1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KOOP SÜT NASIL ZARAR EDER?
KOOP SÜT NASIL ZARAR EDER?

KOOP SÜT NASIL ZARAR EDER?

Koop-Sen’in dün yaptığı uyarı grevinin ardından, Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak, Koop-Süt hisselerinin satışa çıkacağını açıkladı. İlk anda özelleştirilme ilanı gibi duran bu açıklamadan anlaşılan, aslında hisselerin

A+A-

 

 

Koop-Sen’in dün yaptığı uyarı grevinin ardından, Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak, Koop-Süt hisselerinin satışa çıkacağını açıkladı.

İlk anda özelleştirilme ilanı gibi duran bu açıklamadan anlaşılan, aslında hisselerin kooperatiflere açılarak, hisse artırımı ile elde edilecek gelirl mevcut borcun kapatılmaya çalışılacağı.

Koop-Sen Başkanı Mehmet Ali Güröz, sendika ve yönetim kurulunun maaşlarda da makul kesinti içeren bu formül üzerinde uzlaştıklarını anlatıyor.

Dün akşam saatlerinde yaptığımız kısa sohbette Güröz, kötünün iyisi olarak tanımladığı bu formülle, özelleştirmenin de gündemden kalktığını, bu yüzden borçların kapanması için bu satışa onay verdiklerini söylüyor.

Güröz’ün verdiği rakamlara göre, 2006 yılından bu yana Koop Süt’ün biriken borcu, 18400 TL civarında.

Hisse artırımı ile de 14800 TL gelir elde edilmesi bekleniyor.

Buna rağmen beklenen açık 9 bin civarında.

Yani Lefkoşa Belediyesi’nden çok daha iyi durumda bir yapı var aslında ortada.

Ve kesinlikle kapatılamayacak bir borç durumu da yok.

Bütün çocukluğum, babamın görevi nedeniyle bu kurum içinde geçti. Hala marketten Kooperatif ürünlerini tercih etmek gibi bir alışkanlığı koruyoruz.

İşin acı tarafı, uzun yıllar bir tekel olarak çalışan kurumun, buna rağmen zarar etmesi.

Bu tekel, yakın geçmişte özel imalatçıların piyasaya girişi ve kaldırılan süt ithalat yasağı ile kırıldı. Dahası şirket, yan ürünlerde de pazar payını kaybetti.

Güröz, aslında uzun ömürlü süt ve hellimin tek başına kar getirmediğini, ancak yoğurt, dondurma ve ayran gibi yan ürünlerle kar edilebileceğini söylüyor.

Koo-Süt yakın geçmişe kadar bu ürünlerde de pazar payını elinde tutuyordu.

Şimdi çok gerilerde kaldığını anlatıyor, Güröz.

Zaten bunu rakamsal verilerle ortaya koymanın ötesinde kolaylıkla gözlemleyebiliyorsunuz.

Nasıl bu noktaya gelindiği ise açık. Pazarlama ve üretim gailesi olmaması, en sıradan anlatımı olsa gerek.

Şu anda bu rakamlar dışında bilinmeyen başka mali sorunlar yoksa, Koop-Süt’ün borcu aşılamayacak bir borç değil.

Ama içinde bulunduğu durum, tamamen devletin kötü yönetim ve partizanlık gailelerinin bir sonucu.

Yoksa tekel halinde bir şirketin zarara geçmesi, bu kadar kapsamlı tesislere rağmen, kendini ve imalatını yenileyip, bunu pazarlyamaması başka şekilde açıklanamaz.

Piyasaya girdiği zaman benimsenen Frosty dondurmaları örneğin, sezonda olunmasına rağmen piyasada değil. Ayran ve yoğurtta pazarda neredeyse yok noktasına gelindi.

Oysa özellikle hellimi, Türkiye ve Arap ülkelerine de ihraç ediyor, Kooperatif.

Dahası, yakın geçmişe kadar bu ihracaat payında da rakipsizdi.

Şimdi özel sektörün çok gerisinde.

Üstelik Türkiye bu süreçte hellim adı altında kendi hellimini üretmeye başladı.

Örneğin, İstanbul’da tanınmış bir restorantta bir dilimine 18 TL ödediğimi gayet iyi hatırlıyorum!

Şüphesiz ki, devletin tekel yaratması, ya da özel sektörün gelişiminin önünü tıkaması, haksız rekabet sağlaması, savunulacak birşey değil.

Ama bunun ötesinde doğal rekabet koşulları içinde bu şirketlerin ayakta kalması da mümkün olabilir.

Sonuçta rekabet kaliteyi de beraberinde getiriyor.

Ancak ilginçtir, gelişmeyen demokrasilerde etik dışı rekabet, farklı sonuçlar doğuruyor. Örneğin uzun zamandır, Güney’e gayrı yasal yollarla hellim satıldığı konuşuluyor.

Kilo başı neredeyse iki kat fiyat farkı olan hellim, Güney’e gönderiliyor, orada paketlenip piyasaya sürülüyor. Hatta bu paketlemenin burada üretilen hellimlerle, Rum firmaları adına burada yapıldığı da anlatılıyor.

Böylelikle Güney’deki firma daha ucuza hellim alırken, Kuzey’deki de daha yüksek fiyata hellimini satabiliyor.

Tabii ki kayıt dışı olarak!

Uzun zamandır konuşulan bu uygulamanın doğruluğu ve kapasitesi, şüphesiz ki, denetimlerle ortaya çıkabilir.

Çok da zor değil. Üretim ve imalat rakamları bir veri olacaktır.

Bir dönem de peynir altı sularının beyaz peynir adı altında ihraç edilerek prim alındığı, daha sonra işlenmemiş ürün karşılığında buraya ürün gönderen firmanın da ayrıca prim aldığı çeşitli örnekler de konululmuştu.

Sonuçta başı boşluk ve devletin oluşturduğu güvensizliğe dayalı otoritesizlik, buna benzer daha birçok farklı örnek yaratabiliyor.

Önemli olan bunların önüne geçip, temiz bir pazar yaratabilmek.

Yoksa satmak, yok saymak çözüm değil.

Tekel durumda zarar etmek ise, normal değil.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 821 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler