1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Lağımda boğulmak
Lağımda boğulmak

Lağımda boğulmak

Yaşam kalitesi, sadece sahip olduğunuz maddi imkanlarla ilgili değildir. Çoğu zaman yaşadığınız coğrafya doğrudan etkiler, yaşam kalitenizi. Güvenliği, sunduğu imkanları ve yaşam şeklinize kattığı zenginliklerle, bir şehir ya da bir ülke size muazzam bir

A+A-

 

 

Yaşam kalitesi, sadece sahip olduğunuz maddi imkanlarla ilgili değildir. Çoğu zaman yaşadığınız coğrafya doğrudan etkiler, yaşam kalitenizi.

Güvenliği, sunduğu imkanları ve yaşam şeklinize kattığı zenginliklerle, bir şehir ya da bir ülke size muazzam bir kalite sunarken, bunun tam tersi de olabilir.

Bugün sadece hayatınızı bu ülkede, yaşadığınız şehirde nasıl geçirdiğinizi bir düşünün.

Sonra ne kadar kaliteli yaşadığınıza siz karar verin.

Ve daha iyisini hak edip etmediğinizi düşünün.

Cumartesi ani bastıran sağanak yağmur, kısa süreli olmasına rağmen, Lefkoşa’da hayatı felç etti. Kaliteli döşendiğini, rahat ve temiz olmasıyla mutlu bir hayat sürdürdüğünü düşünen birçok Lefkoşalı, saatlerce evini basan sel sularını temizlemek zorunda kaldı.

Yaşam kalitesinin en açık göstergelerinden biri olan lüks otomobiller, sular altında kalan yollardan geçmek için yeterli olmadı.

İşimin sahibiyim, iyi kazanıyorum diyerek, yaşam standardının şanslı kesimlerle eşdeğerde olduğunu düşünen birçok işinsanı da sular altında kalan işyerlerinde çaresizdi.

Bir süredir, Lefkoşa’ya verilen şebeke suyuna kanalizasyon karıştığına ilişkin haberleri büyük bir infial altında takip ediyor, Lefkoşalılar.

Zaten içilebilecek, hatta kullanılabilecek kalitede olmayan, ama parasını da ödeyerek normal sayıp kullanan Lefkoşalılar, şimdi salgın tehlikesiyle baş başa.

Üstelik devlet denilen mekanizma, vatandaşını yaptığı analizler konusunda ikna edebilmekten aciz.

Soruna çare üretme konusunda ise, içler acısı bir durumda.

Bu sorun sadece Lefkoşa’nın sorunu değil. Ada ülkesi olan bu yarım coğrafyada, ya şebeke suyu kullanılamaz durumda, ya da bu suyun verildiği alt yapı sağlıksız koşullarda.

Bugün içler acısı halimiz karşısında, belediye başkanlarını ya da hükümeti istifaya davet etmek ise, bana traji komik geliyor.

Sadece istifa mekanizmasının bizde işlemediği gerçekliğinden değil, bugün şikayet edilen sistemin aktörlerini yıllardır ısrarla ve aynı gerekçelerle biz seçtiğimiz için.

Mesela, Lefkoşalıların Belediye Başkanı’nı %60 oyla sandıktan çıkardığı için.

Mesela, bugün veryansın edilen hükümetin partisinin, 40 yıldır bu ülke sisteminin yaratıcısı ve taşıyıcısı olarak yine bizim tarafımızdan seçildiği için.

Yediğinin içtiğinin sağlıklı olmadığı, yaşadığı yerin yaşanılır olmadığı bir yapı var, karşımızda.

Bu yapı yıllardır normalmiş, şansmış, kadermiş gibi yaşandı.

Kanser olduk, kaderimize ağladık.

Bu halde yaşarken başka türlüsü mümkünmüş gibi, nedenler yarattık, “Allah’ın işi” deyip, gidenlerin şanssızlığına yandık.

Hastaneye sağlıklı girip, ölü çıkanlara da başımızdan aşağa dökülen lağım sularına da aynı kadercilikle razı olduk.

Devlet denilen mekanizma, belki de hiç varolmadan ölmüş, sadece birkaç çıkar ortakçısına menfaat sağlama mekanizması olarak çalışıyor.

Hükümet denilen yapı, bu çıkar mekanizmasının taşeronu.

İşsizliği, ekonomik sorunları ancak kendi partilisi üzerinden okuyan bir yapı bu.

Herkes kendi çözümünü üretip, günün sonunda bu yağma düzeninin devamı için oy kullanıyor.

Sağlık sisteminin battığı, insan hayatının sayılmadığı yerde, biz çaremizi üretiyoruz. Yurt dışına gidiyoruz, Güney’e geçiyoruz, dahası falcılardan, alternatif tıpçılardan medet umuyoruz.

Yediğimize içtiğimize güvenmediğimiz zamanlarda, suyumuzu da taşıyor, sebzemizi, meyvemizi komşudan satın alıyoruz. Olmadı, bahçıvanlığa başlıyoruz.

Sosyal ihtiyaçlarımızı gidermek için de bir şekilde çareler buluyoruz. En kötü, diz üstünden bakıyoruz, sanata, edebiyata, tiyatro ve sinemaya. İdare ediyoruz.

Eğitimden ekonominin her alanına kadar kendi ölçeklerimizde çarelerimiz var hepimizin. Bir şekilde ayakta kalmak, hayat gerçeklikleriyle başa çıkmak için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Verdiğimiz mücadele, yaşadığımız sisteme karşı!

Karar vermek, seçmek zor değil.

Yaşamak mı, lağımda boğulmak mı kararı bu.

Varın siz verin.

 

 

Bu haber toplam 613 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler