1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KKTC’yi tanıtacaklar
KKTC’yi tanıtacaklar

KKTC’yi tanıtacaklar

Cenevre öncesi kimi ‘KKTC’yi yaşatmacı ve tanıtmacı’lar ses vermeye başladı. Her dönemde bu işleri farklı isimlere yaptırsalar da, merkez aynı merkez… ‘Tek sesli koro’ gibi aynı notadan, aynı tınıdan, aynı akorttan, ayn

A+A-


KKTC’yi tanıtacaklar

Cenevre öncesi kimi ‘KKTC’yi yaşatmacı ve tanıtmacı’lar ses vermeye başladı.
Her dönemde bu işleri farklı isimlere yaptırsalar da, merkez aynı merkez…
‘Tek sesli koro’ gibi aynı notadan, aynı tınıdan, aynı akorttan, aynı tondan çıkar sesler…
Egemenliğimiz…
Toprağımız…
Askerimiz…
Garantilerimiz…
Vatanımız…
Milletimiz…
Anavatanımız…
Retorik ve içerik üç aşağı beş yukarı değişmez.
İçinde mutlaka ‘dış düşman’ da vardır, ‘iç düşman’ da…
Dış düşman malum: Türkler dışında herkes düşmandır!..
Zira ‘domuzdan post, gavurdan dost olmaz.’
İçteki düşmanlar ise zaman ve zemine göre çeşitlendirilse de, özünde aynıdır: Kıbrıs’ta çözüm isteyen herkes!..
**
Cenevre öncesi Cumhurbaşkanı Eroğlu’na destek vermiş güya ‘KKTC’yi yaşatmacı ve tanıtmacı’ iki dernek…
Verilen mesaja bakınca, destekle alakası olmadığı anlaşılıyor hemen…
Aksine, Eroğlu’na “Bir an önce o masadan kalk ve bir daha asla oturma” deniliyor!..
Tabanı olmayan iki derneğe söyletilse de, bu görüşlerin ‘bildik merkez’e ait olduğu kesin…
O merkezin hedefinde ise İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve temsil ettiği çözüm güçleri var.
Okunan metnin içeriği, ‘federal çözüm’le ilgili ne varsa, tümünün reddedilmesini öngörüyor.
Bunu açık bir dille söylemiyor, dolambaçlı ve ötekileştirici üslupla anlatıyor.
**
Neler söylendiğine biraz yakından bakalım…
“Cumhuriyetten eyalet statüsüne geçmek…”
Annan Planı tartışılırken çözüm karşıtlarının ‘oluşturucu devlet’e karşı çıkarken kullandığı argümanın aynısı… KKTC ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti de ‘kurucu ortaklar’ pozisyonu alacak ve ortak çatı da dışta tek temsiliyete sahip olacaktı. Kuzeyin de, Güneyin de statükocuları birlikte karşı çıkmaya devam ediyorlar buna…
“Vatan topraklarını küçültmek…”
Yani toprak tavizine karşı çıkmaya devam ediyor ulusalcı çevreler… ‘Bir çakıl taşı vermeyiz’ siyaseti yani…
“Garanti Antlaşmalarını ortadan kaldırmak ve halkı azınlık haline getirmek…”
Son 50 senedir bu cenahın değişmeyen, bildik argümanları…
**
Eroğlu Cenevre’ye giderken bu cenah neden ses çıkarmaya başladı acaba?
Yoksa ‘bir şey’ mi olacak?
Yok, bir şey olmayacak Cenevre’de…
Çözüm yönünde bir adım atılmayacak.
Zira öyle bir konjonktür yok…
İç ve dış unsurların çözüm için ciddi bir baskısı, yönlendirmesi yok.
Aksine, ‘çözümsüzlüğün kalıcılaşması’na dönük sessiz bir ittifak var sanki…
Cenevre sonrasında buna dönük bazı gelişmeler yaşanabilir.
Ankara Protokolü’nün uygulanması ile birlikte TC (Türkiye Cumhuriyeti)-KC (Kıbrıs Cumhuriyeti) kavuşmasını izleyebiliriz pek yakında…
Sermayeleri birbirini keşfetti zaten…
Bu coğrafyanın dayattığı işbirliğinin keyfini çıkaracak güneyimizdeki sermaye ile kuzeyimizdeki sermaye…
Bizimkilerinse dudağı uçuklayacak bunları tribünden izlerken!..
**
‘KKTC’yi yaşatmacı ve tanıtmacı’ derneklere söylettirilenler, çözümsüzlüğün devamı ve Kıbrıslı Türklerin yok oluşunu da içeren planın gereğidir.
Eğer bu başarılırsa, Kıbrıs’ta artık TC-KC uzlaşısından söz edilebilecek sadece…
Müzakere masasında Ankara ile Lefkoşa olacak.
Zaten ‘muhatap’ olarak Ankara’yı istemiyor muydu Kıbrıs Rum siyasi eliti?
Buyursunlar…
Yeşil Hat, TC ile KC’yi ayıracak o zaman...
Eroğlu da, Talat da, ‘sahte devlet’ de, ‘işgal altında inim inim inleyen yurttaşlar’ da olmayacak ara yerde…
‘Yerleşikler’ meselesi de köküyle birlikte hallolacak…
Onlar erecek muradına.
‘KKTC’yi yaşatma ve tanıtmacılar’ da kerevet arayacaklar, çıkmaya…
Ben da bıraktım da geldim!..

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 757 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler