1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kültür ve Küfür
Kültür ve Küfür

Kültür ve Küfür

Kültür ve Küfür / Oya Akın Ben küçükken ‘kenef’ diye seslenirdi bana rahmetlik Nenem. Bunun bir sevgi sözcüğü olduğunu bilirdim, ama sözlük “hep kötülük düşünen kimse, kötü niyetli kişi”, veya “ayakyolu, hela, tuvalet”

A+A-

Kültür ve Küfür

Oya Akın

Ben küçükken ‘kenef’ diye seslenirdi bana rahmetlik Nenem. Bunun bir sevgi sözcüğü olduğunu bilirdim, ama sözlük “hep kötülük düşünen kimse, kötü niyetli kişi”, veya “ayakyolu, hela, tuvalet” anlamına geldiğini söylüyordu. (Sözlükler kötüdür, o zamanlar öğrendim.)

Kafam karışıyordu...  

Mahalledeki erkek çocuklarına da, ‘deyyus’, ‘kerata’ (hatta bir tanesi ‘kerhaneci’..) diye seslenirdi büyükler, yetişkinler (ekseri erkekler).

Yine sözlüğe başvurunca:

Deyyus: “karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse” anlamına geldiğini görüyordum.

Bir da ‘kerata’ vardı, hep ‘yaramaz, haylaz’ anlamına geldiğini düşünürdüm. Gazetelerdeki bulmacalara merak saldığım zamanlarda keratanın ‘ayakkabı çekeceği’ anlamına geldiğini öğrendiğimde bir süre aklımı kurcalamıştı; mahalleden tanıdığım o baş belası çocuklarla ayakkabı çekeceği arasında ne gibi bir ilişki olabilirdi? Daha sonra kerata’nın “karısı tarafından aldatılan erkek” (bizim kültürdeki karşılığı, boynuzlu) olduğunu öğrendim.

Kafam daha da çok karışıyordu...

Kerhaneci için sözlüğe bakma ihtiyacı duymadım, “Kerhane çalıştıran kimse”...

Ne yani, bizim kültürümüzde çocuklara küfür mü ediliyordu? Ne yani, insanlar sevdiklerine ve yakınlarına küfür ederek mi gösteriyorlardı sevgilerini?

Sonra lisedeyken, çoğu öğrencinin ağzında küfür dolaştırdığını gördüm, duydum. Öğretmenlerden ve aileden uzakta, sadece kendi aramızda, birbirimize söylediğimiz çoğunlukla, ‘anormal, bunamış, leş, şıllık, hayvan, pezevenk, piç, ibne, orosbu...’ gibi hafif küfürler, bazense, ‘s..., y..., a...’  gibi en kaba kelimelerle başlayan ağır küfürler.

Sadece büyüklere, yetişkinlerin kullanabileceği bu sözcükleri kullanarak, ‘büyüdüm veya onlar kadar güçlüyüm’ havalarındaydı bluğ çağındaki gençler.  

Yine lise yıllarına denk gelen bir zamanda  kavramaya başladım ki yakınlık, samimiyet, hatta sevgi göstergesiydi bizim kültürümüzde küfür. (Tabii ki size kimin küfür ettiğine bağlı olarak!) En yakın arkadaşlar, dostlar (yine erkekler) birbirlerinin annesi hakkında ağıza alınmayacak sövgüler sıralıyorlardı.

Yine farkettim kadına karşı bir şey vardı sanki küfürlerde ve küfürlerin en ağırı, en kaldırılmazı da, birinin annesine küfretmekti. Başka kültürlerde ölüm sebebi olabiliyordu bu. Bizde, olsa olsa kavga veya küsme sebebi oluyordu.  

Küfür dili erkek diliydi. Erkek dili küfürle dolu bir dil. Çoğunlukla da kadınlara yönelik kullanıyordu. Kadını hor görüyor, taciz etmeye çalışıyordu. Sürekli “öyle yaparım, böyle yaparım, öyle çeviririm da böyle kaldırırım...” diyor erkekler. Bazen korkunç, çirkin bir dil olabiliyor bu. Hatta bazen erkeğin gücünü (?) dilden aldığına inanasım geliyor.

Kıbrıslı Türklerin gündelik yaşamlarındaki küfürlere, nasıl ve kimlere kullandıklarına, eşiklerine, tepkilerine bakınca, İngiliz kültürüne çok yakın olduğunu görüyorum. Belki de böyle küfür etmeyi, daha doğrusu bize edilen küfürlere karşı bu kadar medeni ve hoşgörülü olmayı onlardan öğrendik. İyi, yoksa kötü bir şey mi bu? cevabını size bırakıyorum. Benim cevabım ise, iyi bir şey tabii ki... başka kültürlerde olduğu gibi biri sırf size küfretti diye onu bıçaklamak, kurşunlamak veya başını taşla ezmek, insanlık dışı bir davranış.

Ağzıma yakışıyor mu, yakışmıyor mu diye düşünmeyin. Sizi rahatlatacaksa eğer, gerek gördüğünüz yerde ve zamanda sövün sayın.

Küfüre karşı falan değilim, yerinde söylenmiş hafif bir küfür çok da hoş olabiliyor bazen. Yalnız sizden ricam, lütfen küfürlerinize ‘hayvan’ları karıştırmayın. Çünkü çok sık kullandığımız ‘eşek, köpek, domuz, öküz, koyun, yılan, akrep, kokarca... ’ gibi hayvanların hepsi de, insanlardan çok daha masum, saf ve zararsız...     

 

Bu haber toplam 910 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler