1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kukla(mu)
 Kukla(mu)

Kukla(mu)

Sevdiğim makalelerim Yenidüzen 21 Ekim 2003 Kıbrıs’a sadece politik sorunlarıyla yaklaşmak zorunda bırakılmanın ne kadar hazin bir şey olduğunu, bu fasit dairenin biraz dışına çıkınca anlıyor insan.. Kıb

A+A-

 

Sevdiğim makalelerim

Yenidüzen 21 Ekim 2003

                                        

 

Kıbrıs’a sadece politik sorunlarıyla yaklaşmak zorunda bırakılmanın ne kadar hazin bir şey olduğunu, bu fasit dairenin biraz dışına çıkınca anlıyor insan..

Kıbrıs üzerine yapılan politik tartışmalar, KÜLTÜR boyutu içermediğinden giderek sıkıcılaşıyor.

Üstelik bir vizyon üzerine yoğunlaşmamız engelleniyor. Neredeyse, ‘’yazı-tura’’ isteyecek kadar kısırlaşmış alternatiflere sıkıştırılıp kilitleniyoruz.

 

Geçen Pazar günü , eski Baf diye bilinen, Afrodit’in doğduğu ve yaşadığı Kukla

köyünü, müzesini, Afrodit tapınağını gezerek hem tek boyutlu yaşamdan kurtuldum hem de neden çözüm, neden AB ve neden Kıbrıslı Rumlarla beraber yaşamamız gerektiğini sağlam kültürel temellere dayandırdım..

 

Kültür konusu, siyasetimizde o kadar eksik algılanıyor ki , Kıbrıs sorununda ve umulan çözümde ağırlık taşımıyor.. Sadece şimdi değil, eskiden beri bu böyle.. 

Siyasi partilerin program veya seçim bildirgelerinde ‘’kültür’’ bölümü daha çok kültürel ve sosyal aktivitelerin zikredilmesi, sanatın destekleneceğinin not edilmesi ile sınırlıdır.

Bence, tüm politikalar Kıbrıs kültürü üzerine oturtulmalıdır..Çünkü politika, ekonomi, yaşam vs kültürün alt başlıklarıdır.

 

Partiysek, politikacıysak; her düşünce ve eylemde, Kıbrıs kimliğini taşıdığımız belirgin olmalıdır.

 

Kimiz? Neredeyiz? Nereliyiz? Kimler için ve neden politika yapıyoruz?

Bizim politik belgelerimiz, yazılarımız, Kıbrıs için düşüncelerimiz dışarıdan birisi tarafından görüldüğünde, Kıbrıslı kimliğimiz, Akdeniz kültürürümüz hissediyor, anlaşılıyor mu?

 

Gündemimizi işgal eden yakıcı problemleri düşünürken, onlara çözüm ararken de ana kaynağımız Kıbrıs kültürü olmalıdır..Örneklemek gerekirse..

25 yıldır süren ve son ayda şiddetlenen yeni vatandaşlıklar verilmesi olayına sadece bizi-muhalefeti-yenebilirler endişesiyle bakılmasından ürperiyorum..Yani ‘’yasa dışı-usulsüz-etiğe aykırı’’ vatandaşlıklara rağmen biz kazanırsak boyun eğip bunları kabul mu edeceğiz? Hayır derseniz Kıbrıs politikalarına ‘’kültürel temelden’’ yaklaşıyorsunuz demektir..’’Evet’’ derseniz, seçim kazanılsa bile Kıbrıs çok şey kaybetti demektir. 

 

Ben ‘’kadınların eşitliğini’’; siyasal partilerde, seçim listelerinde, karar mekanizmalarında düzgün yerde ve sayıda olmasını  savunuyorsam bunun kültürel dayanağı, Kıbrıs’ta Afrodit’ten başlayarak hüküm süren ‘’kadın kültürü’’ geleneğine inandığımdandır.

Kıbrıslılığıma ek AB ye girip Avrupalı kimliği taşımak istememin bir nedeni de, Avrupa kültürünün cins eşitliğine inanması ve bunu içtenlikle teşvik edip uygulamasındandır.

 

Kukla müzesini gezerken, Kıbrıslıtürk olarak Kıbrıs kültürünün eşit bir parçası olduğumu kanıtlayan şeylerle coştum..Orada halen çok fazla ve değerli Türk mülkü olması değildi sadece beni sevindiren.. Kukla’da 1888’de başlayan kazılarda çalışanların fotoğraflarında yemenili kadınlar, şalvarlı erkekler kolayca Rum-hristiyan-lar arasında farkediliyordu..

Arazi haritası panosundan ‘’Hacı Abdullah’’, ‘’Zeytin Tarlası’’, ‘’Hassan Ağa’’, ‘’Çiftlik’’ isimleri, Kıbrıslıtürk  kültür ışınları saçıyordu..

Annan planını savunurken ‘’bizde kalan’’ Girne ne kadar benimseniyorsa ‘’Rumda kalan’’ Baf da aynı derecede sevilmelidir.

 

Kıbrıs kültüründen gelen ve burda yaşadığı için bu kültürde gezinen bir grup insanın kültürel uzlaşması Kukla isminin nerden geldiği sorusuyla sona erdi: Kukla sözcüğü iki toplumca ; bebek –yani güzel kız- anlamında kullanmaktadır..Ben bu ismin Afrodit’ten gelebileceğini ortaya attım. .Ama Rumca, Fransızca ve Latince bilen arkadaşlarımız çeşit çeşit  tezler ileriye sürdü..

Kültürel sezgilerim  Afrodit’in Kukla, Kukla’nın Afrodit olduğunu söylüyor.

 

 


Günümüzden notlar:

 

Kıbrıs kimliği ve kültürüne dayanmayan kuzey Kıbrıs siyaseti düşe kalka devam ediyor. Başarısızlığa çeşit türlü neden aranıyor. Ama olmuyor...

Türkiye’nin isteği veya onayının dışında orijinal(özgün) fikirler, projeler yaratılmadıkça, mağlubiyet kaçınılmazdır. Ne kurultaylar, ne yönetim değişiklikleri bu kadüklüğe çare olur.

Siyasi yarış ve çekişmeler yerine “Kıbrıs kültürü” çalışılsa, kimlik üzerine kafa yorulsa ve her şeyin başı budur dense, yavaş yavaş bu toplum ayağa kalkar. Kıbrıs’ta siyaset yapanlar, benliklerini ve yeteneklerini bu adaya adasınlar yeter...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1818 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler