilgi ve yeteneğini ortaya çıkarıcı, başarıyı teşvik edici yöntemler bulmak durumundayız. Bütün mesele buradadır. Şuan ki sınav sistemi ailelere çok ciddi maddi külfet getiriyor, bir yandan da çocuklardaki stres… 1 veya 2 sınavla çocuğun geleceği şekilleniyor. Bunlar çok mantıklı değil. Yüz kişi alınacak yüzüncünün puanı kaçsa orada duruyor. Peki onun altındakiler başarısız mı? Onlar böyle bir eğitim almasın mı? Ya da bazen 100’ü bulmak için puanlar düşüyor. O zaman hepsi başarılı mıdır da giriyorlar? Bunlar da sorgulanmalı.


“Özel okullar da denetlenmelidir”

  • YENiDÜZEN: Özel okullar ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimine tabidir?
  • Cemal Özyiğit:  Bu Bakanlığın ayrı bir sorunudur. Denetlenmelidir. Her ne kadar özel okullarda olanaklar daha fazlaysa, ders saatleri daha fazlaysa da sonunda özel okullar bakanlığın izni ile kurulmaktadır. Bakanlığın da denetimine tabidir. Ama oralara bazı hoşgörüler mi yapıldı bu konuda çeşitli iddialar vardır. Biz, ekiplerin, özel okulları denetlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Tabi bu arada biz denetleme değerlendirme işini de ayrıca ele alıyoruz.  Yani atanan denetmenleri tenzih ederek söylüyorum yani bir bakarsınız kadroda çalışan öğretmenler daha tecrübeli diğer tarafta daha genç elbette onların da bilgileri daha fazla olabilir ama bir yerde baktığınızda bu tecrübe işidir. Bu dikkatli kurgulanmalıdır.
     
  • YENiDÜZEN: Sağlıkta ikinci iş meselesi mahkeme yoluyla açıklığa kavuştu. Kamunun genelinde de böyle bir sorun var. Eğitimde sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
  • Cemal Özyiğit: Maliye Bakanlığı yetkilileri ile zaman zaman bu konu konuşuluyor. Onlar X dershaneyi tespit edip, ders veren öğretmenlerden vergi almaya çalışıyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Yasa dışılık varsa bu ikinci iş meselesidir. Doktorlarda konu mahkemeye taşındı ve öyle görülüyor ki eğitim ve başka alanlarda da birileri bunu mahkemeye taşımaya hazırlanıyor. Ben diyorum ki ve herkese de çağrı yapıyorum; gelin bunu okulda çözelim, başka yerlere ihtiyaç duyulmasın. Okullardaki süreyi uzatalım elbette öğretmenler de alacakları ek görevler için yasal kurallar içerisinde hakkını alsın. Daha fazla gelsin de angarya çalışsın demiyoruz. Hakkını alsın. Önümüzdeki günlerde bunu konuşup en erken zamanda sonuç ve uygulama için çalışacağız.
    Özellikle liselerde son yıllarda hazırlık sınıfı liseye eklendi. Lise 4 yıla çıkarıldı. Ama yine de meslek liseleri başta olmak üzere tam gün eğitimin oralarda da konuşulması lazım. Çünkü uygulama alanları daha fazla olmalıdır. Gerek okullardaki atölyelerde gerekse iş alanlarında… İlle de çocukların akşamüzeri okulda olmasına gerek yoktur. Staj programı gibi olsun ama tabi ki bu denetim altında olmalıdır.
    Klasik liselere ve kolejlere gelince bazı okullar kurs ve benzeri çalışmalar yapıyor. Geri kalan öğrenciler ne oluyor? Dershanelere taşınıyor. Dershanelere taşınmak yerine niye okulları kullanmıyoruz eğitim süresini gün içerisinde uzatarak? Benim hedefim bu…
     
  • YENiDÜZEN: İlahiyat Koleji ile ilgili temasınız ve değerlendirmeleriniz oldu. Son durum nedir? Denetim sonuçlandı mı?
  • Cemal Özyiğit: Göreve geldiğimiz ilk günlerde ilahiyatta bir ön denetim yapılmaktaydı. Yılbaşı kutlamaları nedeniyle orada bir sıkıntı yaşandı. Bir grup öğretmen, diğer okullarda ve yıllardır olduğu gibi orada da yeni yıl kutlanması için balo yapmak istedi. Kıbrıs Türk toplumu yıllardır bunu yapıyor ve bundan daha doğal bir şey yok. Anlaşılan bir grup da buna karşı çıktı. Sıkıntı yaşandı. Bir grup öğretmen bakanlığa başvurdu. Bakanlık da oraya denetmen gönderdi. Ön denetleme raporu bize geldiğinde bazı sıkıntılar tespit edildi ama bütün o öğretmenlerle görüşülmediği izlenimi uyandı. Bunun üzerine genel soruşturma başlattık. Burası bir devlet okulu ve maalesef daha önceki bakanlar bu okula doğru düzgün gitmediler bile. Yani sanki orada bir başka yapının olmasına, başka bir yapı kurulmasına ve işte orada bir vakıf var, onlara okul terkedildi gibi bir izlenim uyandı. Ben de, ‘hayır burası bir devlet okulu, ben de bu ülkenin eğitiminden sorumlu bakanıyım. Ben geldim, devlet buradadır’ diyerek gittim, ziyaret ettim. Öğrenciler, öğretmenlerle görüştük, derslere girdim.
    Orada birkaç öğretmen ayrıldı onların yerine biz öğretmen atıyoruz. Bilimsel, demokratik ve laiklik anlayışına göre yeniden yapılandırma sürecindeyiz. Bunda kesin kararlıyız. Bir kere laiklik ilkesinden ödün vermeden eğitim yapılandırılacak. Orada bazı dersler vardır. Bu derslerin de bu kriterlere uygun hale getirilmesi gerekiyor. Yoksa okul kapatma düşüncesi yok. Burada işin başında bir yanlış anlaşılma oldu ve herkes özellikle de bizim gelişimizle ‘kapatacaklar mı’ dediler? Hayır, biz okulu kapatacak değiliz. Ama bu kriterler çerçevesinde oradaki eğitimi de diğer devlet okullarındaki seviyeye getireceğiz. Bunun başka izahı yok. Çünkü oraya muazzam bir yatırım yapıldı. Olanakları, donanımı belki de bütün okullarda olması gerekir. Ama oradaki eğitimin sadece belirli zümreye hitap eden ayrıcalıklı ve hele hele bu ilkelerin dışında bir eğitim olması da doğru bir anlayış değil. Dolayısıyla oradaki eğitim anlayışını bu ilkeler çerçevesinde denetlemeliyiz. Bu denetlemenin sonuçlarını aldığımızda, gerekli değerlendirmeleri yapıp yönlendirme yapacağız. Yani bu çerçevede bizim atacağımız adımlar belli.
     
  • YENiDÜZEN: Yaz aylarındaki ‘kuran kursları’ her yıl denetimsiz bir şekilde, camilerde yapılıyor. Eğitim Bakanlığı bu konuda bu yıl ne yapacak?
  • Cemal Özyiğit: Hepimize düşen görev var. Yaz döneminde hepimiz biliyoruz ki çocuklar ortada kalıyor ister istemez. Burada da yerel yönetimlere, sivil toplum örgütlerine, devlete de düşen önemli görevler var. İşbirliği içerisinde bu yaz özellikle çocuklarımızın çeşitli aktivitelerden yararlanması için düzenekler almak durumundayız. Biz düzenekler almadığımızda birileri düzenek alıyor. Orada da ne oluyor? Camilere taşınıyor çocuklar… Bir dönem de okullara taşınmıştı. Okullarda buna izin verilmedi, verilmeyecek. Bu defa ne oluyor camilere taşınıyor. Son dönemde camilerin yanına çocuk parkları kuruluyor bu kez başka şeyle çağrıştırıyor. Proje öyle miydi, değil miydi? Öyle olmasa bile orada yapılması doğru değil. Bu başka endişeyi de beraberinde getiriyor; Camiler kuran kurslarına da ev sahipliği yapacağı için o aralarda çocukların oynaması için çocuk parkı yapılıyor gibi… Bunlar doğru şeyler değil. Camiler ibadet yeridir, ibadet edilsin. Ama küçük yaştaki çocukların ibadeti değil. Küçük yaşta çocuklar büyüdüğünde, ergin hale geldiğinde, kendi inanışı ile ibadet etmek isterse gitsin etsin. Kaldı ki ilkokul çağındaki zorunlu din derslerinin, dinler açısından farkındalık yaratma, din kültürü ve ahlak bilgisi olmasıdır düşüncemiz. Ortaokul ve liselerde de seçmeli ders olmalıdır. Bu ülkede aleviler de var, Müslüman olmayanlar da var. Giderek de sayılar artıyor. Dolayısıyla bu çocuklara biz ısrarla kuran dersi mi vereceğiz? Bu insan haklarına, çocuk haklarına aykırıdır.  Camilerde kuran kursları olması yerine eğitim aktiviteleri olması için önümüzdeki günlerde sendikalarla ve sivil toplum örgütleriyle de görüşerek okullar da bazı aktivitelere ev sahipliği yapabilir mi bunu konuşacağız.

 

yeniduzen-satin-aliniz-198.jpg

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1371 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler