1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Koloş’tan hatıralar…
Koloş’tan hatıralar…

Koloş’tan hatıralar…

1974’te Piskobu’da bulunduğu mevziden “kayıp” edilen Zübeyir Hamit’in öyküsünü daha önce bu sayfalarda yayımlamıştık… Geçtiğimiz günlerde “kayıp” Zübeyir Hamit’in Bostancı’da (Zodya) yaşayan aile

A+A-

 

 

1974’te Piskobu’da bulunduğu mevziden “kayıp” edilen Zübeyir Hamit’in öyküsünü daha önce bu sayfalarda yayımlamıştık… Geçtiğimiz günlerde “kayıp” Zübeyir Hamit’in Bostancı’da (Zodya) yaşayan ailesiyle buluşarak babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı, annesi Ayşe Hamit Yıldırıcı ve kardeşi Kubilay Hamit Yıldırıcı’yla konuştuk… Bu buluşmamızın ardından Hamit Zübeyir Yıldırıcı ve Kubilay Hamit’le birlikte, Kayıplar Komitesi yetkilileri eşliğinde Piskobu’ya giderek, Kubilay Hamit’in “kayıp” edildiği mevzinin yerini bulduk, Piskobu’daki mezarlığı inceledik… Zübeyir Hamit’in sevgili babası ve kardeşi, bildiklerini, duyduklarını Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkilileriyle de paylaşarak, Piskobu’da “kayıp” edilip de bulunmamış olan tek Kıbrıslıtürk “kayıp” olan Zübeyir Hamit için geniş bir araştırma yapılmasını talep ettiler…

Edinilen bilgilere göre, Zübeyir Hamit ile Orhan İsmail aynı mevzideydiler… Bu mevziden açtıkları ateş sonucunda dört Kıbrıslırum subay ölmüştü. Kıbrıslırum askerler bu mevziye saldırırken el bombası kullanmışlardı. Orhan İsmail atılan el bombası sonucunda ölmüş, Zübeyir Hamit de yaralanmıştı. “Mevzi” dediğimiz yer aslında bir yarım inşaatın üst katıydı…

Kıbrıslırum askerler Orhan İsmail’i bulunduğu üst kattan aşağı indirerek, buraya kazdıkları bir mezara gömmüşlerdi. Ancak Zübeyir Hamit yaralı olduğu için askeri bir cipe konularak hastaneye götürülme gerekçesiyle oradan alınıp götürülmüştü… O günden beridir de Zübeyir Hamit “kayıp”tır…

Zübeyir  Hamit’in babası da, annesi de Koloşlu (Kollosi) idi… Hamit Zübeyir Yıldırıcı şimdi 85 yaşında ancak o bölgenin canlı bir tarih kitabı gibi… Bize Koloş’ta geçen günlerini, Fasur çiftliğinde yıllarca çalışmasını, Koloşlu Polikarpu’nun Mağusa limanında bazı Kıbrıslıtürkler tarafından şişlenerek öldürülmesinden sonra, adamın kardeşlerinin ricası üzerine Maraş’a giderek Polikarpu’nun cenazesini alıp Koloş’a nasıl getirdiğini anlattı… Hamit Zübeyir Yıldırıcı, Polikarpu’nun cenaze törenine de katılmıştı… “Teşkilat”tan bir emir üzerine Ocak 1964’te Koloş’tan Piskobu’ya göç edişlerini anlattı Hamit Zübeyir Yıldırıcı – köyün teşkilat başkanı Mustafa Kombos’un Kıbrıslırumlar tarafından tutuklanıp Leymosun’a götürülmesi üzerine, Hamit Zübeyir Yıldırıcı da Piskobulu dört Kıbrıslırum’u kaçırarak hamama kapatmış ve Kombos’a karşılık bu Kıbrıslırumlar’ı takas edeceğini duyurmuştu. Takas gerçekten gerçekleşmişti fakat ondan sonra MAHİ gazetesi Hamit Zübeyir Yıldırıcı aleyhine “Baş terörist” diyerek  yayınlar yapmaya başlamıştı… Sonra da Fasur çiftliğinde çalışırken iki tetikçi Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yı öldürmeye çalışmış, dört kurşunla ağır yaralamıştı… Hamit Zübeyir Yıldırıcı bu saldırıdan sağ kurtulmuş, elini kaybetmekten onu bir İngiliz doctor kurtarmıştı üsler hastanesindeki zorlu ameliyatta… Hamit Zübeyir Yıldırıcı, yine de Kıbrıslıtürk makamlar tarafından hiçbir zaman “gazi” sayılmamıştı!

Ailesi bana “kayıp” Zübeyir Hamit’i de anlattı…

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımız şöyle:

 

SORU: Hamit Zübeyir Yıldırıcı…Kaç yaşındasın?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: 85 yaşındayım…

 

SORU: Koloş (Kollosi) doğumlusun…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet… Babamın adı Zübeyir Mehmet Bafidi, annemin Cihan Abbas Polemityalı. Annem Polemityalı’ydı, babam Koloş’ta büyüdü… Kukla’dan geldi dedem Koloş’a…

 

SORU: Baban ne iş yapardı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Babam çobandı. 40-50 sene da muhtarlık yaptı Koloş’ta.

 

SORU: Koloş karma bir köydü…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet, karmaydı. Nüfus 700 Rumlar’dı, 150 da Türkler…

 

SORU: Siz kaç kardeştiniz?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Biz altı kardeştik. Babam başka kadın aldıydı, annemi almadan, iki evlat da ettiydi ondan. Onlar da kardeşim sayılır, değil mi? Ziya Zübeyir, Mevlid Zübeyir… Babamdan evvel annem başkasıyla evliydi, iki evlat da annem ettiydi ondan. İbrahim Ramadan ve Ayşe Ramadan, o da Araplar’da evliydi, öldü Ürdün’de.

Bir da beni etti annem… Babam ölünca, annem aldı başka koca Koloş’ta…

 

SORU: Vallahi yaşaycak kadındı ha…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet! Etti dört tane evlat da ondan… Kadriye Mehmet, Neriman Mehmet, Hüseyin Mehmet, bir da Fikriye Mehmet. Üçü vefat etti. Bir kızkardeşim vardır Paşaköy’de (Aşşa), o sağdır. En ufağımızdı o…

 

SORU: Annen Polemitya’dan gelin mi geldiydi Koloş’a?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet… Gelin geldiydi…

 

SORU: Koloş nasıl bir köydü? Neyle uğraşırdı insanlar?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Vallahi çobancılık, rençbercilik, çiftlikler vardı orada, Fasur (Fassouri) çiftliği, Asomato… Zagaci’ye giderlerdi, işlerlerdi. Hep bahçe işleri yani…

 

SORU: Fasur çiftliğinde ne vardı? Narenciye miydi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Hep narenciye ve bağ…

 

SORU: Çünkü şarap bölgesidir Leymosun yöresi…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yahudilerin idi o çiftlik. Onlar sultani ekerdi, rozaki ekerdi… Yani masa üzümü, beyaz öyle iri taneli masa üzümü. Sultaniyi işlerlerdi, yaparlardı verigonun tanesi kadar… “Thompson” yaparlardı. Özel ürün yaparlardı. Yahudi’ydi sahibi Fasur çiftliğinin…

 

SORU: Mesela kaç kişi çalışırdı Fasur’da?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Vallahi devamlı işleyenler benim zamanımda 300 kişiydi… Ama kesim zamanı, portokal zamanı, Leymosun, İpsona, Koloş, Trahona, Asomato, Piskobu, Erimi, Kandu, Baf’tan getirirlerdi ırgat. Da işlerlerdi… 1,500’e kadar çıkardı ırgat sayısı günde.

 

SORU: Demek ki çok büyüktü… Sen Koloş’ta büyüdün…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet…

 

SORU: Büyürken nasıl bir köydü? Siz nasıl bir aileydiniz? Orta halli mi, yoksul mu, nasıl bir aileydi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Vallahi bizim ailemiz çoban idi. Benim babamın 2 bin tane keçisi vardı, varıdı 7-8 tane hizmetkarı o şu ki beklerdi keçileri, 5-6 tane da kadın hizmetkar vardı, onlar da südü hellim yaparlardı… Babam gitmezdi ya davara, giderdi Leymosun’a o, götürürdü hellim, nor, onu bunu da satardı. Ben büyüdüm, Fasur’a gittim, Fasur’da başladım işlemeye… 12 yaşında direk Fasur’a işlemeye gittim. Koloş’ta ilkokul vardı… Fasur’da ırgatçılık yapardık. Ben ufağıdım, giderdim kadınlarla, ergasto toplarlardı, çapalarlardı, ben da toplardım, getirirdim yığın ederdim bir yere. Kuruduktan kerli yakardık kendilerini… Ondan sonra işledim namıslı, terbiyeli, Yahudi sevdi beni… Ebistat olduydum. Yahudi’nin adı İslonim idi. O da genç geldi ve Fasur’u kurduydu, 22 yaşında geldiydi, bekar geldi, ondan sonra gitti İsrail’e evlendi, aldı bir kadın, getirdi. Çok güzel kadın… Kıbrıs’ta öyle güzel kadın görmedim ben… Ne ciralarda, ne Türkler’de… Devam ettim ta 74’e kadar işledim orada.

 

SORU: Eşiniz Ayşe Hanım nerelidir?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Ayşe Hanım da Koloşlu’dur. Kaynanamınan iki kardeş evladıyık. Kaynanamın babası hem benim babam kardeştir. Akrabamızdır, yeğenik, istedim ve verdiler. 1946’da evlendiydik… Henüz bittiydi savaş…

 

SORU: İkinci Dünya Savaşı’nda naptıydınız?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Gene işlerdik, işler da azaldıydı, çevirdiler bizi haftalığa… Bir hafta ben giderdim farzet, bir hafta başkası, bir hafta başkası giderdi. Açıldı bir iş Ağrotur’da, şimdi uçakalanı var ya Ağrotur’da, İngiliz üslerinde… Geldi bir çavuş, number one… Geldi köye, biz da köydeydik, mahalledeydik, geldi ırgat arardı, kum torbaları doldururlardı, mevzi yaparlardı İngilizler Ağrotur’da… Geldi ırgat istedi, “Giderim ben da çavuş” dedim kendine. Der bana “Ufaksın be da yapamayacan…”

Derim kendine “Daha kolay bir iş varsa, koy beni… Madem Türk’sün” dedim kendine… “Number One” dememin nedeni, birinci şu asker yazıldıydı ondan… Der bana “Gelesin, testi varısa, bir testi al da gel, suvaran ırgatları, getireceyik depoyu oraya, açacan çeşmeyi dolsun testi, götür suvar ırgatları…”

13 yaşındaydım bir şey… Gittim, işledim altı ay onda. Altı aydan sonra gittik gene Fasur’a…

 

SORU: Ebistat olduğunda, Rum-Türk karışık işlerlerdi…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet, karışık işlerdik. Evlerimiz da köyde, bir Türk eviydi, bir Rum evi, öyle… Ayrı değildik…

 

SORU: 55’lerde EOKA kurulduğunda bir şey oldu muydu sizin köyde? Veya Fasur’da…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Bizim köyde oldu… Gelirdi Rumlar, Rum okulu vardı ya, İngiliz devriydi o zaman, okulun üstünde İngiliz bayrağı asılıydı, öyleydi kanun, bizim okulda da İngiliz bayrağı asardık. Rumlar gece indirirlerdi İngiliz bayrağını, çekerlerdi Rum bayrağını… Gelirdi İngilizler, indirirlerdi Rum bayrağını, çekerlerdi İngiliz bayrağını… Ertesi gece gene… Bu defa sinir harbi oldu köyde… Geldi İngilizler bir gün öyle ikindin 4.30-5 sularında, mevzilendiler. Çekecekler İngiliz bayrağını, indirecekler Rum bayrağını… Geldiler, ben da gelirim işten ama şöförcülük da alıştıydım da getirirdim şirketin arabasıynan ırgatları köye… Sabahtan da götürürdüm işe. Alırdım üç lira da ayda ekstra onun için. Geldim, indirdim ırgatları, bir Rum evinde garaj vardı, gittim arabayı koyum garaja… Öderdi Yahudi bu Rum’a garaj kirasını… Korduk arabayı… Gelirkana bakarım İngilizler mevzilendiler okulun havlusunda… Köylüler hücum etti, Rumlar, kadın, çocuk herkes hücum etti İngilizler’in üstüne, İngilizler ateş açtı, bir kıççaaz yaralandı. Bir oğlan da 20-25 yaşlarında, öldü. Geldiydi bisikletinan bu, bisikletnan gelirken ateş açtılar kendine, düştü, öldü.

Şimdi bayrağı kim çeker gece? Amcam varıdı Yunus, o destebanıdı. Birkaç kişiye dava açtı polis da gidecekler mahkemeye şimdi, onlar şu çekerdi bayrağı. E kimdir şahit? Kimdir şahit? Şahit kimdir? Derler Yunus’tur şahit. Halbuki aslı astarı yok ha, öyle bir şey yok, Yunus şahitçilik gitmeycek yapsın. Öyle bir şey yok. Bunlar kumpas kurdular, öldürsüler kendini ki gitmesin. Geldiler kahvede otururkana, gece öyle saat 8-9 sularında, geldi üç kişi, vurdular kendini. İlk şehidimiz o oldu… Yunus Hüseyin… 1956 senesiydi… Vurdular kendini, aldılar götürdüler kendini Limasol’da hastaneye…

 

SORU: Belki da İngilizler mahsus öyle sızdırdıydı kendilerine…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Birisi münafıkladı… Birisi münafıkladı… Gittik ertesi günü, aldık, gömdük kendini… O oldu yani… Ondan sonra devam etti, kuruldu Cumhuriyet.

 

SORU: Ona geçmeden önce sana Koloşlu Polikarpu’yu soracaktım… Şu Mağusa limanında bazı Kıbrıslıtürkler tarafından öldürüldüydü… O da aynı sene miydi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yok, daha sonraydı o… 58’lerde zannedersam. Andonis Polikarpu idi tam adı… Bu adam Mağusa Limanı’nda işlerdi ve Mağusa Limanı Türkler’in bölgesinde olduğu için, daima tercih ederdi da işçi alırdı Türkler’den. Türkler’e çok yardımı dokunurdu Mağusa’da, ama geldi artık biçime, öldürdüler kendisini. Şişledilerdi kendini…

 

SORU: Sen gidip aldıydın naaşını…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Şimdi kardeşi vardı bunun, “Ölürsam bir zaman” dediydi kardeşine, “beni köyüme getirin, gömün, Koloş’a…”

Andonis Polikarpu Koloşlu’ydu ama Maraş’ta kalırdı, oraya evlendiydi zaten. Genç zamanında evlendi oraya…

 

SORU: Vasiyetiydi köyüne gömülsün…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Vasiyet ettiydi getirsinler kendini, köyüne gömsünler. Şimdi kardeşleri vardı, işlerdi biziminan. Çağırdılar bana, “Hamit…”

“Ne var?”

“Getirecen bizi, bizim arabaynan, götüren bizi Mağusa’ya, alalım gardaşımı da getirelim buraya da gömelim…”

Derim kendilerine “Siz yerimde olsanız, gidersiniz?”

Rumca’yı da bilirim Urum’dan fazla konuşmayı… Urum’u Urum ederim konuşmada…

Dedi bana “Gidecen, hiçbiri anlamaz seni, gideceyik, bir şey da söylerlersa sen aldırma…”

Ahbaplarımıdı da, işlerdik beraber senelerinan… Biri Blado Polikarpu, biri Mihalis Polikarpu, obiri da Leori Gursaro… Soyadı varıdı onun Gursaro…

Dedim “Hade be gidecem da ne olursa olsun!”

 

SORU: Neçin yani isterlerdi seni gidesin?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Süremezlerdi araba, marazlıydılar… Ağlarlar, süremezler araba… “Yapacam be size bu iyiliği” dedim. “Da ne gelirsa hocaya, gelsin popaza da!”

 

SORU: Gittiniz, limanda mıydı ölüsü?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yok, evindeydi… Aldılar kendini, evine götürdüler. Ama iki tane oğlu varıdı, ejderha… Bunların sinamaları vardı Maraş’ta, kendi malları…

 

SORU: Benzin istasyonları da varıdı galiba…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Benzin istasyonlarını bilmem ama sinamaları olduğunu bilirim. Oğlularının adını hatırlamam… Evleri Maraş’taydı. Gittik, bu mahalleye bük, ora bük, gittik evine. Ağlayan ağlayana… Oğluları söverdi, “Deli Turko” da falan filan… Bilmezlerdi benim Türk olduğumu. Aldık kendini, geldik. Biz önünde, ölü arabası da arkada… Geldik köye… Oğluları da geldi, karısı da geldi, kızı varıdı, kızları da geldi. Geldiler, gömdüler. Gittim mezarlığa da ben yani… O şey da geçti… Bir şey olmadı… Geldik, gömdüler kendini, onlar evlerine, biz evimize…

 

SORU: TMT var mıydı sizin köyde?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: TMT varıdı, hem TMT başkanı da ben idim!

 

SORU: Maşallah! TMT başkanı gitti Polikarpular’ın evine!

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Teşkilat başkanı ben idim! Çağrıldım Limasol’a bir gün, oradaki Sancaktar dedi bana “Seni alacayık Teşkilat’a” dedi. Dedim “Tamam…”

Zaten “Gençlik Teşkilatı” kurulduydu, ben birinciydim onların içinde. Giderdik Lefkoşa’ya toplantılara. Denktaş…Türkiye’den o zaman kısa boylu Celal Hordan geldiydi…

 

SORU: Topladı paraları kaçtı derler…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Doğrudur… Bir hayle da kıçaaz şeyetti, bıraktı kaçtı… Kaç tane kıçaaz şeyetti bu adam… “Gençlik Teşkilatı” kurdu güya… Mapıs gitti Türkiye’de, tuttular kendini onda… Cezasını çekti…

Yani ben “Teşkilat” başkanıydım. Der bana Sancaktar “İsten dört kişi daha…Ama namıslı terbiyeli olsunlar” dedi, “mınafık olmasınlar” dedi. “Yollaycan kendilerini Limasol’a da yemin ettirecem kendilerini” dedi. Yolladım yani dört kişi… O zaman Sancaktar Eftal Bey idi, ondan sonra Saci Bey geldi, üç-dört tane daha Sancaktar geldi… Yolladım onları da, silah verdiler bize, köye getirdiler, dutardım evde ben bu silahları…

 

SORU: Ne verdiydiler?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Piyade verdilerdi hem Tomson, hem tabanca. Bunları da aldıydım Polemitya’dan, oraya yolladılardı beni, ondaki “Teşkilat”tan aldıydım. Biz bağlıydık Kandu’ya… Oradaki “Teşkilat” başkanı da rahmetli Hüseyin Bey’di, Kandulu…

 

SORU: Ondan sonra 1960’ta kuruldu Cumhuriyet. Cumhuriyet kurulunca ne olduydu? Biraz umut geldi miydi yoksa gene “Teşkilat” hazırlanır mıydı savaşsın?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yok, Cumhuriyet kurulunca gene yeraltı teşkilatı devam ederdi… Hiçbirşey fark etmedi…

 

SORU: Çünkü iki tarafın da niyeti yoktu yaşatsınlar Cumhuriyet’i…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Cumhuriyet kurulunca EOKA’cılar açıkladılar, eskiden EOKA zamanı her köyde 5-6 kişi vardı EOKA lideri, bunların isimleri vardı… Sonunda şu kuruldu Cumhuriyet, açıkladılar isimlerini… E o zaman çıktıydı meydana, kimler idi köyde.. E derler bana, “Sizin duyardık TMT’niz vardır, kimleridi be Koloş’ta?” derler bana. Ben “Vallahi biz hiçbirşey bilmeyik, öyle bir şey yoktur, biri bir şey demedi bize” derim… “Hani, gördünüz mü siz TMT ya silah ya bir şey? Aha ben sizininan beraber gittim Mağusa’ya da ölü getirdim o şu öldürdüler kendini Türkler” derim kendilerine… “Ben hiçbirşey bilmem…”

Ondan sonra, Cumhuriyet’ten sonra oldu 63 olayları.. Bu defa Sancaktar çağırır bize, der “Gel da isterim seni…”

Gittim. “Ne var komutanım?”

Der bana “Yarın köylüler lazım köyden kaçsın…”

“E nere gideceyik?”

Dedi bana “Yollaycayık size kamyon, bir 20 tane kamyon, bir günde hepsiniz taşınacaksınız Piskobu’ya…”

 

SORU: Göçmen edecekler sizi…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Göçmen edecekler…

 

SORU: Köyde madem bir şey olmadı, nestellerdi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: İşte sen da söyle… Herhalde Sancaktar bilir bir şeyler…

 

SORU: Yoksa göçmen sorunu, kanton yaratmak isterlerdi o zaman…

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Dur göresin arkası ne olacak… Dedim kendine “Vallahi komutanım, herkesin zeytinler ağaçların üstünde… Davarları var, ben ikna edemeyecem köylüyü…”

Dedi “Ne olacak?”

Dedim “Yolla başka yerden bir-iki kişi, ben çağırayım kendilerini bir yere, konuşsun… İkna edecen köylüyü” dedim, “Ben ikna edemem köylüyü…”

Esasında köylüler haklıydılar… Kimisinin davarı varıdı, kimisinin zeytini üstündeydi… Ben muhtarıdım… “Tamam” dedi, yolladı iki kişi, geldi, çağırdım köylülere, erkeklere yani…

 

 

DEVAM EDECEK

 

 

 

 

Bu haber toplam 1059 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler