1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kuzey Kıbrıs’ın Romanlarına Ne Oldu?
Kuzey Kıbrıs’ın Romanlarına Ne Oldu?

Kuzey Kıbrıs’ın Romanlarına Ne Oldu?

Ali Dayıoğlu:Yaklaşık iki hafta kadar önce Yeni İskele’ye doğru yol alırken Akova köyünün yakınlarında zeytin ve harup ağaçlarının altında çadır kuran Romanlarla karşılaşmak bende tarifsiz bir heyecan yarattı

A+A-

 

Ali Dayıoğlu

dayioglu@kktc.net

 

 

Yaklaşık iki hafta kadar önce Yeni İskele’ye doğru yol alırken Akova köyünün yakınlarında zeytin ve harup ağaçlarının altında çadır kuran Romanlarla karşılaşmak bende tarifsiz bir heyecan yarattı. Belki azınlıklar konusuyla yakından ilgilenmemdi, belki de uzun yıllar Lefkoşa’da Kızılay/Kızılbaş mahallesinde onlarla komşuluk yapmış olmamdı bu heyecanın nedeni. Onları görünce mahallede birlikte futbol oynadığımız Cüneyt, Aziz ve diğer Roman arkadaşlarım aklıma geldi. Ben yine aynı yerde oturmaya devam ediyorum ama Roman arkadaşlarımın ve onların ailelerinin çok büyük çoğunluğu zamanla mahallemizi terk edip gitti. Evlerinin yerini de apartmanlar almaya başladı. Peki, yıllarca iç içe yaşadığımız bu insanlara ne oldu? Niye evlerini terk ettiler? Nereye gittiler? Dilerseniz bu soruları Romanların Hindistan’dan yola çıkıp dünyaya dağılma serüveninden anlatmaya başlayarak cevaplandırmaya çalışalım (Kuzey Kıbrıs’taki Romanlarla ilgili olarak bkz. Ali Dayıoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta Azınlık Hakları, Lefkoşa, Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Yayınları, 2012, s. 55-57).

5. yüzyıldan itibaren Orta ve özellikle de Kuzeybatı Hindistan’dan göç eden Romanlar önce Balkanlar’a, sonra Avrupa’ya, ardından da dünyanın birçok yerine dağılmışlardır. Romanların Kıbrıs’a ilk gelişlerinin Ortaçağ’ın başlarında, ikinci göç dalgasının Osmanlı’nın adayı 1571’deki fethi sırasında, üçüncüsünün ise az sayıda Roman’ın geldiği 19. yüzyılda olduğu belirtilmektedir (Donald Kenrick and Gillian Taylor, “Gypsies in Cyprus”, DRC Reprint Series, http://www.domresearchcenter.com/reprints/body4.html, 12.08.2011). Müslüman olan Romanlara, olmayanlara göre daha avantajlı ekonomik ve sosyal koşulların sağlanması nedeniyle Osmanlı’nın fethettiği birçok yerdeki Romanlar gibi Kıbrıs’taki Romanların çok büyük çoğunluğu da fethin ardından Müslümanlığı benimsemişlerdir. Ayrıca, kendi dillerinin yanı sıra Türkçeyi de yaygın olarak kullanmaya başlamışlardır.

 

Bu durum Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında da yansımasını bulmuştur. Anayasa’nın 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca azınlıklar yalnızca dinsel gruplarla sınırlı tutulduğundan, etnik ve dilsel bir azınlık grubu oluşturan Romanlar azınlık sayılmamışlar, inançlarından ötürü Türk toplumunun üyeleri olarak kabul edilmişlerdir.

 

1974’ten sonra Müslüman Romanlar yaşamlarını Kuzey Kıbrıs’ta sürdürmeye başladılar. Bu tarihten sonra oluşan yeni yapı Romanların yaşam şeklini değiştirdi. Romanlar, Lefkoşa, Güzelyurt ve Mağusa’da iskân edilerek yarı göçebelikten yerleşik hayata geçtiler. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Kıbrıs’ın kuzeyinde de Romanlar yasadışı işlerin başlıca sorumlusu olarak değerlendirildiklerinden, yaşamın birçok alanında ayrımcılıkla karşılaştılar. Birçok Roman devletin kendilerini yalnızca seçim dönemlerinde ve askere alma sırasında hatırladıklarını dile getirerek bu duruma tepki gösterdi. Ayrımcılıkla karşılaşmaları ve iyi eğitim alamamaları işsizlik sorunuyla boğuşmalarına neden oldu. Geleneksel olarak yaptıkları kalaycılık, şişçilik, dövüş horozu yetiştiriciliği, müzisyenlik vs. gibi işlerin değişen toplum yaşamı nedeniyle geçerliliğini yitirmesi, Romanların zaten kötü olan ekonomik durumlarını daha da sarstı. Kültürlerini sürdürmek isteyen Romanlara karşı devletin zaman zaman baskı uygulaması, 1990’lı yıllarda Romanların yoğun olarak yaşadığı Güzelyurt’ta barakalarının ve ağıllarının Belediye tarafından yıkılması ve 1994’ten sonra Kuzey Kıbrıs’ta ciddi bir ekonomik krizin yaşanması Romanlara yaşam şansı bırakmadı. Bu olumsuzluklar ve devletin uyguladığı baskılar bazı Roman ailelerin İngiltere’ye göç ederek siyasi iltica talebinde bulunmalarına neden oldu.

 

İltica taleplerinin giderek artması karşısında devlet ayrımcı uygulamalarıyla bunu önlemeye yöneldi. Örneğin Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) vize almadan İngiltere’ye gidip iltica talebinde bulunan her Roman vatandaş için 2.000 İngiliz Sterlini ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle 1997’den itibaren uçaklarına Romanları kabul etmemeye başladı. KTHY tarafından yapılan açıklamada uygulamanın Romanlara özgü olmadığı, vize almayan bütün yolculara uçuş izni verilmediği belirtilmişse de, Romanlar bunun doğruyu yansıtmadığını, aile fertlerinden bir kişinin İngiltere’de iltica talebinde bulunması halinde aynı soyadı taşıyan akrabalarının seyahat etmelerine izin verilmediğini ifade ettiler (Ali Cansu, “Gurbetler ‘Kırmızı Kart’”, Kıbrıs, 9 Aralık 1997). Uçuştan önce vize kontrolünün rahatlıkla yapılabileceği düşünüldüğünde, bu uygulamanın Romanları hedeflediği açıktı. Uygulama, iltica talebinde bulunurken Romanların KKTC yönetimini kötüledikleri iddiasına dayanıyordu. Özel bir hava yolu şirketi olan İstanbul Havayolları da aynı dönemde benzer gerekçelerle uçaklarına Romanları kabul etmeme kararı almıştı (Zaim M. Necatigil, Kıbrıs Uyuşmazlığı ve AİHM Kıskacında Türkiye, Ankara, Turhan Kitabevi Yayınları, 2005, 114-115).

Yukarıdaki sorunlardan ötürü Ekim 1999’da yaklaşık 20 Roman ailesi kaçak olarak Yeşil Hat’tan geçerek iş olanaklarının daha fazla olduğu güneye gittiler. Aileler, Rum yönetimince Limasol’daki eski Türk mahallesinde bulunan evlere yerleştirildiler. Sonraki yıllarda Romanların kuzeyden güneye göçleri sürdü. Nüfuslarının artması üzerine Romanlar, Limasol’un yanı sıra Baf’ta da iskân edildiler. Romanlar kuzeye oranla güneyde daha iyi ekonomik koşullara kavuşsalar da, yaşamın birçok alanında ayrımcı muamelelerle karşılaşmaya devam ettiler.

Nüfuslarına gelince, Kıbrıs’ın bağımsızlığını kazandığı 1960’ta Romanların sayısının 502 olduğu belirtilirken bugün toplam nüfusları konusunda net bir bilgi söz konusu değildir. Bununla birlikte Rum yönetimi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Ulusal Azınlıklar Çerçeve Sözleşmesi Danışma Komitesine sunduğu 27 Ekim 2006 tarihli ikinci ülke raporunda kendi kontrolü altındaki topraklarda 620-650 Roman’ın (Limasol’da 83 aile, toplam 360 kişi; Baf’ta 73 aile, toplam 259 kişi) yaşadığını ifade etmiştir (Rakamlar için bkz. Council of Europe, Second Report submitted by Cyprus Pursuant to Article 25, Paragraph 1 of the Framework Convention for the Protection of National Minorities, ACFC/SR/II (2006) 006, Strasbourg, 27 October 2006, s. 11’den Statistical Service of the Republic: Census of Population (11.12.1960). http://www.coe.int/t/dghl/ monitoring/minorities/3_FCNMdocs/ PDF_2nd_SR_ Cyprus_en.pdf, 15.08.2011). Rum yönetimi tarafından 30 Nisan 2009’da Komite’ye sunulan üçüncü raporda tüm Kıbrıs’ta toplam Roman nüfusunun 1.000 civarında olduğu belirtilmiştir (Council of Europe, Third Report submitted by Cyprus Pursuant to Article 25, Paragraph 1 of the Framework Convention for the Protection of National Minorities, ACFC/SR/III (2009) 005, Strasbourg, 30 April 2009, s. 23. http://www.coe.int/t/dghl/monitoring/minorities/3_ FCNMdocs/PDF_3rd_SR_Cyprus_en.pdf, 15.08.2011).

 

Kuzey Kıbrıs’taki nüfuslarıyla ilgili herhangi bir resmî rakam bulunmamakla birlikte, yukarıda aktarılan nedenlerden ötürü Romanların kuzeydeki sayıları giderek azalmıştır. Yalnızca Romanlar değil, başta kalaycılık olmak üzere geçmişten günümüze bu insanlar tarafından icra edilen meslekler de kaybolmaya yüz tutmuştur.

 

Romanların ülkemizden tümüyle silinmemesi için neler yapılmalıdır? İlk olarak, Romanlara yönelik hoşgörüsüzlüğü ve önyargıları ortadan kaldırmaya yönelik projelerle kendi kültürlerini tanıtıcı programların hayata geçirilmesi, kültürlerini yaşatmalarına olanak verilmesi, maliyeti epeyce yüksek tutan bu çalışmalar için uluslararası örgütlerle işbirliğine gidilmesi gerekmektedir. Ayrıca, başta işsizlik ve eğitim konularında olmak üzere Romanların karşılaştıkları sorunları giderici önlemler ivedilikle alınmalıdır. Yüzyıllardır Kıbrıs’ta yaşayan bu insanların Kıbrıs için gerçek bir zenginlik oluşturduğu unutulmamalıdır. Yoksa kaybettiğimiz birçok değer gibi, onları da kaybetmek durumunda kalacağız.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1298 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler