1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kimliğimin Üzerindeki Perde…
Kimliğimin Üzerindeki Perde…

Kimliğimin Üzerindeki Perde…

Anlatması zor… Güneşin ışıltısı tüm şehvetiyle ovaları, yeri, göğü ve insanları kışkırtsa bile, yine de adını koyamadığım tuhaf bir durum var. Görüyorum. Hissedebiliyorum… İnsanlar yalnız ve suskun, ben bunu çözemiyorum. Karar verdim,

A+A-

 

 

Anlatması zor…

Güneşin ışıltısı tüm şehvetiyle ovaları, yeri, göğü ve  insanları kışkırtsa bile, yine de adını koyamadığım tuhaf bir durum var.

Görüyorum.

Hissedebiliyorum…

İnsanlar yalnız ve suskun, ben bunu çözemiyorum. 

Karar verdim, mutlaka konuşacağım, birisiyle. 

Bu durumu belki çözemem ama en azından ne olup bittiğini anlayabilirim.

Köyün kahvesinin önünde duruyorum ve düşünüyorum,

Kimle konuşsam diye…

Köyün ileri geleni, başlıyor konuşmaya...

Zaman zaman, derin bir özlem duyulurmuş geçmişte kalan bir insana…

Zaman zaman insanın içini acıtmayan ama huzursuz eden bir duygu sararmış…

Özlenilen insanın belli bir adı, bir yüzü yok.

Bu insanlar, ya savaşta ölmüş, ya kaybolmuş veya katledilmiş olanlardır.

Kıbrıs’ın her taşında, toprağının her karesinde, bu iz var.

Korkutucu olan bu özlem ve hüznü her insan hissedebilir aslında.

Onların yakınlarıyla konuştuğun zaman, yüzlerde geçmeyen kederden etkilenmemen mümkün değil.

Üzülürsün tıpkı benim üzüldüğüm gibi…

Bu kadar acı ve keder reva mı, diye düşünürsün.

Ne savaşlar olmuş yıllar evvel, ne yürekler dağılmış.

Hepsi de kimlik ve toprak parçası içindi…

Hemen hemen, tüm kasaba ve köylerde, aileden mutlak bir kayıp var.

İnsanların hissettiği yalnızlık, terk edilmişlik duygusu, hep aynı görüntüye sahip; ders bitti ve okul boşaldı. 

Bomboş sınıflar ve sessizlik. Üstelik tesellisi olmayan bir şey…

Kim gidenin yerini alabilir?

Kimi onun yerine koyabilirsiniz? 

Hatırladım…

Kapalı bölgedeki Maraş’ı hatırladım.

Onu ilk kez gördüğüm zaman, gerçekten ürkmüştüm.

Ruhumun aydınlık görünen yerinde beni rahatsız edecek derecede ihanet, terk edilmişlik gibi  duygular fırtına gibi esip geçmişti.

Evet, aynı şeydi. Ders bitti  ve okul boşaldı. Beton yığını ve korkunç bir sessizlik…

Alışılmadık bir görüntü ve durum.

Savaş…

Yaşandı ve bitti.

Cevabını bildiğim soruları hiç sormam.

Cevabını bildiğim soruları ayrıca yanıtlamam, sessiz kalırım, yorum yapmam.

Bu da öyle bir şey…

Düşünürsünüz, geçmişi.

Bir yazımda yazmıştım, geçmişle artık savaşmayın, uğraşmayın diye,

geçmiş zaten adı üzerinde, Geçmiş…

Tüm bunlara rağmen, göz ardı etmememiz gereken bir şey var.

İnsan geçmişini bugüne taşır.

Bugünden ise geleceğe…

Uluslar da böyledir.

Geçmiş bizi şekillendiriyor, hayat kavgamızı, kimlik savaşımızı ve aidiyet duygumuzu…  

İnsanların vurdumduymazlığı, çıkarcılığı ve cahilliği yüzünden " kötü muameleyle" hırpalanmış ve eskitilmiş "aidiyet" sözcüğünün, üzerinde birikenleri sildiğimiz zaman, altından çıkacak olan ihtişamlı ve karışık duygu, benliğimizde bizi tahmin edemeyeceğimiz yerlere götürecektir.

Belki o zaman, adı konulamayan bu özlem, son bulmayacak fakat bu kadar hüzünlü ve ıstıraplı olmayacak.

Tüm kavga ve mücadele, sadece kimlik için yapılmıştı.

Yapılmamış mıydı?

        

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 651 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler