1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KRİZ GRUBU'NUN 'KIBRIS RAPORU'
KRİZ GRUBUNUN KIBRIS RAPORU

KRİZ GRUBU'NUN 'KIBRIS RAPORU'

Uluslararası Kriz Grubu: ''Rumların sondaja tek taraflı başlaması müzakerelere zarar veriyor'' Uluslararası Kriz Grubu, Kıbrıslı Rumların Akdeniz'de tek yanlı olarak gaz sondajına kalkışmasının kapsamlı çözüm müzakerelerine zarar verdiği uyarısında bul

A+A-


Uluslararası Kriz Grubu:

 ''Rumların sondaja tek taraflı başlaması müzakerelere zarar veriyor''

Uluslararası Kriz Grubu, Kıbrıslı Rumların Akdeniz'de tek yanlı olarak gaz sondajına kalkışmasının kapsamlı çözüm müzakerelerine zarar verdiği uyarısında bulundu.
Brüksel merkezli düşünce kuruluşunun ''Afrodit'in hediyesi: Kıbrıs Gazı Yeni Bir Diyaloğu Ateşleyebilir mi?'' başlıklı raporunda, ''Akdeniz'de keşfedilen doğalgaz yataklarını adanın bölünmüş iki toplumunu birbirinden daha da uzaklaştırıyor. Ancak Türkiye dahil tüm taraflar gazın kullanılması ve nakli konusunda bir diyaloğa girebilirlerse bu herkese zenginlik getirecek bir fırsat olabilir'' denildi.

“FIRSAT OLUŞABİLİR”

“Raporda şu ifadeler yer aldı: Kıbrıslı Rumların, kıyılarının açıklarında bulunan zengin hidrokarbon yataklarında tek taraflı olarak sondaj yaptıkları ve Türkiye’nin de buna sert eleştiriler ve tehditvari deniz manevraları ile yanıt verdiği 2011 yılının sonlarından bu yana Doğu Akdeniz’de gerilim tırmanıyor. Üzerinde mutabakata varılmamıș deniz sınırları ve bölünmüş Kıbrıs adasının açıklarındaki doğal gazın çıkarılması, mevcut anlaşmazlığın kaynaklarını oluşturuyor; ancak gerilim aynı zamanda BM’nin arabuluculuğunda Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için yapılan görüşmelerin yavaşlamasının da bir sonucu. Bir paradigma değişikliğine ihtiyaç duyuluyor. Gaz, adadaki iki toplumu birbirinden daha da uzaklaştırabilir ve anlaşmazlıkları arttırabilir ya da Türkiye de dahil tüm tarafların bu yeni kaynağın çıkarılması ve nakledilmesiyle ilgili anlaşmaya varmak üzere masaya oturması için  bir fırsat oluşturabilir.”

“BELİRGİNLEŞEN TEHDİTLER”

“Bir yıl önce Kıbrıs müzakereleri halihazırda çıkmaza girmişken Kriz Grubu, güven inşa edilmesine ve genel bir uzlaşmaya varılmasına olanak sağlayacak bir ortamın oluşturulması için altı adım önermişti. Bunların hiçbiri uygulanmadı; bunun yerine görüşmeler zayıfladı ve taraflar arasındaki güven daha da aşındı. Şubat 2011’de de yazdığımız üzere geleceği bölünmüş ve belirsiz, yüksek sayıda askerin bulunduǧu ve yeni ekonomik zorluklarla karşı karşıya olan bir adada ne Kıbrıslı Rumlar ne de Kıbrıslı Türkler potansiyellerini gerçekleştirebilirler. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakereleri risk altında ve Kıbrıs’ın NATO’nun dışında Türkiye’nin ise içinde olmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar da AB-NATO işbirliğini baltalamaya devam edecek. Açık denizdeki sondajın Eylül 2011’de başlaması, söz konusu tehditleri daha da belirginleştirdi.  “

EGEMENLİK KONUSU

“Eylül 2011’de Kıbrıs Cumhuriyeti, ABD’de yerleșik Noble Energy Inc. şirketinin yardımıyla adanın güneyinin açıklarında sondaja başladı ve Afrodit isimli sahada önemli miktarda gaz rezervleri keşfetti. Şubat 2012’de kalan parseller için teklif duyurusu yapıldı ve daha fazla gaz bulunması muhtemel. Mısır, Lübnan ve İsrail ile yaptığı anlașmalar ile münhasır ekonomik bölgede (MEB) sınırlarını çizen ancak Türkiye, Suriye veya Yunanistan ile bu tarz anlașmalar yapmayan Kıbrıs Cumhuriyeti,. sondaj yapmanın, egemenliğine dayanan bir hak olduğunu düşünüyor. Durumu daha da karmaşık kılan bir başka unsur da Noble Energy’nin sondaj yapan firmasının yüzde 30’luk payının İsraillilere ait olması ve Afrodit sahasının kısmen İsrail’in münhasır ekonomik bölgesinin içinde olması. Türkiye’nin anlașmazlıǧı bulunan Kıbrıs ve İsrail yakın zamanda birbirleriyle savunma ve işbirliği anlaşmaları imzaladılar.Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor ve kapsamlı bir çözüm bulunana dek MEB anlaşmaları yapma veya doğal kaynakları tek taraflı olarak kullanma hakkına itiraz ediyor. Kıbrıs Rum hükümetinin Kıbrıslı Türklerin veya birleşmiş adanın çıkarlarını temsil etmediğini ileri sürüyor; Kıbrıslı Rumların egemenliǧin sadece kendilerine ait olduǧu iddialarını, bu konunun halen müzakerelerde görüşüldüğünü belirterek reddediyor; 1960 Garanti Antlaşmaları’na göre Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyan garantör bir devlet olarak statüsünü anımsatıyor. Bu nedenle Kıbrıslı Rumların sondaj çalışmaları sert tepkilere yol açtı, ve Ankara’nın Kıbrıslı Rumların tesislerinin yakınlarına gemilerini göndermesine, Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’nin sahilleri ve anın kuzeyi arasında kıta sahanlığının sınırlarını belirleyen deniz sınırları tehdit anlaşması imzalamasına, Kıbrıs açıklarında Kıbrıslı Türkler adına gaz arama faaliyetleri yürütmesine ve kuzeyde kara üzerinde de sondaj yapacağını açıklamasına neden oldu.”

İLETİŞİMİN ÖNEMİ

“Kıbrıs Cumhuriyeti, deniz sınırları içerisinde sondaj yapma ve doǧal kaynakları çıkarma konusunda egemenlik haklarına sahip, ekonomik açıdan yeni gelir kaynaklarına acilen ihtiyacı var ve Türkiye’nin eylemlerinden ve tehditlerinden haklı olarak şikayet edebilir. Ne var ki sondaja tek taraflı olarak başlaması, doğal kaynakları paylaşma teminatını ihlal ediyor ve zaten kırılgan olan yeniden birleşme müzakerelerine zarar veriyor. Kıbrıslı Rumların gelecekte gaz gelirlerini paylaşmaya ilişkin muğlak vaatleri, Kıbrıs Türk toplumunu tatmin etmiyor. Ancak Kıbrıslı Türkler ve Türkiye de, kıta sahanlığı tahdidi anlaşması imzalayarak, arama ve sondaj çalışmaları yaparak provokatif ve müzakerelerin ruhuna aykırı davranıyorlar. Uzun bir kıyı şeridine sahip olan Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve muhtemelen Yunanistan’ın MEB’ler belirlemesi nedeniyle Doğu Akdeniz’deki haklı payını kaybedeceğine dair ciddi endişeler taşıyor. Ankara, diyalog önerilerini reddetmekten vazgeçmeli ve tezlerini savunmak için Kıbrıslı Rumlar ile iletişim kurmalı.”

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 732 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler