1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KOHLBERG VE AHLAKİ GELİŞİM
KOHLBERG VE AHLAKİ GELİŞİM

KOHLBERG VE AHLAKİ GELİŞİM

Ayşe BAŞEL: Ahlak gelişimi, bilişsel gelişime paralel olarak ve dönemler halinde yapılandırılan bir süreçtir. Kohlberg, kuramında ahlak gelişiminin üç büyük düzey ve bunların içinde alt evreler halinde oluştuğunu belirtir

A+A-

 

 

 

Ayşe BAŞEL

 

Ahlak gelişimi, bilişsel gelişime paralel olarak ve dönemler halinde yapılandırılan bir süreçtir. Kohlberg, kuramında ahlak gelişiminin üç büyük düzey ve bunların içinde alt evreler halinde oluştuğunu belirtir. Kohlberg’e göre kişinin ahlaki gelişim açısından içinde bulunduğu düzeyi belirlemek için, bir sorunla karşılaştığında bu soruna bulduğu çözümle veya sergilediği davranış ile değil de, çözüme varırken veya o davranışa yönelirken başvurduğu akıl yürütme (muhakeme) süreci çok daha fazla önem taşır.

Kohlberg’e göre ahlak gelişiminin aşamaları tüm kültürlerde aynı sırayı izleyen evrensel özellikler taşır. Bu kuram, kişilerin içerisinde bulundukları ahlaki gelişim düzeyini değerlendirebilme özelliğine sahip olmasının yanında aynı zamanda toplumların içerisinde bulundukları olgunlaşma ve ahlak gelişimi sürecine de ışık tutabilecek nitelikte bir kuramdır. Ahlak gelişimi olgunlaşma süreci ile yakından ilgilidir. Yaş, tek başına ahlak gelişimini belirleyen bir unsur olmayıp, bireyin bilişsel anlamda hazır olmasını ve yeterince olgunlaşmasını belirlemede bir araçtır. Zekâ ise, Piaget’nin kuramında olduğu gibi Kohlberg için de, değerlendirilen sosyal davranışların arka planında yer alarak işlevde bulunur. Bilişsel gelişimine paralel olarak birey üst düzeylere çıktıkça, giderek daha karmaşık, daha çok boyutlu, yani daha üst düzeyde ahlaki yargılarda bulunur.

 

EVRELER

Kohlberg’in kuramının ilk evresindeki dönemlere göre, otoriteye mutlak uyum sözkonusudur. Bir davranış ceza alıyorsa yanlış, ceza almıyorsa doğru bir davranıştır. Fakat bu noktada çok ilginç bir durum daha var ki, bireyin bu davranış örüntüsünü seçme noktasında ‘eğer kuralları koyan/kontrol eden otorite(ler) yoksa kurallara uymak zorunda değilim’ diye de bir mantık geliştirmesi sözkonusudur. Kısacası doğru ve yanlış davranışın ya da kuralların benimsenmesi içselleştirilmiş bir süreç değildir bu evrede ve kişi sadece negatif bir sonuca/davranışa maruz kalmamak adına doğru davranışı yerine getirir. Yine aynı dönem içerisinde ilerleyen süreçte kuralları algılama şekli biraz daha değişerek sürece çıkarcı davranış egemen olur ve kişi kurallara ihtiyacı karşılandığı kadar uyar. İkinci evrede ise daha somut düşünebilme hakim olur ve davranış geliştirilirken o davranışın toplum düzenine nasıl etki ettiği düşünülmeye başlanır. Kişinin kendisinin içerisinde olduğu grubun dışındaki diğer grupların görüş ve gereksinimleri de kişi tarafından dikkate alınmaya başlanır. Ve kişi tamamen grup tarafından kabul görebilmek üzere kurallar sistemini benimser ve tüm bunlar çerçevesinde davranış geliştirir. Bu dönemde empatik düşünme becerisi kazanılır. Kısacası bu seviyede, kişinin algısında sosyal çevrenin onay verdiği davranışlar doğrudur, onaylanmayan davranışlar ise yanlıştır. Bu seviyenin ilerleyen sürecinde kurallar kişi için daha da evrensel bir boyut alır ve ‘eğer kurallar varsa bunlara herkes uymalıdır’ felsefesi giderek benimsenmeye ve kişi giderek daha soyut ve daha evrensel boyutta düşünebilmeye başlar. Ve son dönemde tam olarak soyut ve evrensel değerlendirmeler yapabilme yetisi kazanılarak, var olan ve uymak zorunda olduğumuz kurallar farklı boyutları ile sorgulanmaya başlanır. Kuralların zaman içerisinde toplum yararına değişebileceği ilkesi benimsenir ve kişi kendi bireysel hak ve özgürlüklerini doğru şekilde sorgulamalar yaparak edindikten, benimsedikten sonra artık sıra evrensel olan hak, özgürlük ve kuralların arayışına ve sorgusuna gelmiştir. Şunu da belirmemiz gerek sanırım, Kohlberg’e göre herkes ahlaki gelişim sürecinde bu evreye geçebilecek olgunluğa ve muhakeme yetisine sahip olamaz.

 

SEVİYEMİZ

Şimdi sıra geldi analiz etmeye. Biz toplum olarak maalesef 1 evreden öteye geçemedik henüz. Sonraki süreçte de kısa zamanda bu uzun yolu katedebileceğimizi düşünmüyorum. Toplum olarak varolan hiçbirşeyi sorgulamıyoruz maalesef. Toplum olarak diyorum çünkü toplumun içerisindeki küçük bir kesimin bunu yapıyor olması maalesef birşeyleri değiştiremiyor. Hepimiz bunu yaşayarak, birebir deneyimleyerek gözlemleyebiliyoruz. Yani, maalesef istisnalar birleşip kaideyi bozamıyorlar anlayacağınız. 1. seviyede olmamızın birçok haklı nedeni olduğunun söylendiğini duyar gibi oluyorum. Sebep her ne olursa olsun eğer bu sebeplerin farkındaysak bu aksine değişim, ve gelişim için bir motivasyon aracı olarak kullanılabilmeliydi diye düşünüyorum. Bir bakın halimize, 7’den 70’e herkese, kuralları koyanlar ortalarda değiller ise her hakkı bizim sanıyoruz, kuralları hiçesayabilme hakkını kendimizde görüyoruz. Ki bu kuram çerçevesinde bu davranış aslında çocukluk döneminin ahlaki gelişim sürecine ilişkin bir davranış örüntüsü olarak sayılmaktadır. Polis yoksa trafikte, toplumda, her yerde istediğimiz gibi kuralları ihlal edip suç işleyebiliyoruz. Doğru ve yanlış davranış hususunda dış güdümlü otorite var hepimizde. Sadece bir cezaya (kötü davranışa/kötü muameleye) maruz kalmamak için kurallara uyup sözümona ‘doğru’ davranıyoruz. İlişkilerimiz çıkara dayalı ilişkiler mesela, işimize gelen noktaları benimseyip işimize gelmeyenlere uymuyoruz. Örneğin, çok milliyetçiyiz, vatanımızı çok seviyoruz, ülkemize aşığız fakat vergi kaçakçılığı yapabiliyoruz ya da çevreyi kirletebiliyoruz, çevreye her türlü zararı verebiliyoruz, bazı yerlerdeki tanıdıklarımız sayesinde başkalarının sırasını, hakkını gasp ederek haksız birçok şey elde edebiliyoruz. Bir konuda başımıza gelen kötü bir durum yoksa eğer başkalarının o durum karşısında verdiği savaşa değil destek olmak bizim başımıza gelmediği için köstek bile olabiliyoruz. Çünkü biri bize garanti verdi ya o duruma asla düşmeyeceğimizi (!). Örneğin, ‘yetkili’ koltuklarında oturanlar, çocuk hakları, kadın hakları, trafikteki sorunlar, bağımlılık oranları ve tüm bunlarla ilgili alınması gereken yöntemlerden hiç bahsetmiyorlar çünkü onların böyle sorunları yok. Sorunu olanlar düşünsünler ve ne yaparlarsa da yapsınlar. Çünkü onlar ne isterlerse yapıyorlar. Evrensel haklarımız mı? Ne evreni? Ne hakkı? Bi-haberiz onlardan.

Ben mi karamsarım bilemiyorum ama, bu durumun bir adım ötesine gidebileceğimize dair pek bir umudum yok. Siz ne düşünüyorsunuz? Ahlak gelişiminden sizce de sınıfta kalmadık mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 731 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler