1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘KKTC’ yurttaşlığına bu ilgi acaba neden?
‘KKTC’ yurttaşlığına bu ilgi acaba neden?

‘KKTC’ yurttaşlığına bu ilgi acaba neden?

“Neden KKTC vatandaşlığı almaya bu kadar çok ilgi var...” Bu sorunun yanıtını vererek yola çıkmalıyız, önce... Çünkü dünyada hiçbir ülkenin tanımadığı bir yurttaşlık bu... Türkiye’de “KKTC” vatandaşı statüsünde, bir futbol

A+A-

 

 

 

“Neden KKTC vatandaşlığı almaya bu kadar çok ilgi var...”

Bu sorunun yanıtını vererek yola çıkmalıyız, önce... Çünkü dünyada hiçbir ülkenin tanımadığı bir yurttaşlık bu...

Türkiye’de “KKTC” vatandaşı statüsünde, bir futbol takımında lisans dahi çıkaramazsınız örneğin...

Çok beğenirlerse sizi, TC yurttaşı yapar, öyle sürerler sahaya...

 

***

 

Peki, bu ilgi niye?

Birkaç sebebi var...

Birincisi, “otorite” olmaması!..

Adaya “turist” olarak gelen, istediği kadar kalabiliyor, çalışmaya başlıyor, iş kuruyor...

Sonra, “Bu kadar senedir ülkedeyim niye yurttaş olmuyorum” diye hesap soruyor.

Peki, niye illa ki “vatandaşlık” ?

Çünkü “kendi adına” iş kuramıyor, istismara uğruyor, sömürülüyor. Birileri, yurttaşlık avantajını, “bürokratik” olarak kullanarak, başkalarının sırtından para kazanıyor.

Çünkü “çalışma izni, ikamet izni” işlemleri işkenceye dönüştüğü için insanlar beziyor!..

Bir de ev alamıyor, kendi adına...

Burs alamıyor... Ve “seçmenlik” gibi artık “rant”a dönüşen bir “avantajdan” mahrum kalıyor...

“Yurttaşlığa olan ilginin” sebepleri kalksa orta yerden, talep de kalkacak yani!.. Bu “sebepler”e yoğunlaşmak gerekiyor!..

 

 


 

 

Yaşasın!...

 

Bir sevinç, bir çığlık mahallede, apartmanda, evde... Herkeste bir coşku, bir telaş...

Nasıl bir mutluluk, anlatamam...

Bayramın ilk günü böylesi bir hareket yoktu.

Son günü, sabah sabah, nasıl çığlıklar atıyor herkes...

“Bekledim de gelmedin” şarkısının ardından, duyan da sanacak ki “Ayşe tatile çıktı” (!)

Saatler bir saat geri alındı ya...

“Herhalde” diyorum, “dengesi bozuldu ahalinin...”

Yok yok!.. Öyle böyle değil...

Herkes bağırıyor...

Sesler geliyor dışarıdan, “Buyurunuz, kahve içiniz... Çörek, hellim kahvaltı hazırlayalım...”

Bir ısrar bir ısrar ki:

- “Ne olur, bir yorgunluk kahvesi....”

“Neler oluyor” diyorum...

Çığlık çığlığa geliyor yanıt:

“Kalk, uyan, mahalleye çöpçüler geldi....”

 

***

 

Şimdi Erkin Koray olsa, “aşkımı süpürdüler” diyecek hayıflanacak ya...

Bizimki öyle değil... Geçtim Erkin Koray’ı, Tayyip Erdoğan gelse bizim mahalleye, bu coşku yaşanmazdı, inanın ki!.. Ah Nasreddin Hoca, tam senlik bu hikaye...

 

 

 


 

Notcuklarım

 

‘Cumhuriyet’

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü bugün, 29 Ekim!..

Türkiye, dünyada önemli bir güç haline geldi, ekonomiden sanata, spordan bilime çok ama çok ilerledi...

Tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının, bu anlamlı gününü kutluyorum.

Ve cesaretle söylüyorum, bir kez daha:

29 Ekim, Kıbrıs’ta “resmi tatil” günlerinden artık çıkarılması gerekiyor, 30 Ağustos gibi...

Tören yerine de, TC Lefkoşa Büyükelçiliği’ndeki resepsiyona katılım olmalı ve Türkiye-Kıbrıs ilişkisine dair konferanslar, paneller...

 

***

Ve Haşmet Babaoğlu’nun önceki günkü yazısına bırakıyorum sözü...

... Cumhuriyet, kesinkes anlaşılmıştır ki, bir yönetim biçimi olarak zaferin değil, yenilginin adıdır. Bir idealin mutlak yenilgisinin...

Hani okullarda en temel ders olarak okutuyorlar ya... Cumhuriyet, halkın (cumhur) yönetimidir diye...

Cumhuriyet, bir saltanatın, bir zümrenin, bir kişinin iradesi yerine "herkesin iradesi"nin siyasal temsilidir diye...

Tamam! Tamam da, insanlık bunca badireler atlattıktan sonra, demokrasilerde bile, o "herkesin iradesi" denen şey ortalıkta pek gözükmüyor...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 984 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler