1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Küçük esnaflar olarak en kötü dönemi yaşıyoruz...
Küçük esnaflar olarak en kötü dönemi yaşıyoruz...

Küçük esnaflar olarak en kötü dönemi yaşıyoruz...

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

EKONOMİ SOHBETLERİ

 

DİLEK ÖNCÜL

 

İncirlili Kaporta sahibi Osman İncirlili ile küçük esnafın durumunu ele alıyoruz bu hafta... Piyasada durgunluk var diyor İncirlili. Oto Kaporta ve Boyacıların durumu yaşadığımız günlük hayattan belli; durum çok da iç açıcı değil. Küçük Orta Boy İşletmeleri geliştirmek adına 2010 yılında Ekonomi Bakanlığı bünyesinde KOBİGEM kurulmuş ama küçük esnafa çok da katkı koyamıyor. Sanayi Bölgesi’nde bulunan iş yerlerinin bırakın gelişmeyi ayakta kalabilmesinin zor olduğunu, şartların her geçen gün daha da ağırlaştığını dile getiriyor Osman bey. Kayıt dışı çalışma, standart dışılık, ekonomik sorunlar yanında yılda üç-dört kez de yağmur sularıyla boğuşmak zorunda kalan küçük esnaf, kendini çaresiz hissediyor; “duyan yok ki” derdimizi anlatalım diyor İncirlili...

 

Küçük esnaflar olarak en kötü dönemi yaşıyoruz...

 

·        YENİDÜZEN: Esnaf, özellikle küçük esnaf, ne durumda bugünlerde?

·        Osman İncirlili: Esnafın durumu... Nerden bakarsan bak esnafın durumu belli zaten; piyasadan, marketlerden, yollardan, yaşadığımız güncel hayattan... Gün olur Sanayi Bölgesi’nden bir tane araba geçmez. İnsan görmediğimiz günler olur bu aralar. Herkes kendi derdine düştü. Bayağı bir durgunluk var piyasada. Son zamanların en kötü dönemini yaşarız. Bunu nasıl anlatsam. Anlatmak değil yaşamak lazım. Dünyanın işini yapan bazen, bir kuruş alamazsın. Oto boya-kaportacılar genelde sigortalara çalışırız. Sigortalar belli bir süre içinde öder, bu bazen oldukça uzar; buradan da bir sıkıntı yaşarız. Veya biri gelir fiyat alır, gider başka yerlerde yaptırır işini. Kayıtsız kişiler var, onlarla çalışır. İşini daha ucuza getirir. Biz sıkıntıya düşeriz. En kötü sistem sistemsizlikten iyidir. Biz bu sistemsizliği yaşarız her zaman. Ekonomi döner dolaşır sisteme bağlanır. Ama bizde sistem yok.

 

“BEREKETİ FELAKETE ÇEVİRMEYİ ÇOK KOLAY BECERDİK”

 

·        YD: Her yağmur sonrası alt yapı sorunları gün yüzüne çıkıyor Sanayi Bölgesi’nde... Geçtiğimiz günlerde iş yerleriniz yeniden sular altında kaldı. Maddi manevi boyutu ne bu durumun?

·        İncirlili: Yağmur aslında berekettir. Biz yağmuru gördüğümüzde sevinirdik. Fakat şimdi öyle bir olduk ki havada bulut gördüğümüz zaman neredeysek iş yerine gelmeye çalışırız, çünkü biz bereketi felakete çevirmeyi çok kolay becerdik. Ve bu yıllardır da devam ediyor. Soruna çözüm bulunamıyor. Her sene en az üç defa-dört defa, özellikle mevsim dönüşlerinde sudan kaynaklanan felaketi yaşıyoruz. Sanayi Bölgesi geniş bir alan oldu, suyu çekecek toprak yok, alt yapı da olmadığı için bütün çatılardan, asfaltlardan, park yerlerinden biriken sular doğrudan aşağıya gelir. Bu sular Doktoroğlu’nun, Işıl Reklam’ın oradan ana yolu da geçemez, gidecek yeri yok. Ne yapar; baraj halinde geri dönmeye çalışır. Yukardan gelen sularla birleşir ve burada büyük bir göl oluşur. Göl oluşunca da bizim iş yerlerimiz berbat olur. Yakın Doğu Üniversitesi, Cemsa’nın da düzenlemeleri ile su, Sanayi Bölgesi’ne daha çok hızlı gelmeye başladı artık. Benim her tarafım tutuldu geril geril; aman daha ne kadar zarar olacak diye her tarafım tutuldu. Maddi olarak nasıl hesaplarsan hesapla hiç altından kalkılmaz. Cuma günkü yağmurdan sonra hafta sonumuzu burada harcadık. Sanayi Dairesi’nden birkaç arkadaş geldi. Yolu temizledi, gitti. Biz tanker çağırdık, yıkamaya çalıştık. Kanalizasyonlar patlar ve yağmur suyuna karışır, balçık gibi olur. Bu stresle, bu sular içinde kaç gün daha sağlam kalıp işimizi yürütebileceğiz. Bu sorun çözülmedikçe bizim işimiz zor. Tabii yapılacak çok şey var. Sanayi Bölgesi’nin baş kısmındaki iş yerlerini başka bir yerlere aktarabilirler. Külfetlidir. Her şey para gerektirir ama bir çözüm de bulunması gerekir çünkü bu üç günlük mesele değil, yılların birikimidir.

 

“ALLAH İYİLİKLERİNİ VERSİN, HİÇBİRİ GELMEDİ”

 

·        YD: İlgili bakanlıklar, daireler, Kıbrıs Türk Sanayi Odası bu konuda bir çalışma yapmıyor mu?

·        İncirlili: Allah iyiliklerini versin, hiçbiri gelmedi. Sadece Sanayi Dairesi rogarları temizler. Oysa buraya vadi yapılması lazım. Dereyi bir boruya sığdıramazsınız. 50lik büzün içine kocaman dereyi sığdırmaya çalışıyorlar. Böylece kanalizasyonlar patlıyor. Aşağıya yapmışlar küçük tahliye boruları, oralardaki fabrikaların hali belli. Dünya da ülkemiz de ekonomik sıkıntıda ama bir yerlerden yardım alınıp yapılabilir. Bir yılımızı feda ederiz, bize başka yer gösterirler, burayı kazarlar 3-4 metre derinliğinde geniş bir yer yapıp suyu tahliye etmeye çalışabilirler. Biz Esnaf ve Zanaatkarlar Odası olarak her gün sesimizi duyurmaya çalışırız. Nereye kadar gidecek? Bizi duyan yok zaten. Küçük bir proje ile bu sorun çözülebilir. Burada 3 kişi beş kişi değil mağdur olan, herkes mağdur. Ama vatandaş bir şekilde çalışmaya, işini yürütmeye, yaşamını sürdürmeye çalışır. Ne kadar daha dayanabileceğiz, bilemem. Ben yarım kamyona yakın boya attım. 50 TL’den koysan her kutuyu, büyük bir rakama ulaşır. Bazı aletlerimizi su aldı gitti. Fırından sular çıkardı. Fırın bir süre sonra çürüyecek. Bu ıslaklığa ne kadar dayanacak. Sanayi Odası da aslında son zamanlarda biraz elini ayağını çekti gibi. Sanayi Odası Sanayi’nin içindedir, esnafların içindedir, iç içe yaşarız ama hiçbir şeye karışmıyor. Esnaf bir yana Sanayi Odası bir yana, sanki ayrı ayrı kişiler, şirketlermişiz gibi oldu. Ayrıştırdı yani kendini. Biz onu çekmeye çalışırız ama kopuktur.

 

·        YD: Sanayi Bölgesi’nde iş yerinizi açarken alt yapı için katkı koydunuz mu?

·        İncirlili: Tabii alt yapıyı devlet yapar. Ama alt yapı için her sene belli bir miktar para alınıyor. Bu katkı payını bazen verebiliyoruz, bazen veremiyoruz ama taksit taksit de olsa bir şekilde bu paralar veriliyor. Ama bizim sanayimizin hali gördüğünüz gibi. 2010 yılında da oldu böyle bir durum. Kaymakamlıktan geldiler, gördüler, hesapladılar. Bir rakam belirlemeye çalışacaklardı ve gelsinler. Sonra ne arayan oldu, ne soran oldu. Bir kaç arkadaşa, bazı iş yerlerine 1000-1500 TL gibi bir rakam verildi. O kadar...       

 


 

 

“HER İŞİ YAPARIM MANTIĞI İLE BİR YERE KADAR...”

 

·        YD: Oto Kaporta ve Oto Boyacılar Birliği kuruldu...Esnafa katkısı ne olacak?

·        İncirlili: Evet, birliğimiz kuruldu. Birlik, en azından, bir fiyat ayarlaması, yapılan işlere kalite, bir standart getirebilir. Sadece bizim için değil vatandaş için de. 50 TL’ye boyanan çamurluktan hayır gelmez. Vatandaş, 6 ay bir sene sonra boyanın döküleceğini bilsin. Bir denetim, bir standart gelsin; biz de yaptığımız kaliteli işin karşılığını alalım. Düzenli alışveriş de önemli. İşini yaptın belli bir gün içerisinde paranı alasın, develete yükümlülüğünü yerine getiresin. Zaten bu bir çarktır; biri aksadığı zaman hiçbiri çalışmaz. Bir de maalesef sigortalar ucuza iş yapan yerleri tercih eder. Ben her işi yaparım mantığı ile Kıbrıslı vatandaşın adına iş yeri açanlar var. Vatandaş olmadığı için kendi iş yeri açamaz. Bazı devlet memuru arkadaşlarımızın adına iş yaptılar. Şimdi ne oldu, o da mağdur oldu. Çünkü bütün vergi borcu, sosyal sigorta, ihtiyat sandığı yatırımları, malzeme borçları hepsi onun adına kaldı. Her işi yaparım diyen piyasada yok, çekti gitti memleketten. Bunları toparalamak lazım. Birliğimiz bunları düzeltebilmeli en azından.

 

·        YD: Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Birlikleri Federasyon yasa tasarısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

·        İncirlili: O da başka bir muamma. Şimdi diğer örgüt Oda seçimine girdi, seçimde kaybetti. Seçimi kaybettiğin zaman tekrar Birlik mi kurman gerekir. Yani şimdi bir Başbakan, bir Cumhurbaşkanı, bir Sanayi Odası daha mı seçelim. Kaç kişiyiz ki kaç tane Oda olacak. Hükümetimiz, sağolsun başbakanımız da buna destek veriyor. Ayrı bir Birlik kurdular ama yüyürlükte olan yasada yerleri yok. O nedenle bu tasarı hazırlandı. Bu birliğe gider vatandaş, parasını verir, iş yeri açamaz. Döner tekrar Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’na parasını verir. Yani vatandaş da mağdur olur. Çünkü yürürlükte olan yasa ile tek bir Oda var. O da eskisi. Bir düzen lazım, bu şekilde olmaz.

 

·        YD: Alınan mali tedbirler ve uygulanan protokol sizce yerinde mi?

·        İncirlili: Şimdi bunlar bizi çok aşar. Başbakanımız der ki ekonomi düzlüğe çıkıyor. Kimlere göre, düzlüğe çıkıyor, kimler düzlüğe çıkıyor, bunlar önemli. Sayın Başbakanımız veya bakanlarımız bir Sanayi Bölgesi’ne çıkıp bakar mı? Sokaklarda yürürler, bir nabız yoklarlar, marketlerde gezerler mi? Gerçek anlamda görsel olarak değil. Doğrudur, ben de trafiğe çıktığım zaman bir çok yeni araba görürüm. Ben de derim keşke benim de olsa bunlardan. Ama olmaz, çünkü, söylenenlerle yaşananlar hiç birbirini tutmaz. Türkiye’den gelir bir Bakan, bir bakar yollarda süper arabalar, marketler dolu, yaşam süper, keselim der. Bitti, bu kadar basit. Ben sabahtan işime gelirim akşam evime giderim. Benim başka hayatım yok. Lüks hayatı olanlar var ama bunlar belli bir kesimdir. Yani biz şimdi iki grup olduk. Bir tepede bir derede. Yani ortada yok. Biz resmen deredeyiz zaten. Adı üstünde derenin içindeyiz, zaten su basar bizi. Başbakan bunları söylerken birazcık da düşünecek. Olmaz yani.

 

 


BİZ KREDİ DE ALAMIYORUZ”

 

 

·        YD: Ekonomi Bakanlığı Küçük Orta Boy İşletmeleri Geliştirme Merkezi-KOBİGEM kurdu. Esnafa, sel mağdurlarına anlaşmalı bankalar aracılığıyla kredi veriliyor. Zararınızı gidermek adına kredi alabilme imkanınız ne?

·        İncirlili: Biz maalesef kredi alamadık. Alamayız çünkü banka senden taşınmaz mal koçanı ister, ipotek ister, herhangi bir yere borcun olmayacak. Oldukça ağır şartları var yani. Küçük Boy İşletmelere göre değil. Ben bayağı uğraştım, alamadım. Fırını alacağımda Kalkınma Bankası’na başvurdum, ondan da kredi alamadım. Zaten benim param olduktan sonra krediye ne ihtiyacım olsun. KOBİGEM belli kişilere yarar sağlamış olabilir. Bizim gibi küçük esnaflara, bir kişi iki kişiyle çalışan iş yerlerine olmadı, olamaz da zaten. Çünkü benden ipotek ister. Ben Güney’den geldim. Bütün mallarımız o tarafta kaldı. Bizim gibi esnaflar için mücadele çok büyük. Daha büyük işletmeler, 10-15 kişi çalıştıran yerler bizden daha avantajlıdır. Tabii bizim memlekette siyaset de önemli. Döner dolaşır ayağımız ona basar. Biz esnaflar kaç kişi kaldık ki? Renk önemli olmamalı artık.

 

·        YD: Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?         

·        İncirlili: Söylenecek çok şey var. Günlerce anlatsan bitmez. Söyle desen ne olacak, kim dinleyecek. Biz kaç gün var Oda’dan arkadaşlar da geldi, toplanırız, basına bilgi veririz yaşadıklarımızla ilgili. Basın var, yetkililerden kimseyi görmedik. Aslında yetkili de buraya gelmesin. Gelmesin bize, onun yeri Meclis’tir. Orda yapsın işini. Biz halk olarak çok basit mutlu oluruz. Basın yolu ile yaralarınızı saracağım desin biz mutlu oluruz. Biz, çamura, onların yerine de basarız. Yeter ki çözüm üretsinler. Biz onları onun için seçtik.

 


 

bir cümleyle

 

Ekonomi: Para

Para: İş

Ara eleman: Şart

Hükümet: İcraat yapmalı

Sanayi Odası: Geri kaldı

Medya: Yanımızda

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler