1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kurucu Cumhurbaşkanımızın Vefatı ve '13.Cuma' inancı...
Kurucu Cumhurbaşkanımızın Vefatı ve 13.Cuma inancı...

Kurucu Cumhurbaşkanımızın Vefatı ve '13.Cuma' inancı...

Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş’ın vefatı eminim ki, politik olarak kendisiyle aynı görüşte olmayanları da üzmüştür. Sonuçta o bir insandı ve bu toplumun bugünlere gelmesinde önemli bir rol oynamıştı. ‘60’lı yıllardan itibaren

A+A-

 

 

Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş’ın vefatı eminim ki, politik olarak kendisiyle aynı görüşte olmayanları da üzmüştür. Sonuçta o bir insandı ve bu toplumun bugünlere gelmesinde önemli bir rol oynamıştı.

‘60’lı yıllardan itibaren öncelikle birlikte yol aldığı merhum ilk toplum liderimiz Dr.Fazıl Küçük’le yolları ayrıldıktan sonra, Kıbrıs Türk Toplumu’nun liderliğini üstlenmiş, birçok badirelerden hem kendisi ve ailesi hem de toplum, birlikte geçmişlerdir. Bugün bizim yaşta olanlar gözünü “Denktaş”la açtı. 1974 sonrası oluşturulan parlamenter rejimde, demokrasi gereği muhalifleri çok olmuştur. Ama son gününe kadar “davaya inanın” görüş ve telkinini devam ettiren “istikrarlı”, yaptığı ve güttüğü politikaya sonuna kadar inanan birisiydi.

Ben merhum Cumhurbaşkanımızın son güttüğü politikayı güden biri değildim, bu toplumun geleceğinin nereden geçtiği konusunda fikrim farklıydı ama O’nu takdir ettiğim en büyük özelliği, “Davaya İnanmak” sözü ve duruşuydu.

Bazan yaptığımız projelerde başarı elde ettiğimizde O’nun sözünü hep şöyle anmışımdır: “Sn.Denktaş’ın politikaları bana hitap etmiyor ama söylediği şu söz çok doğrudur: öncelikle Davaya İnanmak gerek...” doğrudur... öncelikle yapacağınız her işte, atacağınız her adımda “inanç” birinci adımdır. “inanç” yoksa, başarı da yoktur bence...

Kurucu Cumhurbaşkanımızın bende, ailemde ise bir başka yeri daha vardır.

Yaklaşık 15yıllık dünürümüzdü. Ben ortaokulda iken, Devrimci Gençlik Derneği’ne üye ve o politik görüşte bilgi dağarcığımız, CTP Girne binasının bir odasında abilerimizin verdiği seminerlerle yol alırken, diğer tarafta, bu politikanın tam karşıtı ve belki de o dönemin en büyük “sorunu” olarak görülen Rauf beyin evine girmekte, O’nun politika dışı, “insan” yaşamını görmekteydim. Çok güzel yemekler yapardı, mütevazı idi, çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olurdu. O yıllarda sanırım ’78-’79 yılları olsa gerek; Türkiye’de katledilen Kıbrıslı öğrenciler için okul içerisinde eylem yapmak, karşıdaki sahaya çıkmak gibi durumlar yaşanıyordu. Liseli abilerimiz bizi yönlendirmekteydi. İşte sanırım o yıllarda olsa gerek okul yönetimini protesto etmek için kafamızı kazıtmıştık. Beni böyle görüntüleyen ise, bir fotoğrafçılık tutkunu olan Rauf R. Denktaş’tı. Hâlâ o fotoğrafı saklıyorum. Ayrıca O’nun bir yüzme aşığı olduğunu da hatırlıyorum. Yılan Adası’ndaki evinde, maskesini takar denize açılırdı. Bir keresinde ben de kendisine eşlik etmiştim. Takım taklavatı hep hazırdı. İlk “Midnight Express” filmini de O’nun evinde izlemiştim. Biliyorsunuz konusunu; Türkiye’de uyuşturucudan yakalanan bir Amerikalı ve Türk hapisenelerinde gerçekleştirilen işkenceler... kare kare anılarım var kendisiyle.

Gel zaman git zaman, Bi-Communal gruplar oluşturulduğunda ‘90’lı yılların ortalarında, ben de “Uyumsuzlukların Çözümü” olan bu programda görev almıştım. Bugün Rum İçişleri Bakanı Niokli, Hristofyas’ın sözcüsü Stefanus ile aynı gruptaydık ve Brüksele de beraber gitmiştik. Bu çalışmalara karşı çıkan Rauf bey’in biz gençleri “kandırılmış”, yemek ve gezmekle uyutulmuş kişiler olarak yorumlamasına büyük tepki göstermiş, hatta bir makalem de vardı bu konuda. Ama ne olursa olsun, her karşılaştığımda O’na baktığımda bir “Cumhurbaşkanı”ndan öte içimden hep “Rauf amca” demek gelmiştir. Allah gani gani rahmet eylesin, ailesi ve yakınlarına da başsağlığı dilerim...

 

13.Cuma’nın Uğursuzluğu

Kurucu Cumhurbaşkanımız, 13.Cuma günü gözlerini yumdu. Bende hemen şu uğursuz olarak addedilen “13.Cuma” inancı geldi aklıma. Daha önceleri bu konuda bir makalem olmuştu. Bu konuda birazcık bilgilerimi hatırlayarak ve biraz da araştırarak sizlerle paylaşmak istedim:

 

Hristiyan inanışına göre haftanın altıncı günü olan Cuma ve 13 sayısı, eski zamanlardan kaldığı söylenilen bir üne sahiptir. Bazı kaynaklara göre Amerika’daki en yaygın inanış 13.Cuma inanışı. Bazı insanlar o gün işe gitmezken bazıları restoranlarda yemek yemiyor, bir çoğu da böyle bir günde evlenmek istemiyor. Bu batıl inanışın ne kadar eski olduğunu söylemek mümkün değil çünkü kökeni konusunda ancak tahminlerle bulunulabilir.
Efsaneye göre 13 kişi yemek yemek için aynı sofraya oturursa içlerinden biri bir sene içinde ölür. Pek çok kentte 13.Cadde ya da 13.Bulvar gibi yerler yoktur. Çoğu binanın 13.katı olmaz. İsminize 13 mektup gelmişse şeytanın şansı sizin olur. Bir cadılar toplantısında 13 cadı olur.  
İnsanların 13 sayısını talihsizlikle neden ve nasıl bağdaştırdıkları tam olarak bilinemese de bu batıl inanışın oldukça eski olduğu söyleniyor.

13. Cuma ile ilgili bir başka hikaye ise Tapınak Şövalyeleri’ne ait. Nathaniel Lachenmeyer’in “13: Dünyanın En Meşhur Batıl İnancı” kitabında şöyle yazar: “Tapınak Şövalyeleri 1118’de Kudüs’te manastırın ordusu olarak kuruldu. Haçlı Seferleri sırasında Hıristiyan hacıları koruyacaklardı. Sonraki iki yüzyıl boyunca Tapınak Şövalyeleri aşırı derecede güçlü ve zengin oldu. Bu güç karşısında kendini tehdit altında hisseden ve servetlerini ele geçirmek isteyen Kral Philip, Fransa’da 13 Ekim 1307 Cuma günü şövalyelerin topluca tutuklanmasını istedi.”  Şövalyeler daha sonra yakılmıştı. Aslında bir gecede dünyanın hangi yerinde bulunursa bulunsun, aynı gece içerisinde şovalyeler bir kıyımdan geçirildi. Öyle bir kıyım yapılmış ki yollarda dere gibi kan akarmış. Bundan dolayı da haftanın Cuma günü, 13. Güne rastlıyorsa o gün “uğursuz” olarak dillendirilir. İşte Kurucu Cumhurbaşkanımızı da böylesi bir “uğursuz” günde uğurladık ebediyete...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1965 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler