1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KÜÇÜK IŞILTILAR
KÜÇÜK IŞILTILAR

KÜÇÜK IŞILTILAR

Bir gelecek beklemekte her birimizi. Orada gizlenmiş küçük ışıltılar, belki de bazı küçük mucizeler var Evet, gerçekten de öyle: Kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya.* Hepimizin gördüğü, sezdiği, içinde hissettiğini ancak bir şair böyle dille

A+A-

 

Bir gelecek beklemekte her birimizi. Orada gizlenmiş küçük ışıltılar, belki de bazı küçük mucizeler var
Evet, gerçekten de öyle: Kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya.* Hepimizin gördüğü, sezdiği, içinde hissettiğini ancak bir şair böyle dillendirebilirdi. Böylesine yalın biçimde ve çağın ruhunu önümüze sererek...
Hayat akıp gidiyor. Yeni bir gün, yeni bilgi akışı demek zamanımızda. Düğmelerine bastığımız radyolar ve televizyonlar, sayfalarında dolandığımız gazeteler, bilgisayar ekranından bize konuşan fotoğraflar, kamera görüntüleri ve kelimeler... Sonra akşam haberlerinde birtakım kravatlı adamlar ve sayıları az da olsa kostümlü kadınların karar alıcılar olarak geleceğimize yaptığı müdahaleler...
Her sabah gözümüzü yeniden açıyoruz dünyaya. Ezan ve çan sesleriyle... Bir sevgilinin kucağında ya da yapayalnız, belki bir yabancının yanında, güzel bir villada belki, bir otel odasında ya da yoksul bir evde...
Pek çok insan fırlayarak kalkıyor yatağından, şehirlerin gürültüsüne katılıp işyerlerine, fabrikalara ulaşmak için... Oburca tüketeceğimiz her şeyi hazırlamaya koyuluyorlar. Çocuklar, okul denilen şaibeli mekânlara bırakılıyor. Her yerde bilgilerle donatılıyor, kanılar oluşturuyoruz. Onları pek de sorgulanmadan kabullenmemiz zaten öğretilmiş bize... Sürekli yargılıyor ve kalemi kırıyoruz sıklıkla. Kötüleri ve iyileri, bizden olanlarla ötekileri belirliyoruz. Her geçen gün ömür denilen sınırlı zamanımızın bir dilimi daha tükenmekte. Akşam yeniden yatağa girerken günün neler getirdiğini düşündüğümüzde ise farklı bir hikâye, farklı bir bellek taşıyoruz her birimiz. Sayısız hayat içinden, bir gün içinde yaşanabilecek sayısız olasılık içinden bir parça düşmüştür payımıza. Dünyanın mutlu azınlığından biriysek eğer, hayatın keyiflerinden koparabildiğimiz kadarını almışızdır... Büyük şehirlerdeki yaşamlardan birkaç sergi, güzel bir film, hoş bir akşam yemeği belki ... Belki de daha farklı keyifler bulmuşuzdur hayatta... Kimilerinin hayal bile edemeyeceği güzelliklerini tüketmişizdir. Kredi kartlarıyla her şeyin tadına bakmaya hazır hedonist kalabalığın arasında savrulmuşuzdur oradan oraya.
Belki de şehrin uğultusundan kaçmış kırlarda sayısız çiçekle sessiz ve derin bir diyalog yaşamışızdır. Ya da çok daha anlamlı bir çabayla dolmuştur gün. Başkaları için, daha iyi bir dünya için bir aktivitenin içinde olmuşuzdur. Belki tam da bugün, çok özel dertler, sayısız aksilikler getirmiştir hayat bize ya da tam tersine özel sevinçler... Uzayın boşluğunda dönüp duran o mavi topun üzerinde küçücük bir noktadan başka birşey olmayan biz, kendi hayatımızı merkez saymış, girdaplara kapılıp acılar çekmiş ya da küçük ışıltılar yakalamışızdır.
Trajik olan şu ki; bir gün elimizden kayıp giden zamanlara baktığımızda derin bir iç çekişle onları boşuna harcadığımızı söyleyebileceğiz. Bunu bugünden bilsek bile kendimizi çaresiz hissetmemiz en acı olan. Kendimizi zorlasaydık belki bazı dağları aşabilirdik. Yıllar sonra böyle bakabiliriz bu güne. Yıllar öncesine baktığımız gibi. İleriye ve geriye doğru bakmak böyle bir şeydir çünkü... Sayısız olasılık vardır bir hayatın nasıl yaşanacağına dair ama bunların pek çoğu hızla ihtimal dışı bırakılmıştır kendi biricik hayatımızın getirileri ve dinamikleri yüzünden.
Bazı sabahlar, nasıl da karanlığa çeker hayat insanı... Gün yitirilmeye hazır bir bahis gibi başlar. Yeryüzünde kaybolur; acılar içindeki ruhumuz.
Bazı sabahlar ise küçük bir ışıltı yakalayıp peşinden koşarız. Gülümseyişimiz çevrede gülücükler açtırır ve bize geri dönerek çoğalır. Gülümseyişler sunduğumuz başkaları da bunu alıp çevrelerindekilere saçarlar ve belki o biz bilmeden sevdiğimize varır. Yeni bir gün daha başladı işte. Diğerlerini benzediğini sandığımız ama aslında benzersiz olan bir gün. Sevinmek ve üzülmek için sayısız neden taşıyan, nasıl yaşanacağına dair sayısız olasılık barındıran bir gün. Bu günün içinde duran kendi hayatımızın başrolündeki biz, belleğimizde belki de çok zor ve yorgun bir geçmiş taşımaktayız. Yine de bir gelecek beklemekte her birimizi. Orada gizlenmiş küçük ışıltılar, belki de bazı küçük mucizeler var. İşaretleri doğru okuyup onları bulabilmek, biraz da kendi elimizde değil mi?


*Gülten Akın’ın ‘İlkyaz’ şiirinden

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 903 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler