1. YAZARLAR

  2. Ferdi Sabit Soyer

  3. Kürt Sorunu ve bizdeki Miskinoloji
Ferdi Sabit Soyer

Ferdi Sabit Soyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Sorunu ve bizdeki Miskinoloji

A+A-

 

Türkiye'de Kürt sorunun çözümüne dönük olarak oldukça önemli bir adım gelişti.
Gerçekte gelişen ve açıklanan, 10 maddeye dayalı bu adım, bu özlü sorunun çözümünün, Türk, Kürt, Alevi, Sünni diğer inanç ve kimliklere sahip olan insanların toplamının, demokratik değerler üzerinden, demokratik birliğini öngören bir yapı öngörmesidir.
HDP yetkilileri ile AK Parti Hükümetinin birlikte açıkladığı on madde, özünde Türkiye'nin, 21. yy içinde demokratik yeniden yapılanmasını öngören ana başlıkları içermektedir.
Çünkü, Kürt sorunu gibi temel bir sorun, ancak demokratikleşme ve demokratik yeniden yapılanma ile aşılabilinir.
Bu bakımdan açıklanan 10 madde, Türkiye'nin demokratik geleceği için son derece umut verici bir gelişmedir.
Üstelik, bu 10 madde de ifade edilen demokratik hedeflere ulaşma, yalnızca inanç ve kimlik üzerinde oluşan demokratik değerleri baskılayan yapıların değişimini kapsamayacaktır.
Bu 10 maddede ifade edilen değerler, geliştikçe, Türkiye'nin ekonomik gelişmesine, ilerlemesine de bu düzenlemeler çok önemli katkılar sağlayacaktır.
Çünkü, ekonomik gelişmenin, demokratik gelişme ve dönüşüm ile çok önemli bağı ve ilişkisi vardır.
Türkiye'de, 2002 sonrası AB süreçlerine uyum adımlarının  gelişmesi, Kıbrıs sorunun çözümüne dönük yeni adımların gelişmesi, demokratik değişimlerin başlaması ile birlikte, ekonomik gelişmenin geliştiği bir gerçektir.
Özellikle, son zamanlarda ekonomik büyümede oluşan durgunluk ile demokratik gelişimin durması, hatta bazı alanlarda geriye gitmesi birbiri ile bağlantılıdır.
Dolayısı ile bu yeni gelişme, yani, Kürt sorununu çözümüne dönük  açıklanan bu 10 adımlık yol haritası, özü itibarı ile demokratik değişim ve gelişmeyi kapsarken, göreceksiniz, bu alanda atılacak her adım, ekonomik gelişmenin de çok ciddi bir tetikleyicisi  olacaktır.
İşin bu noktaya ulaşmasında elbette,  AK Parti Hükümetinin, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'nın, diğer devlet yetkililerinin, çok önemli katkıları vardır.
Ama aynı zamanda Sayın Öcalan'ın, HDP'nin, Kandil'in işin, bu noktaya gelişmesinde katkı ve çabaları inanılmaz değere sahiptir.
Yalnız iş bununla sınırlı değildir.
Bu sürecin gelişmesinde, sayı ve konumları ne isterse olsun, sosyalist değerlere, demokratik - liberal  anlayışlara bağlı, Türkiye'nin Aydın ve demokratik insanlarının ve muhalefetinin de işin bu noktaya gelmesinde önemli payı  vardır.
Ayni zamanda ulus devlet anlayışına bağlı olan tarihsel kesimlerinin, CHP başta olmak üzere, tüm tereddüt ve kuşkularına karşın, bu sorunun kabulü yönünde ve sorunun aşılması yolunda, demokratik Anayasal  değişimlere dönük tavırlarının  gelişmesinin de bu ortamın oluşmasına katkı sağladığı bir gerçektir.
Bu demokratik değişimin gelişmesinin, sonuç itibarı ile ulusal ölçekli  demokratik geniş bir tabana dayanması gerekir.
Dolayısı ile olayın, güncel siyasi çekişmelerin ve iktidar-  muhalefet çekişmesi sığlığına sokulmaması önemlidir.
Olayı yalnızca bir seçim unsuru olarak görmekte, bu adımı kısırlaştıracağı gibi, bu demokratik umudun da  çıkmaza girmesi ile daha büyük sıkıntı ve belaların gelişmesi de söz konusu olacaktır.
Dolayısı ile başarmak en önemli amaç ve hedef olmalıdır.
Bu gelişmenin, geleceğin demokratik yapılanmasını sağlayacağı ve bunun da  sosyal adalet , demokratik hukuk düzeni ve ekonomik gelişme  içinde ele alınması, yalnız, Türkiye insanına değil, ama, karmakarışık, Orta Doğu, Bölge ve tüm dünya'ya dönük olarak da önemli bir demokratik sinerji oluşturacağı da kesin bir gerçekliktir.
Hani o çok söylenen model olma özlemi var ya, işte bu temelde bu oluşacaktır.

"MİSKİNOLOJİ ve KOMUŞU DA PİŞEN"

İşte bu noktada bizde,  "komşuda pişen, bize de düşer" mantığı ile bu gelişmeyi değerlendirmeliyiz.
Evet, Türkiye'de demokratik gelişmenin çok önemli bir dönemecinin Kürt sorunun çözüm olduğu açıktır.
Ama bu demokratik gelişmenin diğer bir dönemecinin  de Kıbrıs sorununa çözüm olduğu da  çok açıktır..
Bugün, Kürt sorununun çözümüne dönük, söz konusu 10 maddelik prensipleri açıklayan  heyetin, önemli bir ismi  olan TC Hükümeti Başbakan Yardımcısı Sayın Yalçın Akdoğan'dır.
Bundan bir müddet evvel, onun, Türkiye'nin  de önemli sorunlardan biri olan, Kıbrıs sorunu ile ilgili söyledikleri ve bir makaleme konu yaptığım sözleri, kulaklarımızda yeniden çınlamalıdır.
Çünkü Sayın Akdoğan, Türkiye'nin demokratik gelişmesi için,  Kürt sorununun çözümü üzerinde dururken, ayni zamanda Kıbrıs sorununun çözümünün önemine de vurgu yapmıştı.
Sayın Akdoğan, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün, Türkiye'nin gelişmesinin ayağında pranga olduğunu ifade etmişti.
Kıbrıs sorununda, " Ne zaman çözüme doğru gitsek, bir  karanlık el karıştırmakta ve işi çıkmaza sokmaktadır" demişti.
İşte bu bakımdan, Kürt sorununun çözümü için atılan ve özü demokratikleşme olan adımlar, Kıbrıs sorununun çözümünü de gerekli kılmaktadır.
Bunun için özellikle Kuzey Kıbrıs'ta, üzerimize sinen, "miskinoloji" belasından çıkmamız gerekmektedir..
Bu sorunun çözümü için, iç faktörün demokratik dinamizminin önemini, yeniden hatırlamamız zamanı şimdidir.
Bunda Güneyin de ciddi sorumluluğu vardır.
Artık, yılların düşünce yapımızı  şekillendirdiği, ön yargılardan çıkmak gerekir.
Şimdi Kürt sorunun çözümü için, Türkiye' de açıklanan ve yol haritasını belirleyen 10 maddelik bir çerçeve  var.
Ama Kıbrıs'ta da çözüme dair ana ilkeleri ve zemini belirleyen, ciddi, açıklanmış ve üzerinde mutabakat olan,  bir Ortak Belge vardır..
Yani, artık bu iki temel sorunun çözümüne dair, ciddi ortak metinler ve temeller var.
Bu bakımdan elbette ki Türkiye' de bu sorunun çözümü için ortaya çıkan 10 maddelik ortak ilkelerin yaşama geçirilmesi sürecini, Kıbrıslı Türk demokratlar, solcular, liberaller  manevi olarak desteklemelidir...
Ama, Kıbrıs sorununun çözümüne dönük, Ortak Belgeyi yaşama geçirme için de ciddi yükümlülüklerimiz olduğunu da kavramalıyız.
Bunu liderlerin sultasına bırakmak olamaz...
İşte CB seçimlerine bu bakışla da eğilmemiz gerekir.
Türkiye' de bu adımla birlikte, oluşacak demokratik gelişme , bölgemizin  demokratik ve barışçı bir gelecekte ilerlemesi için önemli bir ivme de getirecektir. Ama bunu geliştirecek olan diğer ivme de Kıbrıs sorununda barışçı ve çözümcü süreci geliştirmek olacaktır.
Bu, gelişmelere bağlı,  dünden daha olanaklı ve mümkün olmaktadır.
Bunun için, "bir şey yapamayız" miskinleştirme edebiyatının, bize bulaştırdığı "miskinoloji" belasından çıkıp, bunun yol açtığı kısır duruşları terk ederek, CB seçimlerinde bu Ortak Belgenin ilerlemesi için, Talat - Hristofyas arasındaki yakınlaşma temelleri üzerinden, Federal Çözüme gitmek için, Sayın Sibel Siber'in başarı ile bu yarıştan çıkması için elimizden  geleni yapmamız gereklidir...

Bu yazı toplam 1865 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar