1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “KKTC-TC ilişkileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensipleri çerçevesinde kurulmalı”
“KKTC-TC ilişkileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensipleri çerçevesinde kurulmalı”

“KKTC-TC ilişkileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensipleri çerçevesinde kurulmalı”

DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen  Kıbrıs’ın kuzeyinde 22 Ocak’ta Afrika gazetesi ve Meclis genelinde yaşanan olayları YENİDÜZEN için yorumladı

A+A-

DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen Kıbrıs’ın kuzeyinde 22 Ocak’ta Afrika gazetesi ve Meclis genelinde yaşanan olayları YENİDÜZEN için yorumladı

Didem MENTEŞ

 

Prof. Dr. Ahmet Sözen, demokratik ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olunduğu iddia edilen bir ülkede, bir konuda bir suç unsuru varsa bunun ancak hukuk çerçevesinde çözebileceğinin altını çizen Sözen, yaşananlardan sonra önümüzdeki süreçte KKTC-TC ilişkileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensipleri çerçevesinde kurulması gerektiğini söyledi.

Sözen, şöyle konuştu: “Gerek Afrika gazetesinin Türkiye’nin Afrin askeri operasyonu ile ilgili attığı başlığa yapılan protestolar sırasında kullanılan şiddet olayları, gerekse Meclis’in içerisinde ve de dışarısında cereyan eden protestolardaki sergilenen davranışlar bir biriye bağlantılıdır diye düşünmekteyim. Bu olaylar özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bursa’da yaptığı konuşmada Afrika gazetesinin manşeti ile ilgili söyledikleri üzerine burada bazı grupların bundan ders çıkarıp üzerine vazife almalarının sonucudur. Yani bu olayları tetikleyen unsur Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bursa konuşmasında verdiği mesajlardır diye düşünüyorum. Ve tabi ki, bu mesajları Kıbrıs’ta alıp kendine vazife çıkaran grupların bu konuda provokasyonları yükseltmesi ve bir grup insanı sokağa döküp işleri tırmandırmasıdır. Afrika gazetesinin attığı başlık yeni bir şey değildir. Bir başka değişle, Afrika gazetesinin 1974 Türkiye’nin askeri müdahalesini bir işgal olarak nitelendirmesi yeni bir şey değildir. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, bu gazetenin siyasi duruşu bu eksendedir. Eğer siz demokratik bir ülke olduğunuzu iddia ediyorsanız, veya en azından hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olduğunuzu iddia ediyorsanız, bir konuda bir suç unsuru varsa siz o konuyu ancak ve ancak hukuk çerçevesinde çözebilirsiniz. Örneğin, Afrika gazetesinin kullandığı başlıkta ve haberde basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ve suç teşkil eden bir unsur bulursanız bunu ancak hukuk yoluyla çözersiniz. Yoksa, bazı gruplara “gereğini yapma” özgürlüğü tanırsanız, o zaman ne siz bir demokrasisiniz ne de o ülkede hukuktan bahsedebilirsiniz.  Gerçek demokrasilerde ve hukukun üstünlüğünün tam olarak tesis edildiği ülkelerde, bazı prensipleri uygularken “ama”sız uygulamanız gerekir. Birçok kez bazı söylemler hoşunuza gitmese de, nahoş olarak görseniz dahi veya dünya görüşünüze, ideolojinize aykırı gelse de, bu konuların üzerine şiddet kullanarak ve devletin yetkili kurumlarının dışında özellikle de insanları provoke ederek şiddet kullanmalarına göz yumamazsınız.   Hatırlayınız, Annan planı referandumu öncesi bu toplum ikiye bölünmesine rağmen gerek Annan planı lehine gerekse aleyhine yapılan çok sayıda on binlerce insanın katıldığı mitingler ve gösteriler yapıldı ve tüm bunlar oldukça demokratik ortamlarda kimsenin burnu bile kanamadan gerçekleşti. Bunlar önemli dersler ve tecrübelerdir. Afrika gazetesinin manşetini beğenmeyenler çıkabilir ve bunu protesto etmek isteyenler de olabilir. Ancak bu şiddet kullanmadan ve barışçı bir şekilde olması gerekir. Tabi bunu da sağlayanların başında emniyet kuvvetleri gelir. Emniyet kuvvetleri bu protestoların şiddet boyutuna varmaması için orda olmalıdır. Asli görevi de budur. Bu gibi durumlarda nasıl davranması gerektiği konusunda da eğitim almıştır.  Ancak, gerek Afrika gazetesi, gerekse Meclis’te yaşanan olaylarda maalesef emniyet kuvvetleri üzerine düşeni yapamamıştır. Örneğin, Gazete’nin taşa tutulması, camlarının ve tabelasının yerle bir edilmesi; Meclis salonuna bayraklı insanların girip, oturumu engelleyecek şekilde slogan atabilmeleri, Meclis’in damına çıkıp bayrak açabilmeleri, bütün bunlar olmadan emniyet güçleri tarafından engellenmesi gerekirdi. Ve tabi bu olayların en başından engellenmesini sağlayacak diğer unsur da siyasi partiler ve geniş anlamda siyasal elitlerdir ki buna medya da dahildir. Ancak, içeride bazı siyasi grupların ve siyasal elitlerin kendi çıkarları doğrultusunda şiddet olaylarına çanak tutması da buralarda şiddet kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Gerek Türkiye’nin bugünkü tansiyonu yüksek siyasal haritası, gerekse Kıbrıs’ta yükselen siyasi kutuplaşma, maalesef önümüzdeki dönemin çok kırılgan olduğuna işaret etmektedir. O yüzden, gerek kurulacak olan hükümetin, gerekse muhalefet partilerinin ve diğer siyasal elitlerin, medya ve sivil toplum örgütlerinin sorumluluklarının farkında olarak, demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensipleri çerçevesinde hareket etmeleri, duygusallıktan ve basma kalıp sloganlardan ve genellemelerden uzak, soğukkanlı ve toplumun farklı kesimlerinin kaygı ve duygularına hassaslıkla yaklaşarak hareket etmeleri gerekmektedir. Ö yüzden, KKTC-TC ilişkileri de bu prensipler üzerine kurulmalı ve bu konuda her iki tarafın serinkanlı ve rasyonel davranması gerekir diye düşünmekteyim” 

 

ozel-haber-gorsel-282.jpg

 

Bu haber toplam 1313 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler