1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kosova-Arnavutluk'-1
Kosova-Arnavutluk-1

'Kosova-Arnavutluk'-1

Balkanlar; 2007 yılından bu yana her zaman ilgimi çekmiştir. Söz konusu yıl içerisinde, Makedonya'nun doğusunda bulunan Valandova şehrine bağlı "Çalıklı" köyünde gerçekleştirilen; Geleneksel Hıdrellez Bahar Şenlikleri ve bu şenlikler içerisinde yer alıp b

A+A-

Balkanlar; 2007 yılından bu yana her zaman ilgimi çekmiştir. Söz konusu yıl içerisinde, Makedonya'nun doğusunda bulunan Valandova şehrine bağlı "Çalıklı" köyünde gerçekleştirilen; Geleneksel Hıdrellez Bahar Şenlikleri ve bu şenlikler içerisinde yer alıp başkent Üsküp'de organize edilen Halkbilimi Sempozyum'una ilk kez katılıp, bu yöreleri gördükten sonra Makedonya ve dolayısıyla Balkanlar'a karşı daha bir sevgi ve yakınlık duymaya başladım. Ardından tabii ki 3 kez bu yörelere dostlarımla (Mahmut İslâmoğlu, Altay Burağan, Şevket Öznur, Ejdan Sadrazam) birlikte gidip, bölgesel ve monografik çalışmalar yapıp bu materyaleri belgesel haline getirmiş ve görev aldığım BRT televizyonunda bunları yayınlamıştık. Bugün ise son bölümü BRTekranlarında yer alacak olan Kosova-Arnavutluk gezimizin "yazı dizisini" de başlatmış oluyoruz, gazetemiz YENİDÜZEN’de.

   Evet bu kez gezilerimize not düşebilmek için rotamızı, balkanlardaki Kosova ve Arnavutluk'a çeviriyoruz. Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi “Bal-Tam”'ın, 5.sini gerçekleştirecekleri Uluslararası Güneydoğu Avrupa Türkoloji Sempozyumu'na benle birlikte katılımı; halkbilimcimiz Mahmut İslâmoğlu ve araştırmacı yazar, akademisyen Şevket Öznur'la gerçekleştirirken diğer yandan da sempozyumun yapılacağı yer olan Kosova'nın Prizren Kenti içerinde ve çevresinde yer alan Tarihi ve kültürel yerler, Priştine yakınlarında bulunan ve Kosova savaşının geçtiği alanda, zafer sonrası yaralı bir Sırp asilzadesi tarafından öldürülen 1. Murat Han'ın Türbesi, Kosova'ya sınır komşularından biri olan Arnavutluk'un başkenti Tiran'a yapacağımız ziyaretler ve daha birçok şey, " Kosova-Arnavutluk" Yazıdizimizin konularını oluşturacak.

   Yolculuğumuza Ercan havalimanından başlayarak İstanbul'a transit yolcu olarak iniyoruz. Balkanlara yaptığımız tüm gezilerde KC pasaportu kullandığımızdan bu yerlere vize gerekmiyor. Buradan çıkışınızı kimlikle (KKTC) yapmışsanız, "gidiş"te İstanbul çıkışı yapıp, tekrar giriş yapıp yolunuzu “transit” olarak devam ettiremezsiniz. Ancak pasaportla (KKTC) bunu yapabilirsiniz. Fakat dönüşünüzde İstanbul'a indiğiniz zaman uzun bir bekleme süreciniz varsa, "dönüş" olduğundan burada kimlikle çıkış yapıp tekrar girip, Ercan'a dönebilirsiniz. Bu notu vermek istedim çünkü bu konuda sürekli tedirginlikler yaşıyoruz. İşi garantiye bağlamak istiyorsanız da KKTC pasaportuyla çıkın, böylece kafanız da karışmaz...

   İstanbul havalimanında pek fazla beklemeden Kosova'nın Priştina şehrine gidecek olan uçağımızın bekleme salonuna geçiyor ve saatlerimizi de unutmadan bir saat geri alıyoruz. Çünkü Kosova ile aramızda bir saatlik bir zaman farkı bulunuyor.  İstanbul-Kosova'nın Priştine Havaalanı arasındaki uçuş süremiz, Ercan-İstanbul gibi; 1 saat 15 dakika. Priştina Havaalanı’na indiğimizde, 6 derecelik soğuk bir hava karşılıyor ilkin bizleri. Nisan ayı olmasına rağmen, karla karışık yağmura doğru giden bir hava. Balkanlardaki (Üsküp havalmanı da aynı) havalimanları bizim Ercan’dan daha küçük ama Priştina havalimanının yeni projelerle geliştirilmekte olduğunugörüyoruz. AB üyeliğine soyunan Kosova’nın bu konuda yardım aldığını sanıyorum. Ayrıca para biriminin EU olduğunu para değiştirmeye girince anlıyor, biraz da kendi kendimize gülüyoruz. Çünkü 100 EU verip, geriye bir 50 ve bozukluklar alıyoruz... Evet soğuk gerçekten iliklerimize kadar işliyor ama bu durum sadece bizleri değil, Kosovalıları da şaşırtıyor çünkü, birgün öncesine kadar 20 derecelik bir hava varmıştı buralarda. Etraf yine yemyeşil, Balkanlara özgü bir  güzellik. Sempozyum organizasyonunda görevli olan Mert isimli bir kişi, bizleri karşılayıp arabasına alıyor ve sempozyumun yapılacağı Prizren kentine doğru yolculuğumuza başlıyoruz.

   Kosova da, tıpkı diğer Balkan ülkeleri gibi bizleri, doğanın tüm cömertliğiyle karşılıyor. Yeşilin alası, akar suları ve ciğerlerimize girip insanı başkalaştıran tertemiz havası... Prizren'e yaklaşık 80 kilometrelik bir yolumuz var havalmanından. Yağmur, karla karışık yağmaya başlarken bizlerin daima özlemini uyduğumuz, doğanın bembeyaz bir örtüye bürünme güzelliğine, anlaşılan ramak kalmıştı.Eski Yugoslavya'nın dağılmasıyla oluşan bu mozaikte bağımsız bir Cumhuriyet olarak yerini almaya çalışan Kosova, bir AB ülkesi olma yolunda kendini hazırlamakta. Bundan dolayı özellikle altyapı çalışmalarından EU finansmanlığını arasıra görmekteyiz. Sulu kar yağışı altında pek de rahat olmayan yollarda arabamız Prizren'e doğru yol alırken, Kosova'nın genel tarihçesi hakkında kısa bilgiler verelim sizlere.

Balkan coğrafyasının en eski halklarının yaşadığı Kosova'da 2.3 milyon nüfusla, kilometrekareye düşen insan sayısı 192. Bölge nüfusu ancak tahmini olarak verilebilmekte çünkü son sayım kayıtları ancak 1981 yılını göstermektedir. Bunun nedeni ise 1991 yılında gerçekleştirilmeye çalışılan sayımın, ülkenin içinde bulunduğu çeşitli sıkıntı ve anti demokratik yaptırımlardan dolayı burada yaşayan Arnavutların boykotuyla karşılaşmış olması. Balkanlarda önemli bir konuma sahip olan Kosova'nın başkenti, yarım milyonu geçkin nüfusu ile Priştina'dır. Diğer önemli şehirleri arasında Prizren, Cakova (Yakovo),Ferizay, İpek, Gilan ve Mitrovitsa sayılabilir. Komşuları; Sırbistan-Karadağ Devleti, Makedonya ve Arnavutluk'tur. Kosova nüfusunun %90'ından fazlası Arnavutlardan oluştuğu tahmin edilmekte. Kalan kısmın %4'lük bölümü Sırp ve Karadağlılardan, %6'sı ise Boşnak, Çingene, Türk, Mısırlı ve Goralı gruplardan oluşmaktadır. Demokrafik yapının hareketliliği-her ne kadar Kosova kadar homojen bir yapı arz etmese de- özellikle Balkanların Müslüman nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Bosna ve güneyi ile ciddi benzerlikler taşımaktadır. Ortaçağ Sırp Devletinin kurulmasıyla Kosova nüfusu'nun %90'lık bir kısmını Sırplar oluşturmuş. Bölgenin 1389 yılında Osmanlı egemenliğine geçmesiyle birlikte demografik yapının hızla değişmeye ve aynı zamanda İslâmlaşmaya başladığı görülmektedir. Bölge nüfusunun şekillenmesindeki en önemli olaylardan biri şüphesiz 17. yüzyılın sonlarındaki, 2.Viyana yenilgisi sonrası Avusturya-Macaristan Devleti'nden destek alan 30 bin Sırp ailesinin, Türklerin intikam alacağı korkusuyla bölgeyi terk etmesi ve adeta Avusturya-Macaristan'ın uç karakolları olarak sınır boylarına yerleştirilmeleri hadisesidir. Osmanlı Devleti, boşalan Sırp nüfusun yerine, bölgeye (Müslüman)Arnavutları yerleştirmişti.

 

Kosova yeniden kan’a bulanıyor:

Tıpkı Bosna'da yaşanığı gibi Kosova da kana bulanıyor 1998 yılında. Belki de bugün insan; Kosova bana neyi hatırlatıyor diye sorduğunda, yakın zamanda yaşanan savaş akla gelir öncelikle. Evet Kosova, Balkanlarda etnik çatışmanın ikincisini yaşayan ülke oluyor. 1991 yılında dağılan Yogoslavya'nın ardından sürekli bağımsızlık çalışmalarını barış içerisinde ve diyaloglarla yürüten Kosova'daki Müslümanlar ve özellikle Arnavut kökenliler, bir yandan da Sırp baskı ve dayatmalarıyla da mücadele etmeye çalışıyordu. Nihayetinde 27-28 Şubat 1998'de Sırp asker ve polislerinin Kosova'nın Drenitsa bölgesine saldırarak, onlarca Arnavut'un öldürülmesi, bölgede sıcak çatışmaların artmasına yol açtı. Nato'nun müdahalesiyle bugün artık normale dönen yaşamda, ekonomik sıkıntılar ve beraberinde getirdiği göç, Kosova için zor bir döneme damgasını vuran etkenler olmakta. 17 Şubat 2008 tarihinde ise Kosova Cumhuriyeti tek taraflı bağımsızlığını ilan ederek, yepyeni bir yolda yürümeye başlamıştır... 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1834 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler