1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. KKTC’de Mesleki Eğitim ve Ötesi
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC’de Mesleki Eğitim ve Ötesi

A+A-

Bir ülkedeki işsizlik sorununa bakışınız, o ülkedeki mesleki eğitime verdiğiniz önemle ilişkilidir. Ne var ki KKTC ile Türkiye arasında imzalanan ve Mecliste oy çokluğu ile onaylanan işgücü anlaşmasının ülkemizdeki mesleki eğitime ciddi darbe vuracağı tartışılmaktadır. Dahası bu tartışmalar sürerken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner ülkedeki toplam işsiz sayısının da 8.500 olduğunu açıklamıştır.

Aşağıdaki verilere göz attıktan sonra bu rakamın ne derece gerçekçi olduğuna siz karar verin.

  • 2016 yılındaki 60 kişilik öğretmenlik münhali için 1060 kişi başvurdu.
  • 2017 Haziran ayında ülkemizdeki üniversitelerden toplam 400’e yakın yeni avukat yükseköğrenimlerini tamamlayıp mezun olacak.
  • Birçok öğretmenlik alanı ve hukuk eğitimin yanında işletme, mimarlık, beslenme diyetetik, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, hakla ilişkiler ve tanıtım, radyo-TV-sinema, uluslararası ilişkiler, uluslararası işletme, grafik tasarım, fizyoterapi ve rehabilitasyon, eczacılık, elektrik – elektronik mühendisliği alanları 2017-2016 yılında ihtiyaç fazlası olarak ilan edilmiş durumda. Yani bu alanlarda gereğinden çok fazla sayıda yetişmiş insan gücümüz var.

Hal böyle iken ülkemizdeki işsiz sayısının sadece 8.500 olduğunu söylemek ne kadar anlamlı bilemiyorum. Çünkü bu 8.500’ün yanında mezun olduğu alanının dışında kendine iş arayan binlerce genç insandan daha bahsetmek mümkündür.

Kısacası KKTC’nin iş dünyası darmadağın bir durumdadır. Çünkü gizli işsizliğin boyutları sanılandan çok daha büyüktür.  Zira işi var gibi göründüğü, hatta yararlı şeyler üretimine yardımcı olduğu halde, verimli olduğunu düşünmeyen, çalıştığı iş kolunda mutlu olmayan çok sayıda genç insanımız vardır.

Yukarıda okuduklarınız temelinde yönlendirmeden yoksun bir eğitim anlayışı, mesleki teknik öğretimin önemini kavrayamamış bir toplumsal yapılaşma ve hatalı politikalar yatmaktadır.

Bugün itibariyle ülkemizde 10.465 lise öğrencisi bulunmaktadır. Bunların 7.195’i genel ortaöğretim liselerinde eğitim alırken sadece 3.270’i meslek liselerindedir. Başka bir ifadeyle lise öğrencilerimizin; %69’u gene ortaöğretim, %31’i mesleki teknik eğitim kademesinde yer almaktadır. Çağdaş eğitim sistemlerinde bu oranlar, tam tersi konumdadır. 

Peki, ama nasıl bir mesleki eğitimde sahip olmalıyız?

Aslında bu soruya verilecek yanıt bütün netliğiyle ortadadır ve ivedilikle hayata geçirilmesini beklemektedir. Zaten aksi durumda üretim açısından ciddi sıkıntılar yaşayan KKTC’yi tek bir ürünü bile üretemez, tek bir iş kolunda bile nitelikli verim veremez hale getirmiş olacağız.

İşte mesleki teknik öğretimde atılması gereken adımlar:

  • Tüm işkolu alanlarında AB yeterlilik çerçevesi esas alınarak her meslek alanı için yeterlilikler ilan edilmelidir.
  • Mesleki Yeterlilik Kurulu ivedilikle kurulmalıdır. Her meslek alanı belgelendirilmeli, ilgili meslek alanında sadece sertifikaya sahip olan kişilerin çalışabilmesi sağlayacak yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Başka bir ifadeyle istihdamda, mesleki sertifika yasal zorunluluk haline getirilmelidir.
  • Mevcut meslek liselerindeki alan ve dallara yönelik sektör ihtiyaç analizi düzenlenmeli, bu kapsamda hazırlanacak bir stratejik planla, alan ve dallar yeniden yapılandırılmalıdır.
  • Yaygın eğitim kapsamındaki programlar yaşam boyu eğitim altında sertifikasyon sistemine dahil edilmeli, yetişkin bireylerin de bu sertifikasyonlara sahip olması sağlanmalıdır.
  • Eğitim sisteminin her alan ve kademesinde yönlendirme yer almalı ve yükseköğretime geçişler bütünlüklü olarak planlanmalıdır.
  • Mesleki eğitime pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Ve bütün bunların yanında kendi insanını görmezden gelen, onun ilgi ve ihtiyaçlarına kulak vermeyen, ülkedeki kurumları hiçe sayarak yurt dışından işgücü getirilmesine neden olacak politikaları hayata geçiren anlayışlar terk edilmelidir. Çünkü böylesi anlayışlar:

  1. Çalışma yaşamında kayıt dışılığı artırır.
  2. Ülkedeki işsizlik sorununu daha da derinleştirir.
  3. Genç insanların tamamen üretimden kopmasına neden olur.
  4. Ülkenin mesleki teknik eğitimine kapatılmaz derin yaralar açar.

Biliyor muydunuz?

Kültürlerarası Yeterlilik İçin 3 Temel Kavram

Eğitim bilimi literatürü “Kültürlerarası Yeterlilik” için üç temel kavramı öne çıkartmaktadır. İşte bu kavramlar:

  1. Kültürlerarası duyarlılık: Kişinin farklı kültüre sahip kişilerle etkileşim kurmadan önce, etkileşim sırasında ve sonrasında olumlu duygulara sahip olmasını ve farklılıklara saygı duymasını ifade etmektedir.
     
  2. Kültürlerarası uyanıklık: Kişinin kendi kültürü ve iletişim kurduğu kişinin kültürünün birbirlerinin düşünce ve duygularını nasıl etkileyeceğini anlamasını ve farklılıkların farkında olmasını açıklamaktadır.
     
  3. Kültürlerarası beceriklilik: Farklı kültürlerden kişilerle etkileşim içine girildiğinde, sözlü ve sözsüz iletişim becerilerini kullanarak etkin olmayı ifade etmektedir.

Aklınızda Bulunsun

Öğrenci İçin Mayıs ve Haziran Ayları

Mayıs ve Haziran baharın ve yazın sembolü aylardır. Ancak inanın bana öğrenciler için durum pek öyle değildir. Neden mi?

Bütün bir öğretim yılı boyunca öğrencilerin en sık duyduğu kelimeler “sus-konuşma” olmuştur. Tam Mayıs ve Haziran geldi öğretim dönemi bitti, artık güzel bir tatil bizi bekliyor hayalleri kurarken, karşılaştıkları gerçekler çok farklı şeyler anlatmaktadır. Çünkü bu ayların öğrenci literatüründeki diğer adı sınavla eşdeğerdir. Bu aylardaki sınavlara hep beraber bir bakalım isterseniz:

İlkokul öğrencisiyseniz zaten kolej giriş sınavı yükü omuzlarınızdadır. İşte bu yükün en büyük basamağı olan KGS-Final, Haziran ayının ilk haftasındadır…

Ortaokul öğrencisiyseniz karşılaşacağınız sınav sayısı daha da artmıştır. Dönem Sonu Sınavları, Bütünleme Sınavları derken Fen lisesi veya Anadolu lisesinde okumak istiyorsanız Haziran aynın son haftasında girmeniz gereken bir de Yerleştirme Sınavı…

Lise öğrencisiyseniz durum daha da vahimdir. Dönem Sonu ve Bütünleme Sınavları şöyle dursun, YGS, LYS, GCE, IGCSE ve daha birçok kısaltmadan oluşan plansız, programsız bir geleceğe doğru kanat çırpmak için sınavlarla cebelleşmek gerekmektedir.

Bunların hiçbiri olmazsa yine de; “gel üniversiteli ol, ihtiyaçların, yeteneğin ve isteklerin çok önemli değil, diplomalı ol ama aynı zamanda işsiz de ol” diyen bir anlayışla karşı karşıyadır öğrenci…

Ve eğer Mayıs ve Haziran aylarındaki sınavlar izin verirse “genç” olmak da istemektedir…

 

Bu yazı toplam 1157 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar