1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kolejlerde Kimler Okuyacak?
Kolejlerde Kimler Okuyacak?

Kolejlerde Kimler Okuyacak?

Geçtiğimiz haftanın eğitim gündeminde, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kemal Dürüst’ün; Kolejlerin sadece GSI A-Level sınıfları, ÖSS sınıfların da “düz liselerde” olacağı açıklaması çok tartışıldı… Kolejleri, sadece A-L

A+A-

 

 

Geçtiğimiz haftanın eğitim gündeminde, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kemal Dürüst’ün; Kolejlerin sadece GSI  A-Level sınıfları, ÖSS sınıfların  da “düz liselerde” olacağı açıklaması çok tartışıldı… Kolejleri, sadece A-Level programı içeren okullar haline dönüştürmek yabana atılmaması gereken bir uygulama…

 

Zaten ülkemizdeki kolejlerin tarihsel gelişimine ve misyonunu bakılacak olunursa, özellikle İngiliz kültürüne ait değerlerle ve başta İngiltere olmak üzere Türkiye dışındaki ülkelerdeki eğitim dili İngilizce olan üniversitelere öğrenci yetiştirmek olduğunu görülür…

 

Öte yandan A-Level dışındaki, eski adıyla ÖSS şimdiki adıyla YGS sınıflarının kolejlerde yer alması, ön koşul bilgileri daha iyi durumda olan tüm öğrencilerin kolejlerde toplanmasına ve kolejler ile diğer liseler arasında ciddi bir düzey farkının yaratılmasına neden olduğu aşikar…

 

Bütün bunlar, başta da söylediğim gibi kolejlerde sadece A-Level programlarının okutulması uygulaması dikkatle takip edilmeli…

 

Peki, ama durum gerçekten öyle olacak mı? Ya da gerçekten de söylendiği gibi kolejlerin sadece A-Level programını içermesi sağlanacak mı? Açıkçası bu anlamda hiçbir adım yok…

 

Dahası diğer birçok uygulama kolejlerde “sadece GSE-A-Level” programlarının uygulanmasını ortadan kaldıracak nitelikte… Örneğin; bu programın geliştirmesinde ön adım olarak sayılabilecek IGCSE programı, Güzelyurt Türk Maarif Koleji’nde kapatıldı… Lefkoşa dışındaki diğer kolejlerde ise bu programın verimli olarak uygulandığını da söylemek çok zor… Lafın özü, şu an için A-Level programı sadece Lefkoşa Türk Maarif Koleji’nde var ve diğer kolejlerde de açılması yönünde her hangi bir uygulama yok…

 

Ancak düşünülen bu uygulamada yanıtlanması gereken önemli bir soru daha var… Bir an için kolejlerde sadece A-Level programı olduğunu düşünelim… İyi de bu programı hangi öğrenciler okuyacak? Ve bu öğrenciler kolejlere hangi yaşta ve nasıl girecekler?

 

Yani şimdi olduğu gibi 5. sınıfın sonunda yani 11 yaşındaki çocuğu “A-Level” programı okumak isteyip-istemediği mi sorulacak? Ya da 11 yaşındaki çocuktan bu soruya anlamlı ve bilinçli yanıt vermesi mi beklenecek?

 

Öte yandan bu programa 8. sınıf sonrasındaki çocukların kabul edilmesi uygun görülmüyorsa neden Bülent Ecevit Anadolu Lisesi’nde IGCSE programına öğrenci kabul ediliyor…

 

Özetin özeti; ortada bir söylem var ama bu söylem nasıl, ne zaman ve ne şekilde yaşam bulacak sorularına yanıt yok…

 

 

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

En Büyük Eksiğimiz “Tam Gün Eğitim” Mi?

 

Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kemal Dürüst’ün basına yansıyan “en büyük eksimizin tam gün eğitim” ifadesi de tartışma yaratan bir başka gündemdi…

 

Gerçekten öyle mi? Yani eğitimdeki en büyük eksikliğimiz tam gün eğitim mi? Eğer durum gerçekten öyle ise aşağıdaki eksiklikler bizim eğitim sistemimizde olmasa gerek…

 

Okullarımızın alt yapı eksikliler…

İlahiyat fakültesi, külliye tartışmaları…

Eksik öğretmen, eksik ders kitabı, eksik öğretim programı…

Okullardaki alanlar ve branş öğretmenleri arasındaki adaletsiz ders yükleri…

Diplomalı işsiz öğretmenlerin her geçen yıl katlanarak artması… Onların yerine öğretmen niteliği taşımadığı halde siyasi yakınların okullarda görev alması…

Okulların kendi kaderine terk edilerek, okul müdürlerinin sorunları çözmek adına kendi yağı ile kendi ciğerini kavuruyor olmaları…

Bakanlık merkezinde daireler arasındaki koordinasyonsuzluğun diz boyu olması…

Öğretmeni yönlendiremeyen, ona destek olmayan denetim uygulamaları…

Plansız, programsız, günü birlik ve rastgele alınana yönetim kararları…

Öğretmenlerin ihtiyaçlarına dönük olmayan, onların gelişimlerini sağlamayan, profesyonellikten uzak hizmet içi eğitim faaliyetleri…

Her hafta burs almaya hak kazandıklarını açıkladığımız onca üniversite öğrencisine rağmen, son dönemde henüz kimsenin bursunun ödenmemiş olması…

Etkin, verimli ve nitelikli bir eğitim sistemimizin olmaması…

Eğitim uygulamalarımızın; çocuklarımıza ezberlemeyi öğretmenin dışında, düşünmeyi, yaratıcılığı, olumlu tutum geliştirmeyi, yerel ve evrensel değerleri kazandırmada yetersiz olması…

 

Bütün bu eksiklikler tam olduğunda, “tam gün eğitim” en büyük eksiğimiz olabilir…

 

 

 

BURAYA DİKKAT

 

Kuzey Kıbrıs’ın Uluslararası Eğitim Kongresi

KEAB (Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği), 6 – 9 Aralık 2012 tarihleri arasında Birinci Kıbrıs Uluslararası Eğitim Araştırmaları Kongresi’ni gerçekleştiriyor.

 

Girne Acapulco Hotel’de gerçekleştirilecek kongre çok sayıda eğitim araştırmacısı ve bilim insanın katılması bekleniyor. Eğitim bilimlerinin tüm alanlarındaki yeni bilgi ve düşünceler ile son yıllarda yapılan araştırma bulgularının tartışılıp paylaşılacağı kongrenin ana temasını “Eğitimde Disiplinlerarası Çalışmalar ve Yeni Yaklaşımlar”…

 

KEAB’ dan yapılan açıklamaya göre kongrede çeşitli bilimsel ve sosyal etkinliklerle zenginleştirilecek ve katılımcılara bilimsel bir şölen yaşatılması amaçlanmakta. Bu bağlamda, eğitim bilimleri alanında uzman kişilerin özel sunumlarına, belli sorunların ele alındığı panellere, özel konulardaki çalıştaylara yer verilecektir. Her alan ve kademedeki tüm eğitimcilerin katılabileceği Prof Dr. Ali Yıldırım’ın “Eğitim Araştırmalarında Nitel Veri Analizi”, Prof. Dr. Ivor F. Goodson’un “Çağdaş Eğitim Araştırmalarında Anlatı Yöntemi”, Prof. Dr. Tony Bush’un “21 Yüzyıl Okul Liderliği”, Prof. Dr. Esra Ömeroğlu, Doç. Dr. Yasemin Aydoğan ve Yrd. Doç. Dr. Arzu Özyürek tarafından “Temel Eğitim Döneminde Problem Çözme Becerilerinin Desteklenmesi” çalıştayları kongre kapsamında organize edilecektir.

 

Kongre ve çalıştaylar hakkında detaylı bilgi www.keabcongress.com web adresinden elde edilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1164 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler