1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kültürünü yeniden yaşayan Leymosunlular!..
Kültürünü yeniden yaşayan Leymosunlular!..

Kültürünü yeniden yaşayan Leymosunlular!..

Hani insan, en fazla da "kaybedeceğini" anladığı zaman sarılır ya sevdiklerine, değerlerine, geçmişine… Öyle bir ruh hali var. Facebook'ta "LİMASOLLULAR (LEMEŞANİLER)" ve "Ben Leymosunluyum" gruplarının kurulması ile başladı, eskiye dönüş, anılarda

A+A-

 



Hani insan, en fazla da "kaybedeceğini" anladığı zaman sarılır ya sevdiklerine, değerlerine, geçmişine… Öyle bir ruh hali var.

Facebook'ta "LİMASOLLULAR (LEMEŞANİLER)" ve "Ben Leymosunluyum" gruplarının kurulması ile başladı, eskiye dönüş, anılarda yolculuk. Yüzlerce fotoğraf ve anı paylaşılıyor, dakika başı, her iki grupta…


-----------------

Sosyal paylaşım siteleri yani internet böylesine bir "mucize" işte…
İnsanları bilgisayar tuşlarından tahta köprülere taşıyor, ekranın içine çekerek yıllar yıllar öncesine götürüyor.
Leymosun, Kıbrıs'ın en "karakteristik" bölgelerinden biri…
Nice önemli değeri topluma kazandırmış.
1974'ün ardından, çevre köyleri ile birlikte, adanın kuzeyine göç etmiş 6 bini aşkın insandan söz ediyoruz.
Bugün artık onların çocukları, torunları var.
Leymosun'da en son doğan Kıbrıslı Türkler -ki şu anda, halen, orada yaşayan azılığı saymıyorum- 40'lı yaşlara geliyor…
"Ben Leymosunluyum" diyenler, Kıbrıs'ın kuzeyinin dört bir yanına dağılmış.
Çoğunluk Girne'de toplansa da, Güzelyurt ve Mağusa'da da çok sayıda Leymosunlu yaşıyor.
Güneyde, Leymosun'a çok yakın kimi köylerde yaşayanlar ise bu kez uzak düşmüşler, Girne'den, Güzelyurt'tan, Leymosunlu nüfusun yoğun olduğu yerleşim alanlarından.
Ancak şimdi, herkes, internet üzerinden bir kültürü yeniden yaşıyor.
Hani insan, en fazla da "kaybedeceğini" anladığı zaman sarılır ya sevdiklerine, değerlerine, geçmişine…
Öyle bir ruh hali var.


YÜZLERCE FOTOĞRAF, DAKİKA BAŞI ANI

Facebook'ta "LİMASOLLULAR (LEMEŞANİLER)"
ve "Ben Leymosunluyum" gruplarının kurulması ile başladı, eskiye dönüş, anılarda yolculuk.
Yüzlerce fotoğraf ve anı paylaşılıyor, dakika başı, her iki grupta…
Ve şimdi, bu grubun üyeleri, ki sayıları bine ulaşıyor, büyük bir "Leymosun Pikniği" planlıyorlar…
İlk hastane baş hekimi… Ve hatta Fenerbahçe voleybol takımının kurucusu, kaptanı… Dahası, Doğan Türk Birliği'nin kadın başkanı Ayten Berkalp…
Siyasetin unutulmaz liderleri Ziya Rızkı, Berberoğlu, Akıncı, Acarkan…
Futbolun usta ayakları, Türkiye'de şöhret olmuş Mete Adanır, Osman Gurra…
Tanışıklar, Önder Aliler, Sevim Ebeoğluları…
Tiyatrocular Yücel Köseoğlu, Yaşar Ersoy…
Araştırmacı Bener Hakkı Hakeri…
Hep Leymosunlu isimler bunlar.
Daha bitmedi…
Ressam İsmet Vehit Güney, Emin Çizenel…
Romancı Bekir Kara…
Ve bitmez daha…
Ne kadar yazarsam yazayım, eminim ki, çok isim eksik kalır.
Mesela birisi diyor ki, "Kıbrıslı Türklere ait ilk alkollü içki fabrikasını Leymosunlular kurdular: Hayat ve Önder içki fabrikaları"…
Bir diğeri ekliyor:
"Limasol'un ve Kıbrıs'ın ilk haute couture terzisi Mehmet Süleyman... Londra'da 1946 yılında Mdonald-Gunn School Of Garment Cutting'den diploma almış tüm Kıbrıslılar arasına ilk terzidir…"


 




TÜM 'SİMALAR' YENİDEN CANLANIYOR

Tüm "simalarını" yeniden yaşıyor Leymosunlular…
Bugün hayatta olmayanları anıyor, özlüyor…
Bugün, artık saçlarına fazlaca ak düşenler, yeniden gençliğini keşfediyor…
Fıstıkçısından berberine, sinemacısından fırıncısına bilgisayar ekranında canlanıyor Leymosun.
Unuttuklarını soruyorlar birbirlerine….
Yeni kuşaklar, geçmişin keşfine çıkıyor.
Yeni fotoğraflar, yeni anılarla, sanki, otuz kırk elli sene öncesini bir plato oluşturarak, yeniden kayıt altına alıyorlar yüzlercesi…
Kubbeli çeşmeden su içiyor, Doğan - Ocak maçlarının rekabetini yaşıyor hepsi…
Leymosun unutulmuyor…
"Ben Leymosunluyum" diyenler, belki biraz "bölgeci" bir his ama fazlaca omuzları kabarmış bir gururla, kendilerini daha özel hissediyorlar…









Turgay Turan anlatıyor:


"Taksim denizinde Zeki Müren dinlemek"

"Leymosun'da çocukluk çağımızda hafta sonları eğlencelerimiz ya Şahin
sinemasında ya da Taksim sinemasında geçiyordu. Gençlik çağlarımızı da parkın içerisinde yürümekle ya da taksim denizinde oturup, baklava yerken Zeki Müren şarkılarını dinlemekle geçiriyorduk."

 

 




 

"Üç ikiler"… "Beyaz leblebi ve cola"


Üç diş çörek, iki de peynir… Okul dönemlerinin unutulmaz yiyeceği. Ve galoprama (şam tatlısı)… Öğrenciler servis edermiş, elleriyle, sırayla… Sinemada, kola içerisine atılan leblebiler…
İsgelelinin sıcacık gulluri çörecikleri de, anılarda canlanıyor hemen.
Ayda Kaya Haksever'in coşkusu:   "Taksim sineması cumartesi öğleden sonra (okullar yarım gün) okul çıkışı sinema saati... Veeeeeeeee beyaz leblebi + cola... Ne çocukluktu !



Bu haber toplam 1465 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler