1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KUSURA BAKMAYIN BUGÜNLÜK…
KUSURA BAKMAYIN BUGÜNLÜK…

KUSURA BAKMAYIN BUGÜNLÜK…

Sabahtan beri kıvranıyorum, ne yazsam diye. 20 Temmuz günü ne yazılır ki Kıbrıslı Türk okuyucuya? Tepenizden uçaklar vızıldamışken; kat-kravat bürokratlar ta Ankara’lardan gelmiş, “ne kadar mutlu, ne kadar gururlu olsanız azdır” diye

A+A-

 

 

Sabahtan beri kıvranıyorum, ne yazsam diye.

20 Temmuz günü ne yazılır ki Kıbrıslı Türk okuyucuya?

Tepenizden uçaklar vızıldamışken; kat-kravat bürokratlar ta Ankara’lardan gelmiş, “ne kadar mutlu, ne kadar gururlu olsanız azdır” diye diye pışpışlamışlarken sırtınızı… Şükran manşetleri atılır, Şafak Nöbetleri tutulur, faşist bir darbe sonrası bir somun gibi ikiye bölünmüş bir ülkenin yasını tutmak yerine sevinç çığlıkları atılırken ne yazılır ki?

Yeni Düzen’in internet sayfalarında dolanıyorum sabahtan beri

Sevgili Cenk’in 20 Temmuz sonrası olup bitenleri döktüğü nefis yazıyla, Fatma Azgın’ın adeta bir film senaryosu tadında aktardığı, sözde kişisel tarih arasında gidip geliyorum. Kişisel tarih dediğimiz şey bazen işte böyle en mütevazı cümlelerle anlatılmış ülke tarihinden bir kesite dönüşüveriyor.

Sami’nin çocuk gözleriyle hatırladığı 1974’ün o sıcak 20 Temmuz gününü okuduktan sonra ne yazılır?

Ya Ünal Fındık’ın “kalk oğlum bizimkiler geldi” sinin üzerine ne söylenebilir?

En tüyler ürpertici sırları karmaşık bir yün çilesini çözercesine sabırla, incelikle, bilgelikle önümüze koyup sessizce köşesine çekiliveren Sevgül Uludağ’ın sözleri üzerine ne söylenir bu 20 Temmuz’da?

Acının eğittiği, törpüleyip parlattığı hayatlar, kelimelere dökülürken böylesine ışıldıyor işte… Şimdi ben, bir 20 Temmuz günü ne yazabilirim ki Kıbrıslı Türk okuyucuya?

“Ne biçim kurtardık be sizi?” diyecek halim yok ya?

Bir de kalkmış “gel hade” diyor arkadaşlar.

Bakmayın en kurtarıcı gülümsemeleriyle sahibinizmiş, efendinizmiş gibi ortalıklarda dolaşan kat-kravat bürokratlarımızın rahatlığına…

Bakmayın en hissiz ifadeleriyle otel lobilerinde boy gösteren kumarhane düşkünü hanımefendi ve beyefendilerimizin keyfine…

Çok özledim Lefkoşa sokaklarında, Girne limanında dolaşmayı ama… Ben Temmuz ayında gelemem Kıbrıs’a… Yüzüm tutmaz… Utanırım…

* * *

Dün 20 Temmuz’du ya, bilmiyorum baktınız mı Türkiye Gazetelerine?

Ben merak ettim baktım… Hemen söyleyeyim:

Yeni Şafak Gazetesi’nin 36. Sayfasında “Kıbrıs’ın Garantisi Türkiye’dir” başlıklı bir küçük haber yer alıyor. Beşir Bey, KKTC “Büyükelçisi”ni kabul etmiş.

Habertürk, 19. Sayfada “bit kadar” bir haberde DSP Genel Başkanı’nın mesajına yer vermiş: “Kıbrıs Dik Duruşun Simgesidir”

Milli Gazete, 8. Sayfasında “Kıbrıs Sana Minnettar” başlığıyla Erbakan Hoca’yı anmış.

Hepsi bu…

3 gazetenin 3 haberinde de özne Kıbrıslı Türkler değil. Bir tanesinin aklına gelip de bir Kıbrıslı Türk’ü arayıp sormamışlar 38 yıl sonra “Napan, ne eden? İyi misin hoş musun? Ne düşünür, ne hissedersin?” diye!

Büyük tirajlı hiçbir gazetenin hiçbir köşesinde Kıbrıs, Kıbrıslı Türkler, “Kutlu” Barış Harekâtı vs. içerikli tek bir haber yok! Yok! Yok!

Hani bilin diye söylüyorum…

* * *

Kusura bakmayın, yazacak bir şey bulamadım bu 20 Temmuz gününde…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 3379 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler