1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kutrafa’dan öyküler…1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutrafa’dan öyküler…1

A+A-

 

Ocak 2007’de bir Kıbrıslırum okurum, 1964 “kaybı” iki Kıbrıslıtürk’ün olası gömü yeri hakkında beni arayarak bazı şeyler anlatmıştı…

Tam sekiz yıl önce bu Kıbrıslırum okurum şöyle demişti:
““Lefke’den birisi orta yaşlı, birisi  genç iki Kıbrıslıtürk Kutrafa köyünde bulunan köprünün altında yatıyor. Köylülerin bana anlattığına göre Lefke’de evleri haznenin hizasında bulunan bu iki Kıbrıslıtürk tutuklanmış, Omorfo’da (Güzelyurt) polis karakoluna götürülmüş. Buradan ise alınarak Kutrafa’ya götürülmüşler. Kutrafa’da bulunan iri-yarı bir EOKA’cı, onları teslim almış. Ardından onları köprünün altına götürerek vurmuş ve buraya gömmüş...”

Sekiz yıl önce bu bilgileri bu sayfalarda paylaşmış ve o dönemin Kayıplar Komitesi yetkililerine de Kutrafa’daki bu olası gömü yeri hakkında bilgi vermiştik… Aynı zamanda buraya kimlerin getirilip öldürülmüş olabileceğini de araştırmaya başlamıştım…

11 Ocak 2007 tarihinde Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamına ilişkin belgesel bir film yapmış ve bir kitap yazmış olan Tony Angastiniodis’le birlikte Kutrafa’ya giderek köprüyü bulmuştuk… Çok büyük bir köprüydü bu…

O gün kendimi çok tuhaf hissetmiştim çünkü Kutrafa’yla ilgili hiçbirşey bilmiyordum – Kutrafa’nın öykülerini Tony’den dinleyecektim…

1963 yılına kadar karma bir köy olan Kutrafa’da Kıbrıslıtürkler kendi mahallelerinde, Kıbrıslırumlar da kendi mahallelerinde yaşamaktaydı…

1963’ün Aralık sonlarında toplumlararası çatışmalar başlayınca, köydeki Kıbrıslıtürkler buradan ayrılmışlar ve komşu köylerden birine gitmişlerdi çünkü belki de kendilerini pek de güvende hissetmiyorlardı…

Tony’ye göre aslında bu köyde yaşayan Kıbrıslıtürkler fakir insanlardı ancak Kutrafalı bazı Kıbrıslırumlar, Kıbrıslıtürkler köyden ayrılır ayrılmaz derhal onların bu yoksul evlerinden bulabildiklerini ganimet etmeye gitmiştiler…

Bundan bir süre sonra köylerine dönen Kıbrıslıtürkler şoke olmuşlardı çünkü evlerinin yerinde yeller esiyordu! Kıbrıslırumlar dozerlerle evleri yıkmıştı – böylece Kıbrıslıtürkler’in bu köye dönmemesini garanti etmişlerdi!

Tony Angastiniodis’in anlattıklarına ilaveten genç gazeteci arkadaşımız Çağıl Günalp’ın babası Erdoğan Günalp’ı arıyorum ve o da bana benzer ama biraz daha farklı bir hikaye anlatıyor Kutrafa’yla ilgili… Erdoğan Bey’e göre Kutrafa’da Kıbrıslıtürk nüfusu 70 kişi kadardı. Daha çok çoban ve çiftçiydi köydeki nüfus. “Köyü boşaltın” diye emir geldiği zaman 1963 Aralığı’nda, köydeki bir kamyona binerek üç mil uzaktaki Angolem’e gitmişti Kıbrıslıtürkler… Bir kısmı eşyalarını getirmişti… Köy nüfusunun çoğu Angolem’e yerleşmiş, bir kısmı da başka yerlerde – örneğin Lefke’de – evli evlatlarının yanına taşınmıştı.

1964’te Gaziveran çarpışmaları meydana geldiği zaman, Kutrafa’daki bazı Kıbrıslırumlar, Kıbrıslıtürkler’e ait evleri yakmışlardı…

“Köy yandı” diyordu Erdoğan Bey… Bir ara köyün yanından geçmişler ve köyün yıkık yakık halini görmüşlerdi…

Köydeki bazı Kıbrıslırumlar daha sonra dozerlerle bu evleri “düzeltmişler” ve temel taşlarını alarak kendi amaçları için kullanmışlardı…

Sekiz yıl önce Tony beni Kıbrıslıtürkler’in artık varolmayan köyüne götürmüş ve bana burayı göstermişti… Burada bir köy olduğuna dair tek işaret, yerdeki taşlardı, bu taşlar evler yapılırken konmuş taşlardı. Kapı, pencere, duvar, bina yoktu! Dümdüz bir araziydi bu!

Tony “Bak” diyordu, “işte bu taşları izlersan, burada bir ev vardı, aha burada da mutfak vardı… Burada da herhalde tuvaleti vardı evin…”
Bana Kutrafalı Kıbrıslıtürkler’in okulunun bulunduğu yeri gösteriyordu ancak burada da görecek bir şey yoktu çünkü artık burada bir bina yoktu, yerdeki taşlara bakarak bir zamanlar burada bir bina olduğunu anlayabilirdiniz…

Kutrafa’ya Ocak ayında gitmiştik, mevsim kıştı, bu yüzden her yer yemyeşildi, açık araziler öylece uzanıyordu ancak bir zamanlar burada insanların yaşadığına dair tek işaret o yerdeki taşlardı… Tony bana bu taşları gösteriyordu…

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar