1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KUR-AN MEZARDA OKUMAK İÇİN DEĞİL
KUR-AN MEZARDA OKUMAK İÇİN DEĞİL

KUR-AN MEZARDA OKUMAK İÇİN DEĞİL

Türkiye’de AK Parti’nin özellikle Kıbrıs çözüm siyasetiyle ilgili cesur tavrı, partinin ideolojisini uzun süre Kıbrıslı Türkler açısından çok gerilere öteledi. Kıbrıslı Türkler’in büyük bir sahiplenişle sarıldıkları umudun sembolüydü, E

A+A-

 

 

Türkiye’de AK Parti’nin özellikle Kıbrıs çözüm siyasetiyle ilgili cesur tavrı, partinin ideolojisini uzun süre Kıbrıslı Türkler açısından çok gerilere öteledi.

Kıbrıslı Türkler’in büyük bir sahiplenişle sarıldıkları umudun sembolüydü, Erdoğan.

Annan Planı döneminde açılan pankartlarda “kurtarıcımız” diye seslenilen ve liderleştirilen Erdoğan ile bugün meydanlarda küfredilme noktasına gelen Erdoğan arasında fark yok.

Tek fark artık Kıbrıs sorununun olmaması.

En azından Kıbrıs’ta çözüme yönelik yaşayan bir siyasetin olmayışı.

Bu süre içinde önemli olarak sayılabilecek bir başka unsur ise, şüphesiz AK Parti’nin ve Erdoğan’ın kazandığı güç.

Bugün AK Parti iktidarı, Türkiye’de üçüncü tek başına iktidar dönemini yaşıyor. Ciddi bir kurumsallaşma sağladı. Dahası yaratılan diktatorya, sivil toplum örgütlerinden muhalefete kadar alternatif söylem yaratacak her kesimi etkisizleştiriyor.

Yapılan anketler olası bir seçimde AK Parti’yi %53 olarak gösteriyor.

Erdoğan’ın sağlık sorunları olduğu ya da Gülen Cemaati ile parti arasındaki dengelerin kopma noktasına geldiği, hep söyleniyor. Diğer taraftan, Cumhurbaşkanlığı için perde gerisindeki çekişmeler, terör, Kürt sorunu ve Suriye gibi yakıcı başlıklar hem partinin hem de iktidarın yumuşak karnı.

Ama radikal bir değişiklik olmazsa, bugün Türkiye’de AK Parti’nin karşısına çıkacak bir alternatif görülmüyor.

Başbakan Erdoğan’ı dün Denizli’de yeni eğitim yılı ile ilgili konuşurken dinledim.

Kendi deyimiyle 444 başlarken, dün Türkiye’de İmam Hatip Liseleri’nin yeniden eğitimde etkin olarak yer alacağı bir dönemin de startı verildi.

Erdoğan bunu 28 Şubat zihniyetinden alınan bir rövanş olarak görüyor. “Ne istediler İmam Hatiplilerden” diye soruyor. Cevabı da yine kendi veriyor.

“İmam Hatiplililerden terörist çıkmaz diye mi istemediler, İmam Hatiplilieri, anarşist çıkmadığı için mi istemediler” diye soruyor.

Yeni eğitim yılıyla ilgili İmam Hatipler’in hak ettiği parlak döneme geri döneceği müjdesi yanında, başka müjdeleri de var, Erdoğan’ın.

Çünkü dün yeni eğitim yılıyla, ilk kez Kur-an ve Hz Peygamber’in hayatı da okullarda ders müfredatına girdi.

Bu konudaki eleştirileri aynı sert üslupla yanıtlıyor, Erdoğan. Mehmet Akif’e atıf yaparak, “Kur-an Onların sandığı gibi mezarda okumak, ya da fal bakmak için değildir” diyor.

Şimdi 5 yaşında başlayacak eğitim, dini temellerini de güçlendirerek, İmam Hatipleri de genişletip güçlendirerek devam edecek, Türkiye’de.

Bizde de durum çok farklı değil.

Devlet okullarından elini eteğini çeken Kıbrıslı Türkler özel okullarda kendilerini güvence altına aldıkları düşüncesiyle, sadece kendi içlerinde söylenmekle yetiniyor.

Oysa din temelli eğitim, hızla yaygınlaşmaya dahası kurumsallaşmaya doğru gidiyor.

İlahiyat Koleji, İlahiyat Fakültesi ve Külliye projeleri her türlü usulsüzlük ve yasadışı uygulamaya rağmen yürürlükte.

Eleştirdikçe etkisizliğimizin boyutu daha çok çıkıyor ortaya. Ama görünen o ki, bundan sonraki süreçte de bu döngü devam edecek.

Buralarda kraldan çok kralcı bir yönetim var.

Ve anlatılırsa mutlaka çözüleceğini düşünen bir muhalefet.

Bugüne kadar belli ki yeterince anlatılamamış.

Ama artık Kur-an’ın mezarda okumak için olmadığını söyleyip öğreten bir anlayışı çözmek için sanırım biraz daha çabalamak gerekiyor.

Bu çabanın tek yolu da kendi küçük dünyamızın dışına çıkıp evrenselleşmek, güçlenmek ve artık kendi stratejilerimizi koyabilmekten geçiyor.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 651 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler