1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kimya Politikası
Kimya Politikası

Kimya Politikası

Biz kimyayı lisede okuduk. Sağolsun hocamız kendisine has yöntemlerle kimya förmüllerini öğretirdi. H2SO4’ü, yani sülfürik asiti “Hasan2, Salak Osman4” diye öğretmişti... Hala hatırlıyorum... Sonra arkadaşlar arasındaki ilişkileri ta

A+A-

 

 

Biz kimyayı lisede okuduk.

Sağolsun hocamız kendisine has yöntemlerle kimya förmüllerini öğretirdi.

H2SO4’ü, yani sülfürik asiti “Hasan2, Salak Osman4” diye öğretmişti...

Hala hatırlıyorum...

Sonra arkadaşlar arasındaki ilişkileri tanımlamada karşıma çıktı “kimya” sözcüğü.

“Ahmet, Ayşe, Fatma... ile kimyamız uydu.” gibisinden ifadeler arkadaşlar arasındaki samimiyeti, iyi anlaşabildiklerini gösterir oldu...

Ama siyasette “kimya” sözcüğünün kullanıldığını yeni duydum.

Egemen Bağış, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Başbakan İrsen Küçük’ün kimyalarının uyduğunu açıkladı.

İki başbakanın kimyası nasıl uydu? Anlamış değilim.

Çok samimi, canciğer dost, arkadaş mılar?

Siyasette kimya nasıl olur?

Anlaşılan odur ki “Anavatan-yavruvatan” politikaları yetmedi, “kimya” politikalarıyla da İrsen Küçük’ü desteklemek istiyorlar.

  AK Parti öncelikle Beşir Atalay aracılığıyla İrsen Küçük’ü destekledi. Daha sonra su projesiyle... Baktı yeterli olmuyor “Suyla beraber elektrik de verecem.” dedi. Yine yeterli olmadı. Bakanları, delegeleri ikna etti... Yetmedi. Şimdi de kimya politikasını ortaya attı. Yani iki başbakan çok iyi anlaşıyorlar, ahbaplar... Erdoğan’ın karizmasından, gücünden, rüzgarından... Küçük de yararlanıp yeniden seçilmesi umulmaktadır.

Ancak AK Parti’nin UBP’nin iç işlerine bu denli karışması doğru değildir. Bu aynı zamanda demokrasiye müdahale, demokrasinin sağlıklı çalışmasını engellemektedir.

Başbakanın kimyası değil, demokrasinin kimyası önemli olmalıdır. Eğer demokrasi sağlıklı gelişir ve iyi işlerse sorunları çözecek olan, topluma yararlı olan seçilecektir. İyi olan başa gelecek, kötü olan gidecek... İstikrar İrsen Küçük’ün yeniden seçilmesi değildir. Demokrasinin sağlıklı gelişmesidir.

Eğer müdahale ederseniz, demek ki “demokratik yollarla seçilemeyecek” anlayışı  ortaya çıkmaktadır.

Ne var ki AK Parti tüm gücüyle, başbakanıyla, bakanlarıyla su, elektrik projeleriyle... hatta kimyasıyla İrsen Küçük’ü desteklemesine rağmen, dün KADEM tarafından yapılan bir anketin sonuçlarına göre Kaşif’e %35 civarı bir destek olduğu görülmektedir. Eğer kurultayda da buna yakın bir sonuç çıkarsa, AK Parti ve İrsen Küçük tekrardan düşünmeleri gerekmektedir.

Tüm baskılara, kimyalara rağmen AK Parti’nin Kıbrıs’a dönük uyguladığı ekonomik, sosyal, kültürel politikalara sağ partilerin içinden de muhalefetin yükseldiğine dair önemli bir ipucu vermektedir.

Kaşif’in adaylıktan çekilmeden sonuna kadar mücadelesini sürdürmesi gerekmektedir. İradesine sahip çıkması gerekmektedir. “Adam ol!” diyerek eleştirdiği bakanlar gibi o da dönmemelidir, vaz geçmemelidir. AK Parti’ye  ve Küçük’e rağmen, iki başbakana rağmen delegeden %30 civarı destek alsa bile, buna değer.

AK Parti ise istikrarı, kimyayı İrsen Küçük’te değil, demokraside aramalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 918 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler