1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Konstantinu : Anladım ki ırkçılığın pratikte tedavisi seyahat etmektir. Faşizmin tedavisi de okumaktır…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Konstantinu : Anladım ki ırkçılığın pratikte tedavisi seyahat etmektir. Faşizmin tedavisi de okumaktır…

A+A-

Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler…

*** ELAM’ın saldırısı ardından sosyal medyada en fazla eğitimin barışçıl hale getirilmesi tartışılıyor…

Nikos Konstantinu: “Anladım ki ırkçılığın pratikte tedavisi seyahat etmektir. Faşizmin tedavisi de okumaktır…”

ELAM’ın geçtiğimiz günlerde bazı Kıbrıslıtürkler’e yönelik saldırısı ve ardından buna alternatif olarak POFNE’nin Lefkoşa, Leymosun ve Baf’ta düzenlediği barış gösterileri ardından sosyal medyada en fazla eğitimin barışçıl hale getirilmesi tartışılıyor. FACEBOOK’ta yapılan paylaşımlardan bir derleme yaptık… Bunları yayımlamaya devam ediyoruz…

Nikos Konstantinu, FACEBOOK sayfasında şunları paylaştı:
“Kıbrıslıtürkler’e yönelik ırkçı saldırı ve gösterilerden ötürü tutuklanmış öğrenciler bana şunları hatırlattı:
16 yaşındayken kilisenin yanından her geçtiğimde, neden Vasos Lissaridis’in cumhurbaşkanı olmadığını düşünürdüm. Kendimi Yunan hissederdim.


17 yaşındayken eyleme geçmeye karar verdim. Arkadaşlarımla birlikte organize olarak Leymosun’da Müslümanlar’ın bir camisine saldırıda bulundum. Kendimi Yunan Hristiyan olarak hissediyordum.
18 yaşındayken sahneye çıktım. İsrail’de uluslar arası bir toplantıda takımımdaki bir Türk’e vurdum çünkü Türk olma cüretini göstermişti. Kendimi bir Yunan Hristiyan kahramanı olarak hissettim.
20 yaşımda seyahat etmeye başladım. İlişkiler kurdum, takıldım, Afrikalılar’la, Avrupalılar’la, Asyalılar’la, Amerikalılar’la çalıştım. Dünyalılarla…


Ayrıca okumaya başladım. Darwin’in evrim teorisini duymuştum. 24 yaşında ilk defa doğduğum yerle ilgili bir öykü okudum. Kasım 2002’ydi. Annan Planı vardı o dönem…
İşte o zaman anladım ki ırkçılığın pratikte tedavisi seyahat etmektir. Faşizmin tedavisi de okumaktır.
Sonra iki şey hakkında düşünmeye başladım. Ya 17 yaşında polis beni tutuklamış olsaydı ya da 18 yaşında kimliğimi bilseydim… Öte yandan tüm bu süreçte Kıbrıs hükümetine ait okullardan aldığım eğitimin bunda ne tür bir rol oynadığını düşündüm.


Ama bugün artık kendimle ilgili sorularım yok. Şimdiki öğrencileri merak ediyorum. Kendini kahraman hisseden, camilere saldıran, Kıbrıslıtürkler’e vuran öğrencileri… Gerçekte Kıbrıslıtürkler’e vuran kimdir? Irkçılığı kim besliyor? Öğrenciler? Yoksa öğrenciler aracılığıyla konuşan toplum mudur? Öyleyse kim sorumludur? Ve kim cezalandırılmalıdır?”
(FACEBOOK paylaşımlarından derledik…)

Bu yazı toplam 1120 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar