1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'KÜLLİYEYE KARŞI OLDUĞUMU DEFALARCA SÖYLEDİM'
KÜLLİYEYE KARŞI OLDUĞUMU DEFALARCA SÖYLEDİM

'KÜLLİYEYE KARŞI OLDUĞUMU DEFALARCA SÖYLEDİM'

Mehmet Ali Talat: “Bu ülkede yapımı başlanan külliyeye karşı olduğumu defalarca söyledim, yazdım. İmam hatip okullarının açılmasıyla ilgili olarak gelen telkinleri de kabul etmedim.”

A+A-

 “Bu ülkede yapımı başlanan külliyeye karşı olduğumu defalarca söyledim, yazdım. İmam hatip okullarının açılmasıyla ilgili olarak gelen telkinleri de kabul etmedim.”


Mehmet Ali Talat

Son günlerde anlama sorunu yaşayan bazı çevreler bir Türkiye gazetesine yaptığım açıklamayı yorumlamaya kalkıştılar. Yapmamalı mıydılar? Benim demokratik anlayışım herkesin görüşlerini ifade etmesine sonsuz saygıyı gerektirir. Ancak görüş ortaya koyanların önce söylenenleri anlaması ve üstelik doğru anlaması gerekir diye düşünüyorum. Söylenenleri anlamadan görüş ortaya koymak, üstelik arkasını kesmeden günlerce, aylarca ve hatta yıllarca o yanlış algıladıkları üzerine yorumlar yapmak, söylenmeyenlerin söylendiğini varsayarak yazmak ve konuşmak, saygı duymayı sorgulatır. Bu türden yazıp çizenler için, “bu da onun görüşü” denemez. Çünkü söylenmemiş bir şeyi söylenmiş varsayarak görüş belirtenler aslında ortaya görüş koymuş olmazlar. Sadece birilerini suçlarlar ve saldırırlar… Onlar için söylenen değil, söyleyen önemlidir. Söyleyeni herhangi bir nedenle hasım olarak görmüşlerse artık o ne söylese fark etmez. İyi de olsa, doğru da olsa kötüdür ve yanlıştır!..

Bu gibi durumlarla çok sık karşılaştım. Başlangıçta ifade ettiğim gibi bugün de bir benzerini yaşıyorum…

Bir Türkiye gazetesine bir anlamda özeleştiri olarak anlatmış, KKTC yurttaşı imam yetiştirmememizin yanlış olduğunu, çünkü bu nedenle Türkiye’den imam getirmek zorunda kaldığımızı ve kültürel farklardan ve bilgi noksanlığından sıkıntılar yaşadığımızı anlatmıştım.

Bu ifademde ne birilerini övdüm, ne de ülkemizde imam hatip okulları açılmasını ve külliye yapımını destekledim. Tersine kendi imamımızı kendimizin yetiştirmemizin doğru olacağını söyledim. Aynen mühendislerin, doktorların, esnaf ve zanaatkarların, işveren ve işçilerin, öğretmen ve memurların, alanında uzman olan çalışanların Kıbrıslı olmasını istemek gibi…

Benim söylediklerimin AK Parti’ye şirin görünmekle, olmayan seçimlere hazırlanmaya başlamakla ne ilgisi var? Söylediklerim, tersine her alana nüfuz etmeye çalışanlara karşı çıkmak… Yani o eleştirenlerin mangalda kül bırakmamacasına, hakaret ve aşağılamalarla ortaya koydukları saldırılar yerine bir konuda makul bir çözüm öneriyorum… Daha doğrusu bunu yapmadığımız için kendi iktidar dönemimizi eleştiriyorum…

Türkiye’den gelen her telkini emir telakki eden bugünün iktidarı ile benim uyuşmam mümkün değil. Bu ülkede yapımı başlanan külliyeye karşı olduğumu defalarca söyledim, yazdım. İmam hatip okullarının açılmasıyla ilgili olarak gelen telkinleri de kabul etmedim. Eğitim sistemimizin çağdaş ve laik olmasını hayatım boyunca savundum. İmam hatip okullarının Milli Eğitim Yasamıza uygun olmadığını anlattım…

Ayrıca unutmamalıyız ki imam hatip okulları imam yetiştirmiyor. Haspolat’ta açılmış olan İlahiyat Kolejinin de maksadı imam yetiştirmek değil. Koleji açanlar da zaten böyle bir iddiada bulunmadı.

Ama imam yetiştirmek, şart… Kıbrıslı Türkler yüzyıllarca bunu yaptılar. Biz de yapmalıyız. Maksadım, çok açık ve net: İmamlarımız Kıbrıslı olmalı… Eleştirenler buna karşı mı?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 719 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler